|
|
- dream theater'ın train of thought albümünün 3. ve en gaz şarkısı. bitsin istemiyo insan.
cold, lying in my bed
staring into darkness
lost, i hear footsteps overhead
and my thoughts return again
like a child who's run away
and won't be coming back
time keeps passing by
as night turns into day
i'm so far away and so alone
i need to see your face to keep me sane
to make me whole
try to stay alive
until i hear your voice
i'm gonna lose my mind
someone tell me
why i choose this life
this superficial lie
constant compromise
endless sacrifice
pain, it saddens me to know
the helplessness you feel
you're light shines on my soul
while a thousand candles burn
outside this barren room
the rain is pouring down
the emptiness inside
is growing deeper still
you're so far away and so alone
you long for love's embrace
to keep you sane to make you whole
try to stay alive
until i hear your voice
i'm gonna lose my mind
someone tell me
why i choose this life
this superficial lie
constant compromise
endless sacrifice
moments wasted
isolated
i'm escaping
endless sacrifice
moments wasted
isolated
i'm escaping
endless sacrifice
over the distance
we try to make sense of
somebody together
while living apart
striving for balance
we rise to the challenge
i'm staying connected
in spite of circumstance
all you've forsaken
and all that you've done
so that i can't give up
this ongoing dream
all we've forgotten
or taken for granted
alone we remember
the endless sacrifice
moments wasted
isolated
i'm escaping
endless sacrifice
- petrucci'nin karısına yazdığı muhteşem dream theater parçası..
"your light shines on my soul
while a thousand candles burn.." der kevin labrie bu parçada ve kalbimizi binlerce mumla cayır cayır yakar...
- 2003 çıkışlı train of thought albümünde bulunan dört dörtlük dream theater parçası. özlemden çekilen acı parçada muhteşem işlenmiştir. özellikle nakaratı muhteşemdir.
- girişi give in to me ile aynıdır. tabii ki kopya yok esinlenme var *
(jellyjam, 07.01.2007 09:50 ~ 23.01.2008 03:51)
- rena hanım'a yazılmış olması iç acıtan, petrucci'nin turnenin birinde karısına duyduğu özlem sonucunda yazmış olduğu, "renam, karım benim, senin o sonsuz fedakarlıklarını ben nasıl öderim; seni özledim, nerelerdesin, soğuk yatağımda senin hayalinleyim" altmetinli süper şarkı. karısının "sonsuz fedakarlıklar"ına karşılık o da ona bu şarkıyı yazarak borcunu ödemeye çalışmıştır.
(bkz: rena petrucci)
- dream theater deyince aklıma gelen iki şarkıdan biri. diğeri de home.
bu şarkı bir başka sanki. petrucci karısına özlemle yazmış ya, bizde bu şarkıyı dinleyince sevgiliyi özlüyoruz. elimizde değil sanki. dünyanın herhangi bir yerinde, sizinle aynı şeyleri düşünen, aynı şeyleri hisseden birinin varlığını hatırlatıyor onu göremediğinizde. belki yalnızsınız ama o yalnızlık anlarında bile ortak bir şeyi paylaşıyorsunuz. özlemi. işte endless sacrifice bu özlem ile yazılmış. aslında şarkıdaki geçen taraflarda yalnız falan değil.
birebir çevirisi olmasa da işte şarkının çevirisi, anlatmak istedikleri:
geceleri yatınca, uzaktayken eşiniz başka ne düşünülebilir ki. tabi ki onu düşüneceksiniz. günler geçiyor, her gün onsuz geçerken, her gece yalnız başınıza yatağa gömüldüğünüzde karanlık duvarlara bakarken biraz daha güçsüz, biraz daha kaybolmuş hissedeceksiniz. evet çok uzakta ve yalnızsınız o yatakta, ve bu dünyaya bağlı kalmak, aklınızı kaybetmemek için
onu görmeye çok ihtiyacı var belki aklınızı başında tutabilmek için, tamamlanabilmek için. çünkü o sizin sadece bir parçanız değil, diğer yarınız. o olmadan tam olmanız mümkün değil. bu durumda sığınabildiğiniz tek şey onun sesini duymak belki de. işte siz de o kadar uzaklarda olan kişinin sesini duymak için yaşamaya ediyorsunuz. bazen o kadar ağır geliyor ki bu uzaklık, aklınızı kaybedecek gibi oluyorsunuz. ve neden bunun başınıza geldiğini, bu hayatı, bu ayrılığı neden seçtiğinizi düşünüyorsunuz. evet aşk başlı başına bitmeyecek bir fedakarlık. fedakarlık üstüne fedakarlık gerektiriyor.
siz bunları düşünürken, yalnızlığınıza üzülürken bir anda başka bir şeyi fark ediyorsunuz. bu çektiğiniz acıya üzülürken, sevdiğinizin de ne kadar çaresiz olduğunu kavrıyorsunuz. karşınızdaki öyle biri ki, etrafta yanan binlerce mum bile olsa, o tek. ruhunuzu aydınlatan tek ışık. onun yerine başkasını koyamazsınız. bunu fark ettiğinizde, içinizdeki boşluğun daha da büyüdüğünü hissediyorsunuz.
o çok uzakta ve çok yalnız. tıpki sizin gibi. aşk dolu bir kucaklaşma, bir kavuşma anını beklediğini biliyorsunuz. ve bu kavuşmanın onun aklının başında kalmasını sağlayacağını ve onu tam yapacağını biliyorsunuz. bu ne tesadüf. ikiniz de tam olmak için birbirinize ihtiyaç duyuyorsunuz. çünkü siz bir bütünsünüz. sen ile benden biz olmayı başarabilmiş, iyi bir çiftsiniz.
birbirinizden uzaktayken, varlığınızı birlikteliğinizi yürütmeyi deniyorsunuz. mesafeye rağmen bu zor aslında. dengeyi kurmak zor. bunun uğraşmak yorucu. ve sırf şartlar bunu gerektirdi diye sizi bekleyen ve bu acıyı çeken biri var kmlerce uzakta. evet bu bir fedakarlık ve bu fedakarlığı yapan kişi aslında geride kalan kişi. bunu bilmek de sizi ona daha da bağlıyor.
|