|
|
- andoskopi de denir.organları,doğal kanalları bedenin bazı boşluklarını organizma içine sokulan ve bir ışık kaynağıyla donatılmış olan endoskop adlı aygıtla görerek inceleme yöntemidir.
- endoskopi terimi uygulandığı organlara göre de isim değiştirebilir.. örneğin:
eklem içerisine yapılırsa artroskopi, gırtlağa yapılırsa laryngoskopi, götten yapılırsa rektoskopi adını alır. ama genel manada bunların hepsi birer endoskopi tekniğidir..
- mide ile ilgili rahatsızlıkların teşhisinde çoğunlukla kullanılan yöntem.
- midenin izlenmesi için hortum yutmak
- sinüslerin ve geniz etinin görüntülenmesini sağlamak için uygulandığında feci şekilde acı veren bir yöntemdir.
zira burnunuzdan içeri 30 santimlik bir demir çubuk girmektedir. çubuğun burnunuzdaki kemiklere her değişinde acıdan zıplarsınız, bu sefer demir daha çok zarar verir, bir taraftan kanlar akar, gözünüzden sürekli yaşlar gelir, burnunuza sıkılan sprey yüzünden her yeriniz uyuşur, konuşamaz ve yutkunamazsınız.
- ağzın altına tas tarzı birşey konur ki,mide bulantısından dolayı gelen kusmuklar oraya buraya saçılmasın..
- (bkz: dormicum)
- efendim bugün itibariyle tecrübe ettiğim, adının gastroendoskopi olduğunu tahmin ettiğim mideye uygulanan edoskopiyi anlatayım.
öncelikle pis bişeydir. ortalık salya sümük * kusmuk dolar. başınızın altına bir kağıt havlu konur. bunun amacının temizlik olduğu iddia edilse de pisliklerin yüzünüze gözünüze bulaşması içindir aslında.
sedyeye oturduktan sonra diş hekimlerinin iğneden önce ağzınıza sıktığı * uyuşturucu madde sıkılır. bunu yutmanız istenir ve böylelikle gırlağınız yutağını vs. uyuşur hep. yavaş yavaş yutkunmakta güçlük çektiğinizi ve bu yüzden tükrüğünüzün boğazınıza kaçıp sizi boğabileceğini zannedebilirsiniz, saçmalamayın amına koyim. herkes boğuluyo o zaman edoskopide. gerçek şudur: aslında yutkunursunuz ama boğazınız uyuşmuş olduğu için hissedemezsiniz.
daha sonra sedyeye yan yatarsınız. altta kalan kolunuzu geriye uzatmanız, üstte kalan dizinizi karnınıza çemeniz söylenir. bunun ardından ağzınıza bişey verilir. edoskopun borusu değildir bu. daha kısa ve daha geniş bir borudur ve dişlerinizle sıkmanız istenir. böylece edoskopun borusu dudaklarınıza sürtünmez ve rahat bir çalışma ortamı oluşur. yalnız bu noktada dikkat. ağzıınıza sıkılan fıs fıs nedeniyle dudaklarınız da uyuştuğu için bu plastik aparatı ısırırken araya dudağınızı alıp onu da ısırabilir ve farketmeden yaralayabilirsiniz.
geldik işin can alıcı noktasına... ucu ışıklı "pıssss" diye ses çıkaran, serçe parmak kalınlığında bir boru üzerinize gelmeye başlar. gırtlağınız uyuşmuş olduğu için bunun bir sorun yaratmayacağını snarken hemşirenin "öğürmeyin" şeklindeki peşin uyarısı ağzınıza sıçar. yine de müsterih olunuz, zira öğürürsünüz, kusma hissini yaşarsınız ancak bu sizi pek rahatsız etmez. hatta kusarsınız ama bu sizi yine de beklediğiniz kadar rahatsız etmez, kustuğunuzdan emin bile olamazsınız.
efendim hortum gırtlağınızda bir ileri bir geri oynamaya başlar. dişinizi sıkarsınız (dudakla berber de olabilir bu). gözünüzden bir damla yaş süzülür, kusmuğunuz için konan kağıt havluya düşer. daha önce de dediğim gibi büyük bir ızdırap yoktur sadece daha önce yaşamadığınız bir his olduğundan (deep throat tecrübesi olanları tenzi ediyorum) biraz korkarsınız. efendim bu aşamada sürekli kusacak gibi olursunuz ama aslında kusacak gibi değilsinizdir. o gazdır. geğirirsiniz sorun kalmaz. hatta oldukça rahatlarsınız.
bir ara hotum oldukça dibe iner. korkmayın götünüzden çıkmayacaktır. yine kormayın ama bunun sebebi midenizden parça alınacak olmasıdır. o hortumun bir ucundan ince bir tel benzeri cihaz sokulur, midenize iner. eğer ki monitörden olan biteni seyretmiyorsanız parçanın alındığını farketmezsiniz bile.
bu aşama da halledildikten sonra artık az kalmıştır. bir kaç ileri geri hareket ve resim çekimi tamamlandıktan sonra hortum ağzınızdan çıkarılır, diğer aprat ağzınızdan alınır (eğer üzerinde kan varsa kormayın. beni dinlemeyip dudağınızı ısırmışsınızdır.) kalkınca gördüğünüz salya, sümük vs. karşısında "hey maşşallah" diyebilecek kadar iyi durumdasınızdır.
yüzünüzü gözünüzü sildikten sonra midenizi geldiğiniz zamanki halinde daha iyi hissediyor olursunuz. bunun sebebi kumuş olmanız olabilir. tam bilemiyorum. gidip beyti yiyebilirsiniz. bir sorun yaşamazsınız. tabi aradan bir saat kadar geçsin ondan sonra sigara bile içersiniz.
bir dahaki tori'yle tıp saatine kadar esen kalın.
- iğrenç bir olaydır. kimi doktor sadece bir spreyle uyuşturur boğazınızı acı çekmemeniz için lakin öğürtü halinde olan siz yani kurban kişi koca kabloyu yutmuş olmanın verdiği acıyla gözyaşına boğulursunuz. ağzınız dolu olduğu için sesiniz de çıkamaz. başınızda dikilmekte olan sevgili doktorunuz sadist ve acımasızsa paylar sizi güzel bir şekilde canınızın acıdığını insani bir şekilde belli ettiğiniz için. zaten bir de para koparmak için bu operasyonu uygulayan doktorlar da vardır ki ondan ne size ne bir başkasına hayır gelebilir. nitekim aynı yıl içinde üç farklı doktor bir de ben sokayım diye uyguluyorsa bu operasyonu üstünüzde, durup düşünmeniz lazım gelir kabloyu yutmanız gerektiği söylendiği vakit. sonuçta elinizde raporları vardır önceki endoskopilerinizin ve doktor bunlardan gerekli bilgileri edinebilir. amma velakin yetinmez işte... he, kimi doktorsa demin bahsettiğim önüne geleni kesip biçen, deneme tahtası gibi gören kasap türü doktorlardan farklıdır. yarı anestezi uygular hastaya en azından ve siz gözleriniz açık, yarı uyku halinde olayın ne zaman başlayıp bittiğini anlamadan gerekli olan işlemi yerine getirir. sadece sonradan yutkunurken küçük bir acı vuku bulur boğazınızda.
bir de bu endoskopinin bağırsak ülseri ve benzeri rahatsızlıklarda uygulandığı durumlar vardır ki...
(bkz: kolonoskopi)
- insanın kulağına ilk etapta mide bulandırıcı tiksindirici, tü kaka gibi minik çaplı bir operasyon olarak gözükse de, daha dün yaptıran bir insan olaraktan kormayın, stres yapmayın, kasmayın kendinizi o kadar da abartıldığı gibi değil. hatta endoskopi odasının hemen karşısında kolonoskopi mağdurlarını görünce "benim ki de hiç bi şeymiş be mk" deyip kendisiniz en kötüsüyle avutabilirsiniz.
öncelikle endoskopi yaptıran hiçbir insana "nasıldı?" sorusunu sormayın, çünkü durumu o kadar dramatize ederler ki zaten gergin bi bünyesiniz, randevu gününe kadar türlü cinlikler gelir aklınıza, "ben nası sıyrılsam ne yapsamda kaçsam" diye bu işten iç sesinizle kara kara düşünmeye başlarsınız. bu tamamen sizin dayanma gücünüzle alakalı bi şey. he bi de midesizlik de ekleyebiliriz yanına. misal ben endoskopi yapılırken yani o siyah kaygan hortum benim midemdeyken canım feci şekilde lahmacun çekti.
hastane koridorunda derin bir sesizlik hakim olup, 50-70 yaş arası yaşlı nineler,dedeler zira mide rahatsızlığı genelde yaşlı bünyelerde baş kaldıran bir hastalıktır, yani o rutubetli, loş ışıklı, dezenfekte kokulu hastane koridorunda sizin tek genç insan olmanız da ruhsal açıdan kendinizi kötü hissetmenizi körükleyen bir başka faktördür. endişeli suratlar, ellerinde sağlık karneleri olan yurdum insanları ve duvarda asılan saatin yekovanın o tahammül edilemez tık tık tık sesi. o kadar insanın içinde endoskopiyi yaptıran ya ilk insan olun ya da son insan, bunu şiddetle tavsiye ederim. hatta mümkünse ilk siz yaptırıp midenizden alınan küçük bi cam şişeye konulan parçacığınızla gayet mutlu mesut bir şekilde gülücükler saçarak çıkın endoskopi odasından böylece bir nebze olsun diğer hastalara morel vermiş olacaksınız. ben bunu yaptım çok da etkili oluyor. eğer ilk yaptıran siz değilseniz, o koridordan hızla uzaklaşın, çünkü sizin gibi dayanıklı olmayan bedenlerin öğürtü sesleri daha çok midenizi kaldırabilir, çıkın bahçeye temiz hava alın, avludaki kuşlara yem atın filan.
girersiniz esas odaya tatlı bir hemşire ve iyi bir doktora denk gelmişseniz işiniz daha da kolaylaşır. ağzınıza uyuşturucu bir sprey sıkılır. -(buraya kadar yazılmış tüm girilerde konuyla alakalı teknik bilgi verilmiş bu yüzden detaylara girmiyorum)- bu spreyin tadı o kadar da güzel değil ama inanın tek kötü olan tarafı bu sprey. ağzınız yavaş yavaş uyuşmaya başlar. neyse yatarsınız sedyeye. ağzınıza plastik bi zımbırtı takılır. mümkün olduğunca derin derin nefes alın, ağzınızdan alıp gene ağzınızdan verin ki boğulmuş hissine kapılmayın, heycan yapmadan işlemin sonuna kadar bu rahat nefes alışverişi tekrarlayın. sonra doktor yavaş yavaş hortumu sokacak hap içmiş gibi hisseteceksiniz kendinizi. yaklaşık on dakika gibi bi sürede (midenizden parça alınması ile birlikte bu süre dilimi) işiniz bitmiştir. bu arada midenizden alınan o minnacık parça hiç bir şekilde acı vermicek ne zaman alındığını hissetmiceksiniz bile. ne bir kusmuk kalıntısı ne de bir gözyaşı göreceksiniz. çıkacaksınız gururla odadan bi süre spreyin uyuşturucu özelliğinden dolayı konuşmak da güçlük çekeceksiniz, iki saat hiç bir şey yememenizi sölicekler. o gün boyunca boğazınızda hala hortum varmış gibi hisseteceksiniz. alınacak parça viiuuu patolojiye gönderilcek ve sonra sonuçlar. hepsi bu kadar basit ve kolay tek yapmanız gereken derin nefes almak olacak, panik yapmayın *
- hastaneye aç susuz gittikten sonra (saat 14:00 sularında) doktorun ışıklı bir hortumu al bunu yut demesiyle başlayarak böğürtülerle devam edip doktorun yanındaki hemşireye bak bağırsaklarda çok güzel değilmi demesinden sonra ,hortumun midemde gezinip çıkmasıyla biten süreçtir.
- hortumu midenizde, yemek borunuzda hissetmeniz kadar iğrenç, "yutkunma" diyen doktorun aklınıza yutkunma isteğini getirmesi kadar berbat, doktor hortumu çekerken "hah bitti" diyip birden hortumu hızlıca sokmasının yarattığı kadar büyük hayal kırıklığı, doktorun ne dediğini anlamayıp hortumun midenizde bir süre daha kalmasına neden olam hemşire kadar orospu bişey olabilir mi acaba diye düşünmeme neden olan tetkik.
- 4 gün önce istanbul cerrahi hastanesinde yaptırdığım işlem. hastanenin en güzel tarafı, endoskopi işlemini direk narkozla yapıyolar, duyup duyacağınız tek acı kolunuza anjiyoked iğnesi batarken çekeceğiniz acı oluyor, narkozu bi veriyolar zaten ondan sonra selametle... işin boktan tarafına gelirsek, bu endoskopiden sonra, yeni nesil doktorlar başlamış yapmaya sanırsam, ph metre diye bi zımbırtı var, onu takıcaz bi gün kalıcak diyolar, yaptırmamanın yolu varsa sakın yaptırmayın.
şöyle ki, burun deliğinizden içeriye ince kulaklık kablosu inceliğinde bir kablo sokuyolar midenize kadar, onu orda sabitleyip bir alete bağlıyolar, o öyle 24 saat kalıyo içerde. amaç: midenin asiditesini ölçmek, bunun neticesinde uygulanacak tedaviyi belirlemek. an itibariyle bende takılı olan bu phmetre o 24 saati burnunuzdan getiriyo emin olun. sabretmek hakkaten erdemmiş...
|