endüstriyel tasarımın bilimden çok sanata yakın olduğunu söyleyen bir güruh varki evlerden ırak. bir ayrı grupta bu işi sınıflandırma mücadelesine girmiş adeta. tasarım bilim ve icatçılık mıdır? yoksa zanaatkarlık veya sanatçılık mıdır?
ikisi de diildir güzel kardeşim. sadece çizim yeteneğin var, estetikten anlıyorsun diye kimse seni tasarımcı yapmaz aynı şekilde sadece üretim bilgin var ve teknolojik, bilimsel gelişmelerden iyi derecede haberdarsın diye de seni kimse tasarımcı yapmaz. eğer öyle olsaydı ya makine mühendisi ya da ressam, grafiker alırlardı işe.
türkiye henüz bu ayrımı yapamamış bir ülke olduğundan sebep, tasarım mühendisliği gibi kavramlar türemeye başladı, ecnebi memleketlerde var bu tür alanlar ancak türkiye de bahsedilen durum avrupa ve kuzey amerikanın çok gerisinde, hatta uzakdoğunun da baya gerisinde. mesela işe eleman alacak adam "elektronik devrelerden anlayan tasarımcı", "tasarımcı makine mühendisi" gibi kavram kargaşası içinde. ulan tasarımcı alacaksın sen dingil. nasıl bir şirket vizyonun var nasıl bir gelecek kaygın var. eheeey iş gidip floransa mobilya fuarından çalıp çırpıp sitelerde üretmek olsaydı...
tasarım eğitimi veren hocalar genel olarak bölümlerine yetenek sınavıyla öğrenci alınmasını isterler. sebep? diye soruyorum bazen hocalara. aldığım cevap "ee şeyy, görsel algısı kuvvetli, detay bilinci olan öğrencilerle çalışmak daha keyifli" gibi basit bir cümleden öte gitmiyor. peki sayın hocam görsel algısı kuvvetli, detayları fark edebilen bir öğrencinin üretim yöntemleri, ergonomi, fizik, moment, matematik o veya bu yatkınlığı ne alemde?
bir sürü insan var odtüsünde de mimar sinanında da marmarasında da okumuş veya okuyan. yetenek sınavlarıyla öğrenci alan bölümlerin gözümdeki tek farkı, okurken kendilerini daha fazla gösterebiliyor olmaları. zira hazırlanan paftalar ve sunum, tasarım bölümünde geçmek için proje kalitesinden daha önemlidir... yaratıcılık, detay analizi, üretim yöntemi, fiyat/performans uyumluluğu ve benzeri şeyler hep projenin görsel kalitesini takip eden şeylerdir. kısacası
endüstri ürünleri tasarımı bölümü aksi iddia edilse de fonksiyonların formları izlediği yerdir. halbuki piyasada formlar fonksiyonu takip eder.
kendimden örnek verecek olursam, yapılabilecek en skimsonik tasarımı, sırf juri gününe yetişmiş olmak için yapıp, sınıfa göre en iyi denebilecek bir paftayla sundum. bildiğin ürünü yeniden boyadım süsledim vs. ne oldu sonuç? geçtim bir sürü adamın kaldığı projeden. bu mudur? bu mu olmalı bir tasarımcının eğitim gördüğü yer/mekan. neden diye sorarım hiç bir çözüm üretmemiş, üretim açısından sorunlu, yaratıcılıktan eser olmayan bir ürünü süsleyip allayıp pullayıp oraya çıkarmakla beni tasarımcı yapacak zihniyeti kınıyorum. oysaki jüride anlatımı kuvvetli olmasa da çok yaratıcı projeler vardı.
soruyorum bazen hocalara. aldığım cevap "ee şeyy, görsel algısı kuvvetli, detay bilinci olan öğrencilerle çalışmak daha keyifli" gibi basit bir cümleden öte gitmiyor. hayır hocalarım. bence sizin istediğiniz şey yontulmamış bir öğrencidir, dişli olmayan, zekanıza gölge düşüremeyecek, egonuzu şişkin tutmaya yetecek derecede ezebileceğiniz, sizin kim olduğunuzu sorgulamadan, sizin bilginizi gölgede bırakamayacak öğrencidir. çizip çizip önünüze getirdiği çizimlere kolayca "siktir lan bu olmamış, hıhah kıçımın kenarısın sen, malın tekisin git çalış gel" diyebileceğiniz öğrencidir. çünkü hocaların da büyük bir bölümü sayısal zekasından ziyade beyninin sağ tarafıyla düşünenlerden oluşuyor. ziyadesiyle "piyasa dışı" öğrenci yetiştiriyorlar. çizim de çizim, çizim de çizim. e yeter da istemiyorum siktimin şeyini zorla mı? piyasada dayarlar önüne herhangi bir ürünü "bu en ucuz şekilde üretilecek aslanım, ister alüminyum yap ister çelik yap istersen uranyumdan yap ama bana en masrafsız şekilde yap" derler. formunda yaptığın ufacık değişikliklere bile karışıp ona buna ve şuna karar verirler. nerede kaldı lan çizim yeteneğin? hani göremiyorum ben?.
kimse kusura bakmasın ama mimar sinan marmara gibi yetenek ile öğrenci alan okulların başarısını mezuniyet sonrası çok net şekilde görüyoruz. artistik yetenekleri çok üst düzeyde veya hem zehir gibi zeka fışkıran hemde artistik yetenekleri olanlar hariç ki bu %5-10u geçmez. zaten kalan %90 össden bunalıp sıkılıp ulan hacı bari yetenek kasıyım 2 sene de atıyım kapağı deyip girenler. nerede matematik? nerede fizik? nerede o kimyadan kalan malzeme aşinalığı, mekanik sistemleri kolayca ilişkilendirebilecek mekanik zeka? yok.
ipin diğer ucunda puanla alan bölümler var odtü itü ve eskişehir anadolu. buradaki sorun ise o yabancıların vision dediği olayın eksikliği. yani adam zeki, gözleri cayır cayır yanıyor. ama bakıyorsun elemanın tipine, düşündüğünü anlatacak bir dili yok, düşündüğünü güzel şekilde aktaracak bir eli yok. yaptığı projenin arkasında yeteri kadar durabilecek bir sanatçı özgüveni yok.
bakın arkadaşlar. bu bölüm öyle "tamamdır müdür ben çiziyorum ya" deyip gelebilceğiniz, seramik, cam, resim, grafik veya animasyon gibi bölümlere benzemez, kaliteli hocalara sahip bir okulda feci yamulturlar adamı. hocaların geneldeki gibi olduğu bir okulda ise rahat rahat geçersiniz estetik gücünüzle. puanla girdiğiniz zaman 4 senede seve seve de olsa başka formatlarla da olsa öğrenirsiniz çizim yapmayı. tam tersi şekilde ürün malzeme vs bunların hepsi de öğrenilebilir. siz isteyin yeter. ama biraz da karaktere uygunluk lazım gelir.
en güzeli şudur bu bölüm için ve benim gibi bir işte uzmanlaşamayıp her boka saldıranlar için. hani bir söz vardır "her işte çırak olacağına bir işte kalfa ol" diye. bu söz endüstriyel tasarım dışında her alan için geçerli olabilir. ama ve lakin tasarımcı 1 haftada doktor olur, 2 haftada paraşütçü olur, 4 günde hemşire olup 8 günde sörfçü olur. empati, adaptasyon, kendini başkasının yerine koyma yeteneğinin üst düzeyde olması gerekir, farklı düşünebilmesi gerekir, her boku bilmesi, her şeyden az çok anlaması, her şeye elinin yatması gerekir. çabuk öğrenmesi gerekir, meraklı olması gerekir. her şeyi eline alıp bakar lan bu nasıl bişeydir diye, her satan ürünü gördüğünde acaba bunun bu kadar satmasının nedeni nedir diye sorar kendine.
kısacası benim güzel ülkemde "karambole gelen öğrenci" leri barındırma ihtimali en az olan bölümdür. bu bölümü kumar oynayıp yazmayın, bu bölümü yukarıdaki niteliklere sahip değilseniz yazmayın, "ee nereyi tercih etsem bilemedim en iyisi endüstriyel tasarım sanırım. ismi de hoş, entelektüel, çekici" diyerek hiç yazmayın. pişman olursunuz. çevrenizdekilerin kafasını s.kersiniz.
endüstri ürünleri tasarımı nedir? gibi klişe bir soruya verilecek en güzel cevap: "beynin sağ tarafıyla sol tarafını eşit kullanmaktır" olurdu kanımca.