(bkz:
sanat).
1988 senesinde iki iktisatçı*, sanatın "
rasyonel bağımlılık" yaptığını çok çarpıcı bir şekilde göstermiştir. neoklasik iktisat anlayışına göre, birey bir maldan ne kadar çok tüketirse toplam faydası sürekli artarken, marjinal faydası azalarak artar. kısacası belli bir noktada birey doyuma ulaşır ve o maldan tüketmeyi daha fazla istemez. olayı karikatürize edecek olursak karnı çok aç bir insan, karnı doyunca daha fazla yemek istemez.
öte yandan belli mallar bağımlılık yaratırlar. uyuşturucu, içki, kumar, vb. gibi alışkanlıklar "irrasyonel bağımlılık" olarak değerlendirilirken sanatseverlik "rasyonel bağımlılık" olarak değerlendirilir ve bir sanatsever ekonomik ajanın fayda fonksiyonu neoklasik iktisadın fayda fonksiyonundan farklıdır, şöyle ki: sanatsever, sanat eserlerini tükettikçe daha fazla ve daha kaliteli sanat ister.
öte yandan sanat eserlerinin pekçoğu kamu malı olması nedeniyle ücretsiz de olsa yine de hala pahalıdırlar zira sanat eserlerinin tüketilmesi için hem belli bir birikim hem de zaman gerekir. zaten ampirik çalışmalar da bu yönde sonuçlar bulmuşlardır: sıradan bir sanatsever iyi bir eğitime ve yüksek bir gelir seviyesine sahiptir.
lafı toparlayacak olursak, sanat oldukça pahalı bir alışkanlıktır.
*: becker, g. s., k. murphy (1988) "a theory of rational addiction", journal of political economy 96: 675-700.