sadece dersi anlayabilen öğrenciler için en büyüktür. en arka sırada dersi dinlemeyip uyuyan öğrenci iseniz eğer, dersten kalırsınız*ruhunuz duymaz. veya duyar, o henüz çözülemedi.
zaman bize kim olduğumuzu öğretir. kim olduğumuzu, sınırlarımızı...aslında kendimizi hiç tanımadığımızı anladığımız ilk an, büyümeye başladığımız ilk andır. kimim ben? neyim? nereye gidiyorum? amacım ne? neler yapabileceğimizi bilmeyiz sınırlarımızı bilmediğimizden. sınırlarımızı zorlamaya, kendimizi sınamaya başladığımızda minik minik büyümeye devam ediyoruzdur. zaman geçiyordur, biz tutamıyoruzdur. ayrılığın aslında bir ölüm olmadığını, sadece kanayan bir yara olduğunu; terk edilmenin dünyanın sonu olmadığını, başarısızlığın her insan evladının başına gelebileceğini, paylaşmanın önemini, bize sürekli arka çıkan birileri olmadan dimdik ayaklarımızın üzerinde durabilmeyi hangi öğretmen öğretir? zaman geçtikçe kendimizi sevmeyi öğreniriz. fiziksel ve ruhsal olarak... hatalarımızı kabulleniriz, mütevazı olmayı başarırız olgunlaştıkça. koskocaman burnumuz bile gözümüze batmaz, bazı şeyler hakkında bir bok bilmediğimizi anlamaya başlarız ve dahası eskiden takındığımız “hayır lan biliyorum ben” edaları, “bilmiyom olm şunu bana bir anlatsana” ya dönüşür. saygıyı öğreniriz. büyümek, olgunlaşmak nedir? hepsi zamanın birer eseri değil midir? zaman bizim “biz” olmamız için aracılık yapar. biz ne öğreniyorsak zaman geçtikçe kendi kendimize öğreniriz zaten.