yıllardan beridir "hocam bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak" savunusunun en büyük sembolü.zira bu cisimcik gerçekten bir halta yaramakta mıdır o da ayrı konu.
hücrenin protein üretimi ile ilgili organellerinden biri.lise müfredatına akıl karıştırmak amacıylan konmuş olduğu rivayet edilir.aynı zamanda öğrencilerin sınıfta dalga geçmek için en çok kullandıkları nesnedir.(diğeri noravasküler bilmem ne...)
muhtelif örnek:
---------------
hoca : sen , ne gülüyorsun , söylede hep birlikte gülelim(ulan öğrenci milleti değilmi , paso belden aşağı konuşurlar , böyle sorunca da göt gibi kalırlar , bunu yapmayı çok seviyorum , ehe)
öğrenci : hocam ne işe yarar bu endoplazmik retikulum , ben madenci olacağım , ne işe yarayacak benim kendi alanımda.
hoca : yavrucuğum eee.. bak yer altında bakteriler vardır eee... sen madenleri kazarken o bakterileri nasıl öldüreceğini düşünürken ki öldürmezsen onlar seni öldürür eee... * , işte bir ilaç yaparsın , endoplazmik retikulumları öldüren ,sonra öğreten de sen olursun eee..
öğrenci : nasıl yani hocam ? ben anlayamadım.
hoca : şimdi yavrucuğum bak bu genel kültür aslında , ama sen ne anlarım ben bundan dersen , hiçbirşey anlayamazsın ki.
öğrenci : hocam ne anlarlar dertten halden hepsi gelir neandertalden (kopma noktası)
her döneme 4.00 parolasıyla başlayan, ilk haftalarda bir dersi kesin olarak bırakan, dönemin sonlarına doğru "bari gözetimden çıksam" moduna giren bursa tan dersanesinden arkadaşım ve bölümdaşım.
önceleri ing101 dersinde sadece merhabalarla başlayan arkadaşlığımız sonrasında forum zirvesinde ilerledi..kendisi çok şirin bir insandır. o kadar da evinde ağırlamıştır bizi.. o iğrençliklerimize ortak olmuştur. burdan tekrar teşekkür ederim.
he bir de son bi isteğim var kendisinden bursada iskender. *
hocaların er olarak kısalttığı, hücre içi madde taşımacılığı yapan, granüllü ve granülsüz olarak ikiye ayrılan bir hücre organelinin isminden ibaret olan kelime.
yıllar yılı biyolojiden aklımda kalan ender şeylerden. söylemesi eğlenceli hücre zımbırtısı. bi de bunun kardeşleri vardı, efendim kofuldu, ribozomdu, sitoplazmaydı, sarkoplazmik retikulumdu. imece usulu çalışırlar, hepsinin görevleri vardır. ancak, yazımızın konusu olan endoplazmik retikulum, hücre içi salgı transferi ve protein sentezi yapar.
lisede biyoloji derslerinde hücrenin şekli çizilirken çekirdekten ve hücre zarından hemen sonra çizilen organelin adıdır.
çekirdek zarından hücre zarına kadar uzanan kıvrmlı bir yapıda çizilmeli ve granüllü olduğunu belirtmek için kırmızı kalemle üstüne ufak noktalar konulmalıdır.
yazı bilgi içersin diye;
- yapısı hücre zarına benzemekle beraber ondan daha incedir.
- hücre bölünmesi sırasında eriyip kaybolur, hücre bölünüdükten sonra tekrar oluşturulur.
ribozom bulundurup bulundurmamasına göre granüler ve agranüler endoplazmik retikulum olmak uzere 2 çeşittir. ger protein sentezinin çok olduğu hücrelerde bulunurken ager steroid sentezi yapan hücrelerde bulunur.
bir hücrenin söylenmesi en zevkli ve en karizmatik bölümüdür. aslında deoksiriboz (vardı ya, dnanın şeker olan kısmı) da güzel bir sözcük ama endoplazmik retikulum daha uzun. özellikle retikulum kısmı sert sessiz harf çorbası olduğu için söylenen insanda bir dayak yemiş hissi, bir "seni bilgimle dövüyorum" tadı bırakır. söylenmesi zor ve oturaklı olduğundan da karizmatik sözcük listesine yüksek bir yerden giriş yapmıştır.
deneyelim:
ben: (7 numaralı iç titreten bakışlar eşliğinde) ennndoplasmik retikulum...
hedef dişi insan: ay bir anda fena oldum gözüm karardı vallahi, bu nasıl ses bu nasıl bir bakış... rüyalarımda beklediğim prensim sen misin yoksa?
hah hah hah, yaşamayı seviyorum
not: granüllü ve granülsüz diye iki modelinin olması bana hep dürümü çağrıştırmıştır. o granüller hep kırmızı biber gibidir.
uzun ve anlamsız gelen ismi ile en çok dikkat çeken ve popüler olan hücre organelidir. bu konuda hiçbir fikir sahibi olmayan bile bu organelin en azından adını bilir. diğer organeller bir yana bu bir yanadır. nick olarak kendisi ile beraber değişik türevleri de kullanılabilir.