üzerinden yıllar geçse de zihnimde hala eski tazeliğini koruyan, aklıma her geldikçe tuhaf bi haz duymamı sağlayan, olayın kahramanlarını da kendisini de ellerimi en sevdiğim uzvuma getirerek andığım kasıklarımı derinden sarsıcı inanılmaz bi eylem.
11 senelik arkadaştık. ortaokul ikinci sınıftan beri işte. öyle askere gidip sevgilisi bana emanet etme ayağından doğan ya da anlık, hani sarhoşlukla karışık yaşanan bir tutku sürüklenmesinden değil, tamamen bilinçli, tadını çıkara çıkara, zamanı yaya yaya, bana “kardeşim” diye hitap edip defalarca yerime dayak yiyen, amcam öldüğünde mezara girip o çamurlu eylül sabahında toprağa gömülen aslanımın bunu öğrendiği andaki yüzünü hayal ede ede, ohh, sindire sindire yapılan, pisliği oranında haz sağlayan bi kayboluş anı.
nasıl tavlayıp yatağa attığım mevzusu geniş. girmiyorum ona. okurken yalanmanızı istemem. sadece üçlü-dörtlü-beşli takılırken, yani mesela şöyle kalabalık grup olarak cafe de otururken, özellikle de ikisinin ne denli büyük bir aşk yaşadıklarını dinlerken, tanık olurken, klasik sevgili cilveleşmelerini izlerken, onun o baygın baygın sırıtan yüzünde ayaklarımı bastırarak gezdireceğimi biliyordum, yemin etmiştim hatta, “ulan allah tamamını erdirsin be. ihşallah çok mutlu olursunuz.” şeklinde temenni verirken bile çok emindim buna, kafasına cif döküp küfür ede ede domestos yaratığı gibi bağırmasını emrederken de hatırladım o anı, saçlarına ütü yapıp ikizlerin uçlarına iğne batırırken de. kızların saçlarını ütüyle nasıl şekillendiğini hem merak etmişimdir. denemek istedim. ya galiba tam olarak yatağa atmış sayılmam onu. aşağılayarak hoplattım. yoksa tadı çıkmazdı zaten. amacına ulaşamazdı.
hayatım boyunca hiç prezervatif kullanmadım. kullanmam da. seksin içine yabancı madde sokmam. ben korunmam ayrıca. benden korunurlar. ertesi gün hapı yerine ağva’da üç gün boyunca detanx içti geri zekalı karı. hamile olduğunu öğrenince kaç aylık diye sordum, bilmiyorum dedi, güzel bi cevaptı, bu yüzden başka bi şey sormadım.
ulan ben bunu en son pearl harbor filminde izlemiştim. adam arabada hoplatıyodu falan. bak o da yatağa atamadı. demek aklın yolu bir. hmm. ya o değil de, ağva'nın atık su sorunu tamama ermek üzere. oraya atık su arıtma tesisi yapılıyor. yok detanx içtim sidiğime karıştı nereye gider olayına girmeyin, arıtılacak. boruları da döşeniyor. boru şantiyesine gelin, çayımı için, çocuğa isim düşünelim falan.
ilerde bir gün arkadaşın acı bir intikam alabileceği durumdur. geçmişte bu boku yiyen bir arkadaş evine , huzurlu yuvasına gelir ve yatak odasına girer. yatak odasının dizaynında bir değişiklik vardır. siyah deri bir koltuk tam odanın ortasında durmakta ve bir adam koltukta oturmaktadır. içeri giren geçmişteki hain arkadaş arkadan görmektedir adamı. kadın , bu hain arkadaşın karısı , adamın üzerinde zıplamakta ve zevk çığlıkları atmaktadır.
kadın - beni yargılama
hain arkadaş - ama , ama...
geçmişte aldatılan arkadaş - bir zamanlar saf ve aptal bir arkadaşın vardı hatırladın mı.
hain arkadaş - hatırladım senin kız arkadaşını sikmiştim
geçmişte aldatılan arkadaş - evet hafızan iyiymiş.
birde koltuk 180 derece döner ve eve gelen adam karısının götü ve adamın yüzü ile karşılaşır. e ne demişler , keser döner sap döner gün gelir hesap döner.
çok değil, yaklaşık 2 sene önce gerçekleştirdiğim; hatırladığımda hala zevkten dört köşe olmamı sağlayan, konu ile ilgili çerçevelettiğim ''sikörlük'' madalyamı her gördüğümde yüzüme batman'deki joker gibi bir sırıtış yayılmasının yegane sebebi olan eylem.
ilkokuldan arkadaşımdı. zor zamanlarımda hep bana destek olur, ayakta durmamı sağlardı. birlikte güler ağlar, mahallede futbol oynardık. zaman geçti, devir değişti. lise yıllarında türlü kavgalara karışmıştık. hep önüme geçer beni korur kollardı. az da dayak yemedi şerefsiz. üniversiteyi de kazanamadı, öylece kaldı ortada. her akşam bunu piyasaya çıkardım. içki içtik, omuz omuza gezdik. zamanla öğrendim ki üniversiteden umudu kesmiş, pis işlere merak salmış. beyoğlu'nun arka sokaklarında ot satar olmuş. o sıralarda da bir hatunu vardı bunun. hoş bir şeye benziyordu pek muhabbetim olmadı. bizimki bu hatunun yanında bambaşka olurdu. sanırsın o gangsta gitmiş yerine ''meleğim, bebeğim, senin ağzını yerim'' modunda biri gelmiş. nasıl içerledim anlatamam. hemen gittim bunu yan komşuma ihbar ettim. kendisi sivil polis. bunu yakalayıp hapse attılar. çerez yiyerek durumu izledim.
işte bu sırada yükselme dönemime girdim. her açıdan. hep hayalimdi bunun sevgilisini sikmek. bu sebeple hemen işe koyuldum. bir arkadaş vardı ebru diye. çok da orospu bir tip. rica ettim: ''ben bu hatunu sikecem, zevk delisi edecem. yardımın gerek.'' dedim. o da kabul etti, bilir nasıl olduğumu. elimde iki seçenek vardı. birincisi bakir ayağına yatmak, ikincisi bad boy tribine girmek. ilk seçenekte ben bu hatunun yanına gidecektim ''i am a virgin'' diyecektim. hatun da ''aww that's so sweet'' diyecekti. o sırada da ebru gelip ''seni bu kadar arzuladım, neden benimle yatağa girmedin.'' diyecekti. ben de ''kendimi özel birine saklıyorum'' diyerek hatuna göz kırpacaktım. ama ikincisini tercih ettim çünkü bizim mahpus faresi bir ''kötü çocuk''tu. bir johnny depp idi. brad pitt olmanın alemi yok. 6-7 kişilik bir grup halinde bir restoranda oturuyorduk. o sırada menüdeki fransız yemeklerini hatuna anlatıp hava yapıyordum. onun aklı ise hala hapishane olayında. durumu lehime çevirmek için ebru'yu aradım. yarım saat sonra masanın başına gelip '' geçen gece hayatımda hiç tatmadığım zevkleri tattım. herkese yaptığın gibi bir not bile bırakmadan çekip gitmişsin alçak herif!'' dedi ve bordeaux'da yapılmış 20 yıllık şarabı üzerime boca etti. bunu gören en yakın arkadaşımın sevgilisi de oracıkta orgazm oldu. sonrasını sormayın. yoo, gerçekten.
ben o gece hatunun göbeğinde zeytin yuvarlarken, boynundaki parfümün kokusunu şevkle içime çekerken; onun narin parmaklarının kollarımı nasıl sıkıyor oluşu hala zihnimde. o an nasıl olmuş fark edemedim ama prezervatifi patlatmışım. korunmak lazım, karıyı nerden bilecem lan ben. hastalık kaparsam falan nolacak. bu sağlıklı ve kaslı bedeni bir hiç uğruna feda edemem.
2 hafta sonra bu yanıma geldi. ''adetim gecikti, bunun üzerine eczaneye gidip hamilelik testi aldım. hamileyim'' dedi. ''al şu parayı. artık aldırır mısın naparsın çocuğu bilmiyorum. siktir git gözüm görmesin'' dedim. yüz ifadesi öyle gülünç bir acı taşıyordu ki hala gülüyorum. şimdi diyeceksiniz peki en iyi arkadaşın bunu öğrenmedi mi? hapisten çıkınca ne yaptı? bi halt edemedi. siktim öldü.