ölü canlar gogol
geçenlerde televizyonu açtım, haberler,adamın bir tanesi bas bas bağırıyor iktidar partisi ölüleri canlandırdı, onlara oy kullandıracaklar, ama ben buna göz yummam kendi mahallemde. adam o mahallenin muhtarı, dediğine göre yüz ve binlerle ifade edilen rakamlarda hayali(hayalet de olur) insanlar yerlerinden kalkmışlar ve gelmişler ya da gelecekler. seçime yetişmeleri bekleniyor. sonra birkaç mahalle sakinine de durum sorulmuş, onlar da durumun farkında. hatta içlerinden bir tanesi, sanırım kel kırk yaşlarında bir adamdı, karısının küçük yaşlarda ölen ve yaşasaydı abisi olacak kişinin de seçimde oy kullanacaklar arasında bulunduğunu söyledi, hatta listede parmağı ile gösterdi. bu küçük bir hata olsa, binlerce insan olmazdı bu durumla iştigal ettirilmek istenen. ama belki yine iyi niyetle söylemek yerinde olacaksa eğer, bilgisayar hatası diyelim. ne de olsa bu adamlar seçimlerde listede bulunmalarına rağmen oy kullanamayacaklar; ama ya kullanırlarsa.
ukteyi veren zatı muhteremin(
chixculub) notunu ve bilgi niteliğindeki resimli yazıyı buraya iliştirelim hemen:
"ortalıkta adrese dayalı nüfus kayıt sistemine yönelik eleştiriler seçemn listeleri muhtarlıklarda askıya çıkınca ayyuka çıktı. seçmen trafiği ve ölü kimselerin seçmen oalrak kayıtı bu eleştirilerden bazıları. geçen yıldan bu yana 6 milyon seçmen arttığı ifade ediliyor. acaba iktidar kendi bünyesindeki kurumlara seçmen listeleri hazırlatarak ne yapamyı planlıyor? ayrıca küçük bir haber siz ukte doldurmayı seven yazarlar yardımcısı olması için:
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Oluler_secmen_oldu_212967_9&tarih=11.12.2008&Newsid=212967&Categoryid=9
bugün radikal'de ismet berkan yazdı, gazetenin vergi denetimiyle alakalı. vergiden sorumlu memurlar gelmişler, yerleşmişler, ofis haline getirmişler odayı. hatta şu tür sorular da soruyorlarmış:
-şşşttt sen, evet sen, gel bakim buraya
- buyurun vergici abi
- est. şekerim ne buyurması, bir soru soracaktım sadece
- tabii sor sor
- xx.xx.xxxx tarihinde bir yemek faturası kesilmiş, bu yemek iş yemeği miydi?
- valla bilmiyorum ki abi, beni davet etmediler
ismet berkan ekliyor, iktidarın doğan grubuyla olan çekişmesinden ve bu çekişmeden ötürü doğan grubundan çıkan yayınların da bir şekilde, ki bu genellikle vergi denetimi adıyla yapılırmış,fazlasıyla rahatsız edilmek, sindirmek suretiyle yıpratma içine girildiğinden vb.
sanırım buna iktidarın elindeki gücü bir nevi len len kaka o kaka o deyip elindeki değnek ellerine vurdukları küçük çocuklara yapılan uygulamadaki gibi kullandığı gözükmektedir.
bağlama kabilinde olsun. ama sanırım oğuz atay veya aziz nesin gibi adamlar şu sıralar arzı endam etselerdi, bu durumu bir güzel hikayeleştirip dalgalarını geçerlerdi. ha şunu da eklemek lazım, yine bugün haber aldığıma göre doğuda annesi babası resmi nikah yapmadan vefat eden 60 yaşındaki bir amcamız daha önceden nüfus kağıdı alamadığı için ve hala da sahip olmadığı için türkiye vatandaşı olduğunu ispat edememekte, bu yüzden de hiçbir haktan faydalanamamaktaymış. bir yanda yüz binlerce ölü can diğer tarafta sağ olmasına rağmen oy kullanamayacak olan vatandaşlar.
bu bağlama kabilinde olsun:
yer: d. asri mezarlığı
kişiler: iki kardeş(dipdibeler)
küçük kardeş: abi bana bir zarf geldi geçen gün
büyük kardeş: ne zarfı geldi, hem nasıl geldi?
k.k: abi sorma, ben de anlayamadım, geçenlerde bizim üst tarafa yenice birini defnettiler, arkadaş postacıymış, dediğine göre devlet göndermiş, ama ben pek inanmadım
b.k: nasıl devlet göndermiş? devlet artık içeriye de mi adam gönderiyor?
k.k: valla adam öyle söyledi, ben adamın yalancısıyım. postacının dediğine göre devlet vatandaşlarını göreve çağırıyormuş, canlı ölü fark etmezmiş. ben postacıya abi delirdin mi, aklın başında mı senin dedim, ama o ezberden konuşmaya devam etti. postacının dediğine göre devlet her birimize bir pusula göndermiş. işte bana gelen zarfın içinde de bu var, yani pusula. sanırım mühim bir seçim mi ne olacakmış.
b.k: garip, nasıl oluyor da biz de oy kullanabiliyoruz, biz göç etmedik mi bu tarafa? hem bu postacı cidden postacı mı bakalım?
k.k: abi al işte zarfı açtım, bak burda da yazıyor, t.c başkanlığından diye.
b.k: bana gelmedi ama bu zarftan
k.k: abi onu da sordum gelmezse ne olacak diye. postacının dediğine göre kayıtlı olduğumuz mahalle muhtarına gitmek lazımmış.
b.k: lan nasıl gideceğim, adam korkmaz mı benden? hem bu kadar sene sonra kim izin verecek dışarı çıkmamıza? sence yukardan izin çıkar mı?
k.k: abi valla postacının dediğine göre o da burada geçici görevdeymiş. elindeki zarfların hepsini dağıttıktan sonra görevi bitecek tekrar üste çıkacakmış. hatta adam dedi ki ne yapalım kabul etmeseydim işimden olacaktım, bakacak çocuklarım var benim de dedi.
b.k: vay be, helal olsun adama. tamam o zaman, ona izin veriyorlarsa herhalde seçim günü tatil filan ilan ederler, bize de çıkış izni verirler.
k.k: verirler mi be abi? ciddi misin? bizim çocuklar da büyümüşlerdir, acaba oy kullandıktan sonra gidip bir görsek mi?
b.k.yapma gözünü seveyim, bizi tanıyamazlar. hem bu kadar sene sonra neden geldin derler, boşver böyle daha iyi, belki bir yerlerde oturur çay içeriz, senelerdir çay içmedik. güzel olurdu aslında ama...
k.k: hakikaten güzel olurdu abi, ne güzel olurdu, anımızın elini öperdik.
b.k: boşver kardeşim bunları, madem devlet bizi oy kullanmaya çağırıyor, madem devletimizin bizimle işi var, bize ihtiyaç duyuyor, madem devletin kolları artık buralara kadar uzanıyor, o halde onu yalnız bırakmamak lazım.
k.k: haklısın abi, diyorum postacıyla sen de tanışsan, belki adama yardımımız dokunur, ne de olsa buralarda yeni, çoğu ismi bulamaz, biz yardım edelim.
b.k: tamam kardeşim, ben tahirgile filan söylerim, onlar da yardımcı olurlar.
k.k: çok güzel abi, tamam, ben postacıya söylerim. vay be bu kadar sene sonra dışarı çıkacağız ha
b.k: öyle görünüyor. hadi şimdi bırak bunları, bak toplantı vakti yaklaşıyor.
k.k: tamam abi... ha bir şey soracağım, biz kime oy vereceğiz?
b.k: bilmem, kim var ki başta?
k.k: valla ben varken dışarda süleyman vardı ama, acaba ne oldu?
b.k: neyse birine veririz işte, belki bize yardımcı olacak birkaç görevli filan tayin edeceklerdir, şu ambleme atın diye. hani yapyorlar ya altı oka atın ya da kırata atın filan
k.k: doğru doğru, atarız birine
b.k: hadi gidelim artık, geç kalacağız
k.k: tamam