yazın bir yazısını okumuştum. hazret sevdiği biraya alkol uzmanları tarafından oldukça düşük not verilince "allah allah nasıl olur* ama tabi zevk meselesi" diyerek sıyrılmıştı. tamam azizim de en sevdiğin biranın miller olduğunu belli etmene ne gerek var ki bu kadar? soruyorum. (bkz: giriyi soru işaretiyle bitirmeme takıntısı)
kendini gurme, filozof, futbol uzmanı, her konuda kompedan zanneden hıncal uluç, haşmet babaoğlu gibilerinin üyesi olduğu akımın temsilcilerinden. muhalif ve bilirkişi olmak, hepsinde olduğu gibi onun da baş özelliklerindendir. üzüm bağlarının ıslah edilememesi, ülkemizin kullanacağı klavye gibi birinci derece sorunlarımızı harika tartışır, atatürk'e mükemmel saldırılarda bulunur. kendince yakışıklıdır da!! siz yok musunuz siz derya kuzuları..
atatürk'ün kara kuvvetleri komutanlığı brövesinden çıkarılmasıyla ilgili yaptığı, kara kuvvetleri komutanlığı kuruluş yılı olarak m.ö. 209 u kabul ediyor, o tarihten bu yana yüzlerce büyük komutan geçti, bu durumda atatürk dışında başka birilerinin resmi konabilir; fatih sultan mehmet'e ne dersiniz şeklinde yaptığı; bende, az olan değerlidir, topal eşek azdır öyleyse topal eşek değerlidir gibi saçma ötesi bir mantığı çağrıştıran yazısıyla gözlerimi doldurmuş kendisine bir adet cumhuriyet altını takma isteğimi coşturmuş sabah gazetesi yazarı.
söyleyecek söz bulmakta zorlandığım şahıs. halkına hakaret ederek, üstünlük taslayarak, değerlerle ahlaksızca oynayarak köşe dolduran bu ve buna benzer adamları çok gördük, tarih o ve onun gibilerin yüzlerine tokat gibi çarpacaktır. buna şüphe yoktur. bir de duyduğum bir havadise göre (kesinliği yoktur) hıncal uluç kendisini basının yeni uğur mumcusu olarak tanımlamış. bu talihsiz açıklama için da -şayet gerçek ise- yazık olmuş demekten kendimi alamıyorum.
konuyu daha güzel açıklaması bakımından attila ilhan'ın post/modernizm ile ilgili açıklaması tabiri caizse "cuk" oturacaktır. :"
ha unutmayalım, bir de tabii, orhan pamuk gibi bir yeni yetmeye, ülkesine ve halkına alenen ve resmen sövmek imkanı sağlıyor; yurt dışında sürgünde bulunan nazım hikmet'in uğradığı onca belaya karşı, memleketi aleyhine ne bir tek söz söylediği, ne de alyhine bir şiir yazdığı düşünülürse, bu delikanlının handiyse el üstü gül üstü dolaştığı edebiyat otamında, 'sahici' türk şair ve yazarlarının epeyce zorlukla karşılaşacağı anlaşılır"
köşe yazarı nasıl olur, ahkamını kesmek niyetinde değilim, ama yediğini içtiğini yazmaya varacak kadar düşmemesi konusunda inancım kesindir.
bu konuyla ilgili en güzel ayarı mehmet barlas'la yaptığı programdan* antrenmanlı olan emre kongar vermiştir:
tam anlamıyla tanımlanamayan, bi cins yazılara sahip yazar. herşey beklenebilir bu adamdan. birgün kalkar fenerbahçeli futbolculara rakibe motherfucker demeyi ögütler bilmişce, öteki gün tavla şans oyunu mudur akıl oyunu mudur diye matematikçi kesiliverir, sonraki gün de kalkıp f klavye mi q klavye mi polemiğinde ahkam keser birazda. hayır yazdıklarının onda biri elle tutulur, mantığa hitap eden yazılar olsa hadi diycem okumaya değer. ama yazdıklarının dişe dokunur bir tarafı da yokki. turgay ciner bu adamın dayısı mıdır emmisi midir de bu adama köşe verir anlamadım ki.
6 şubat 2007 tarihli sabah gazetesindeki yazısıyla bana sinirden gazeteyi buruşturup attıran yazar. (yazar diyorum). şöyle demiş üstat:
"bir okurumuz,"kör satranççı nitelememi yadırgamış,neden görme özürlü demiyorsunuz? 1)körler köre kör der!hatta kendi aralarında kör fıkraları anlatırlar.defalarca şahit oldum. 2)türkiye körler federasyonu ya da altı nokta körler vakfı gibi bir sürü kuruluş bu kelimeyi kullanıyor da niye ben kullanamayacakmışım?bırakın bu romantik orta sınıf hassasiyetini"
üsluba dikkat çekmek istiyorum." bırakın bu romantik orta sınıf hassasiyetini "nasıl bir cümledir? bu insan kendini ne sanmaktadır.emre aköz, görme engellilerin hepsini metin şentürk gibi sanmaktadır onu anladık, buna da ek olarak kendini başbakan sanmaktadır. bu tarz nasıl bir kendini üstün görmeden kaynaklanmaktadır? o son cümleden sonrasını da ben tamamlamak istiyorum, "al orta sınıfını da git lan..."
bir kaç ay öncesine kadar popüler kültür bahçelerinde top koşturup, polemikleriyle tanınmasına rağmen sanki göz yaşlarıyla tövbe etmiş gibi değişen sabah yazarı..
o eski insan gitti; yerine statüko ve beyaz türk düşmanı, full demokrat biri geldi..
olaylara farklı açılardan bakarak okuyucusunu ters köşeye yatırma eğilimi ile ya çok sevilen ya da nefret edilen bir köşe yazarı olma hüviyetine sahip magnolia.
iyiden iyiye iktidar kalemi oldu çıktı. şaşırmaktayım. uzunca bir süre bekledim, yok öyle değildir diye ama malesef öyle.
en büyük hinliği tarafsızım ayaklarına yan tutmasıdır. yazdığı bir, iki yazıya bakarsanız belki bu adam iyi niyetli dersiniz ama olmadığı açık çünkü yazıları sistematik olarak aynı yönü işaret ediyor. yani ampülü.
"geçen gün panju'da şarap içiyoruz yine,biz hep panju'da şarap içeriz,bir anda aklıma karideslerin neden bu kadar pembe olduğu takıldı" gibi yazılar yazan bir adamken,ne oldu da iktidar kalemi haline geldi anlayamıyorum.hayır iktidar da o kadar adam varken neden bunu şakşakçısı yapar o da ayrı bir hayret konusu.
sözün özü eskiden çoğu kişi tarafından itici bulunur sevilmezdi,şimdi de çoğu kişi tarafından itici ve sevimsiz bulunuyor.
gazetesindeki köşesinden, "penguen davayı kaydederse (bkz: tayyipler alemi) borçlarının 100 ytl'sini cebimden vereceğim, arz ederim." diyen adamla, geçenlerde kanal 7'de gördüğüm adamın aynı adam olduğunu sanıp, ilk görüşte vay anam kanal 7 çığır atlamış demiştim. tabii o esnada daha evvelden bu şahsı, bir kanalda rakı tadarken gördüğümü de hatırlamıyordum.
sonra bir aydınlanma oldu falan. hayat hakkaten ilginç be hayrettin.
yazdığı köşenin adını "türkün aklı" koyan, böylece bir insanın bir çevreye (-ki bu çevre mensup olduğu millettir)kendisini de dahil ettiği ve şahsım tarafından asla kabul görmeyen aşağılamayı kendi kendine damgalamış olan,günün birinde sonradan sonradan aklının başına gelmesi için yatmadan önce adına dua ettiğim yazar müsveddesi.
ona olan inancımı son 2 gündür yazdığı yazılarla bitirmiş adamdır. akp propagandası yapacam diye kendini parçalamaktadır. bende burdan kendisine sorarım, oyunu son seçimde kime verdin?