taklitçilerinden adam rickitt proteinken, leonardo di caprio'nun eli holywood stüdyolarınca henüz tutulmamışken türkiye'de sarışın seksi erkek ekolünü yaşatan biri vardı. o, emre matraş'tı.
son yılların televole kültüründe bir kasedi çıkanlar bile öyle ya da böyle hatırlanırken, isimleri zikredilir seks hayatlarının çeteleleri tutulurken o döneminin karanlık atmosferinde kaybolmuş, yüzünü görmesek belki hatırlayamayacağımız bir değerdir. 90'ların gözümüzde sembolüdür.
93-94 yazını derinden sarsan, kasetçalarların auto reverse'lerini aşındıran bu sarışın, parlak yüzlü, ıslanmış beyaz gömleği ve pantolonuyla genç kızların sevgilisi, benim gibi ilkokul bebelerinin idolü olmuş emre, daha 18'lik bir delikanlıyken deri tüccarı olan babasının geniş finansmanından yararlanarak bir albüme imza atmış, ülkemizde büyük eksikliği görülen reggae türünü alıp getirmiş, bizlere tanıtıp sevdirmiş, bunca emeklerinin karşılığında elbette ki mala vurup lüleden emmiş bir değerimizdir.
şu sözleri gören herkes onu tanıyacaktır:
bugün keyfim yerinde
efkara gerek yok
şöyle birşeyler çal beni oynat
seni bilmem
içimden oynamak geldi birden
oynak birşeyler çal haydi
emre matraş'ın kliplerinde tam bir boşvermişlik hakimdi.
buğulu sesiyle söylediği o sıcak iklimlerin müzikleri yanısıra kliplerde kumsal, kırmızı cabrio m3 ve birbirinden güzel kızlar ilgi çekerdi.
çal çal oyna gibi neş'eli parçaların yanı sıra "yaz aşklarında seğğğn, yaz akşamlarında seğğğn" gibi hüzünlü parçalara da imza atmış adeta haziran'ından ağustos'una kadar koca bir yazın hikayesini 60'lık bir kasede sığdırmayı başarmıştır.
emre matraş'ın müzik hayatı maalesef bir albüm kadar sürdü. ben, o zamanlar devamının olmasını isterdim fakat maalesef şartlar buna izin vermedi.
buna rağmen emre matraş'ın yeri birkaç sene süren türk popunda fetret devrinden sonra nice gökhan özen'lerle nice mustafa sandal'larla dolmuştur.
türk popunda erkeksi erotizmin bu temsilcisi, şimdi muhtemelen yaşını başını almış çoluk çocuğa karışmıştır. belki de gün olur bu satırları okuyarak geçmişini bizim sayemizde hatırlayacak, hüzünlenecektir.
emre ağabey şimdilerde zihinlerimizde değil. öylesine unutulmuş, öylesine örselenmiş ki bugün google images bile hakkında hiçbir döküman bulamıyor.
siz buraya kadar emre ağabey'in hikayesini okumuş insanlara bir hizmet yapmak istedim. koleksiyon değeri olan (çok satmamıştı) albümünü buldum ve verdiği cüretkar pozu dijital ortama aktardım.
o meşhur şarkısı. bir defadan çok dinlemek doz aşımına giriyor, dikkatli olun.
parçanın başından sonuna kadar mi pentatonik bir bas riffi yürüyor(mi si re notaları). ama parçadaki ezgiler mi majör. re- re# rezonansından ötürü sürekli bir arıza mevcut. bilinçli yapıldıysa atonal türk müzik tarihinde bir devrim, kilometre taşı. ama yapan farkında değilse diyecek söz bulamıyorum.