fenerbahçe istanbulspor ve galatasaray da oynadıktan sonra beşiktaş a transfer olan kart görmeyi seven defans oyuncusu (bkz. üç büyüklerde oynayan futbolcular)
17 kasım 2007 norveç türkiye maçı nda oynadığı cengaver futboluyla gönlümüz de taht kurmuştur. feldkamp bu adamı ismael bouzid uğruna göndermiştir inanılır gibi değil en azından servet ve song a iyi bir yedek olarak kalamazmıydı, tabiyki kalırdı.
boşu boşuna galatasaraydan gönderilmiş adam olduğunu 17 kasım 2007 norveç türkiye maçında göstermiştir. halen sağlamdır ki zaten en önemli numarası kolay kolay ezilmeyen bir defans oyuncusu olmasıdır. bu tarz maçlarda takımlar men behind ball a döndüklerinde türkiyede aranacak adamların başında gelir.
17 kasım 2007 norveç türkiye maçının özellikle ikinci yarısında yaptığı ufak tefek itiş kakışlarla norveç'in en büyük kozlarından olan john carew'i gitgide sinirlendirip maçtan kopmasını sağlayan futbolcu...
b: yav ne koyuyor bu emre aşık ı filan, ne işi var bu adamın milli takımda
p: niye ya; uzun adam, hava toplarını filan alıyor
b: bırak ya, allahın sapık parmakçısı*
dakika: 80.
b: emre aşık süper oynadı ha, hatasızdı yani...
p: he he hehe kikiri kikiri
b: çok doğru bir karar vermiş terim on bir e koymakla emre yi
p: kiki ki kik kikir
b: gülme len!!
p: ki.
futbol topla oynanmaz rakiple oynanır felsefesinin thuram dan sonra dünyada ikinci thuram'ın türkiye'de olmayışı hasebiyle ülkemizde en başta gelen temsilcisi. nobre'ye yaptığı müstehcen müdahalenin ardından adı geçen şahsın form grafiğindeki düşüş emre'nin futbol felsefesinin ayrı bir boyutunu daha ortaya koymaktadır ki bu: futbol 90 dakika değildir'dir. emre'nin öğreticiliği ise ayrı bir husus tabiki. bir kaç satır yukarda söz ettiğim elle müstehcen müdahalenin ardından nobre'nin de hentbolu öğrenmesi hoş olmasına velakin nobrenin elini rakip için saklamak yerine topa kullanmasını onun öğrenme güçlüğüne diseidetik disleksiasına yani bir tür aptallığına vermek büyüklüğü bırakında bize kalsın.
ilk 7 mart 1993 abd türkiye maçında izlediğim futbolcu.(a genç) o zamanlar balıkkesirde oynuyordu. aradan yıllar geçmesine rağmen hala futbol piyasasında olması ve o kadrodan hala a milli takıma seçilebilen tek adam olması nedeniyle takdir edilesidir. 18 yaşlarındayken bir emre aşık saç modeli vardı, arkalar uzun önler kısa çok kişi özenip o şekle sokmuştu saçını. kariyeri boyunca bir çok uluslararası maç ve büyük takım formaları gördü, hırslı ve kavgacı bir savunmacı, aslında tüm defans oyuncularında olması gereken bir özellik ama bazen abarta biliyor, geçen sene song'da yaşanan parasal sorunlar sonrası kaptığı formayı bırakmayıp a milli takıma bile yükselmişti ama sezon başı haksız bir bişimde başka takıma kiralandı, kariyerinin sonu yaklaştı zaten. ama geriye dönüp baktığında ne kadar eleştirilsede çoğu futbolcuyu kıskandıracak başarılara imza atmıştır.
kariyerinin son günlerini yaşamasına rağmen ilk günlerdeki kart görme ve penaltı yaptırma alışkanlığından bir şey kaybetmediğini göstererek kendisine formsuz yada yaşlandı diyenlere 'eski günlerdeki gibi' mesajını yollamıştır
türkiye liglerinde oynayıp milli takım euro 2008 aday kadrosu 'nda bulunan ve 4 büyük kulüp diye lanse edilen (trabzonspor,beşiktaş,fenerbahçe,galatasaray) takımlarıın dışında başka bir kulüpte oynayan (ankaraspor) tek futbolcudur.
ben bu sene ankaraspor'un, dolayısıyla emre aşık'ın maçlarının yüzde doksanını izlemedim. nasıl bir sezon geçirdiği hakkında en ufak bir fikrim yok. euro2008 kadrosuna alınmasıyla ilgili de hiçbir yorum yapamıyorum. kadroya alınması doğrudur demiyorum ama yanlış olduğunu iddia edenlerin yüzde doksanının da aynı benim gibi hiçbir fikri olmadığını da adım gibi biliyorum. adamı sevmeyen, ki ben de hastası değilim, "euro2008 de emre aşık'ın ne işi var" diye feryat figan ediyor. yahu adam belki süper bir sezon geçirdi. üç büyükler, hadi bir de sivas diyelim, dışında sezonu iyi veya kötü geçirdi diyebileceğin kaç futbolcu var ki, emre aşık ın kadroya alınmasını eleştiriyorsun.
emre aşık ın maçlarını izleyip yorum yapan, bence yüzde on, kimseye lafım yok.