rte'nin dünya kadınlar günü nedeniyle gittiği panelde yaptığı konuşma.gençlere seslenerek "bunlar türk milletinin kökünü kazımak istiyor.genç nesil tükenmesin o yüzden en az 3 çocuk yapın" buyurmuştur.
dünyada küresel ısınma,açlık,hastalık gibi sorunlarla her ülke doğum kontrolü yaygınlaştırmaya çalışırken;işsizlik oranı her gün artan,bakamadığı çocuğunu cami avlusuna bırakan,açlık sınırı her geçen gün artan bir türkiye'ye yaptığı müthiş bir öneri.işte biz bu kadar sağduyulu,duyarlı,insanını tanıyan bir başbakana sahibiz.zaten aynı hükümet değil mi bu sene vergi indirimi konusunda daha fazla çocuğu olanlara daha çok prim vermeyi uygun gören ve doğum kontrolü kısıtlayan,ilaçları engelleyen?
hakettiğiniz çağdaş ve modern toplumda yaşıyorsunuz.hayırlı olsun sizin için,gözünüz aydın..
çocuk yapmak, en büyük sorumlulukken, bir çocuğun dünyaya gelene kadar yaşadıklarına ve yaşananlara bakıldığında, sadece doğum olayıyla sınırlandırmadan o çocuğu nelerin beklediğini ve maddi manevi ne büyük bir sorumluluk ve önemseme yaşanması gerektiğini bilirken, buna ailelerin kendi normlarında bir açıklama getirmelerinin doğru olduğu barizken, üstelik bu işin sadece bir eylem olarak algılanmasının tehlikesinin ne kadar acı boyutlara vardığını bilmişken sarfedilen;
boş bir söylem. dışı yaldızlı, içi küf dolu.
rte'nin sevgili oğlu bilal'in yakında mama işine gireceğini müjdeleyen sözler:
-baba n'oldu bizim iş?
+oldu bil sen onu;yarın dünya kadınlar günü vesilesiyle bir konuşmam var..
-eee?
+orda patlatırım bombayı,sen de kurarsın mama tesisini.
-nası diycen peki?
+en az üç cocuk yapın!
-süper!
"2 günde biten bebek bezi; 30 ytl ayda yapar 450 ytl.
3 günde biten bebek maması; 25 ytl ayda yapar 250 ytl.
e tek maaşla geçinmek ütopik bir hayal olmuşken kadının da çalışması lazım, dolayısıyla da bir kreş. ayda 450 ytl.
şampuanıydı, pişik kremiydi, yağıydı, kılıydı, tüyüydü derken çıkar mı masraflar sana ayda 1500 ytl'ye.
gördüm, gördüm de halkı ile bu kadar şakalaşan başka bir başbakan görmedim."
her zaman yaptığı gibi "ben sizin iyiliğinizi istiyorum" tonlamasında konuşup halkın sefaletini, muhtaçlığını, eğitimsizliğini, bağımlılığını, yönetici yalakalığını en üst düzeyde tutmayı amaçlayan başbakan cümlesi. "çoğalın, hindistan kadar olalım, iyice eğitimsizliğe, sefalete muhtaç olun ki bana da muhtaç olasınız. öyle ağzıma bakasınız", diyor açıktan. kökümüzü kazıycaklarmış. breh be! bu adam ülke yönetmeyi bilmiyor diyenin aklına tüküreyim ben. cem uzan'ı suya götürüp susuz getirecek kapasitede bi adam bu ki yaptı zaten. ülkeyi yönetemeyen, bilinçsiz davranan adam bunca rezilliğin üzerine oy moy artıramaz arkadaşım! biliyor milletin zayıf noktalarını. oyuncak, gofret dağıtıyo babasının parasıyla ya en basitinden. şiir okuyor en arabeskinden. allah bir dese inanmam daha!
bence şu şekilde düzeltilmesi gereken önerme; "en az 3 çocuk yapın 4üncüye hamile kalın ama aldırın. kürtaj 4ever." zor değil sayın rte, bi tıka bakar. (bkz: edit)
önemli olan bir milletin nüfusunun çokluğundan ziyade,nezihliği kanımca.dünyada ne ülkeler vardır ki,iki milyon nüfusla neler yapabilmiştir.aksine doğanın şu anki gidişatına bakıldığında,bir kaç nesil hiç üremese daha iyi olur.
edit:bütün dünyada tabi.
nasıl bir zihniyetin kelimelere dökülmüş halidir, çözmeye çalışıyorum. önce kadının haklarını kırp, erkek egemen bir siyasetle kadınlara ilişkin sorunları çözmeye çalış; sonra da böyle bir laf at ortaya. densizlik olarak nitelendirmekten başka bir yol görememekteyim.
daha çok taze olarak; sosyal güven(siz)lik yasasıyla kadınların yıpranma payını kaldır, emzirme süresini bir aya indir; üstüne de hemen ertesi günü hatta üç çocuk yapın de. bu durum dizini kır evde oturun başbakanca zikredilişi sanırsam. kadın istihdamında son sıralarda olan bir ülke için bu kadar pratik ve sonuç alınabilecek çözüm ve önerileri ortaya atan ülkemin güzide başbakanına burdan bir alkış!*
çok ileri görüşlü bir başbakanın politik lafıdır efendim...
birincisi akp ve ileride onun izinden gideceklere kimler oy verir? özellikle başta sosyokültürel olarak daha geride kalmış olan cahil ve fakir halk verir. peki bu öneriyi ciddiye alıp dinleyecek olan kimlerdir? yine onlar. bunların içinden köyde yaşayanlara çocuk başına prim ödersin, köyüne bir asfalt çekersin oyunu alırsın, kentte yaşayanlarına kömür dağıtırsın oyunu alırsın...
ne kadar çok çocuk, o kadar tarikatların, din tüccarlarıın eline düşen çocuk. ne kadar çok çocuk, o kadar az ve kalitesiz eğitim. sonuç kafası boş, kandırılmaya hazır bireyler. hepsi ileride kabadayı ağzı ile konuşan, popülist dinci bir politikacı tarafından kandırılmaya ideal bireyler. ne kadar çok insan, o kadar çok sorun, ne kadar çok sorun sisteme o kadar tepki, ne kadar tepki o kadar irtica, o kadar ılımlı islam. sonrası allah kerim...
peki kimleri kandırmak zor? eğitimli kesimi, yetiştiremeyeceği çocuğu dünyaya getirmeyecek kadar bilinçli, doğrum kontrolünden bihaber olmayan ebeveynleri ve onların iyi yetişmiş çocuklarını. onların nüfüstaki oranı ne kadar az olursa o kadar iyi. üreyin, üreyin! yakında azınlık kalacaklar, çok uzun sürmez...
gurur duyun başbakanınızla, nesiller sonrasının siyasetini yapıyor. doğurun 3 çocuk, büyüğün adı "recep", ortanca "tayyip", küçük de "erdoğan" olsun. devamı gelirse de dördüncüye de mesela "frankenstein" koyun, yakışır. ben iki tane yapacağım isimlerini "mustafa" ve "kemal" olarak düşünüyorum. ha kızlar mı? görünüşe göre o zamana kadar zaten onları insan yerine koymuyor olacağız, isim olarak da "çocuk makinası" yeterli...
amaç; türk milletinin temellerini sağlamlaştırmakmış. bence temelleri daha da sağlamlaştırıp kadın başı 10 çocuk doğurtup bütün dünyayı ele geçirmeliyiz. 3 çocukla olcak iş değil bunlar... bakın çin'e, gümbür gümbür geliyor ibneler 1.5 milyar nufusuyla. tabii şimdi oradan bazı ibneler çıkıp ; "yok efendim bunlar kadının sosyal haklarını kısıtlayıp eve kapatmak için söylenmiş sözler -ya da ne bileyim- yabancı sermayeye ucuz işgücü sunmak amacıyla verilmiş öğütler" diyebilir. bilin ki bunlar türk milletinin temellerine koyulmuş dinamitlerdir. kanmayın siz onlara, hatta bu geceden itibaren, televizyon izlemek sözlüğe girmek yok, herkes temellerini sağlamlaştırsın kardeşim.
"sonra da üçün birini norveçe falan ihraç edelim."
sanırım ülkemizin ihraç ürünü yine insan olacaktır. en son 100.000 ini norveç istemişti, hani 60 larda falan alamanya ya yollamıştık, köyünden başka bir yer bilmeyen aç insanlarımızı, o zaman ekonomimiz gelişme yolundaydı ya hani . e bu ne şimdi? biz bir türlü gelişmiş ülke olamayacak mıyız ? bunun için ihracaatımızı artık insan temelli olmaktan çıkarmalıyız gibi sanki .
anlamıyorum ki niye ürüyoruz biz durup dinlenmeden niye çoğalıyoruz? kadınların topluma katabilecekleri tek şey çocuk mudur yahu? başka bişeye yaramıyorsunuz demenin başka bir yolu mu? ama belliydi zaten son çıkan sosyal güvenlik yasası da, kadını koca ya da baba ama kesin bir erkeğin kanatları altına girmesi gerekliliği üzerineydi.toplumdan çekiyoruz kadını , erkek erkeğe takılsın tüm memleket artık . kadınlar eve hapis ve yapabilecekleri tek işlem doğurmak. sokağa çıkıpta erkekleri günaha çağırmayalım biz. sokağa çıktıkça sesimiz de çıkıyor çünkü, okuyoruz falan akıllı akıllı laflar edip sorgulamaya başlıyoruz. hem zaten bir toplumu köleleştirme yolunun ilk basamaklarından biridir kadın üzerinde baskı oluşturmak. eğer kadınları eve kapatırsan toplumun yarısını kafadan susturmuş oluyorsun zaten, e kalan yarısını da zaten ekmek peşinde daha çok çalışmak zorunda kalarak ve diğer uyutma yöntemleri olan futbol,din v.s ile uyutuyorsun zaten. al işte koyun sürüsü istediğin gibi yönet!
sayın başbakanımız ülkenin fakirleştiğini ancak fark edebilmiş olacak ki bize atasözlerimizden bir demet sunuyor. haklı da. fakir halk olarak bizim neyimize gerek para pul, politika, türban, ekonomik kriz. biz daha önemli şeylerle meşgul olmalıyız; nüfus artışımızla. gerisi fasa fiso!