penguen çizeri. bir zamanlar pişmiş kelle'de çizerdi. penguen'de tekrar çizmeye başladığı görülünce eski çizdikleri hatırlandı, sevinildi.
evlenip kesene kadar gayet pala bir bıyığı vardı, sonra gitti, yenge sevmedi sanırsam. çenesi de daltonların çenelerine benzer, arasıra çizer kendini büyük çeneli haliyle.
tübitak adlı dizisi çok başarılıdır, tadından yenmez, işlediği konuların ayrıntıları incelendiğinde, kendisinin fizik, biyoloji vb. bilim teknik dergisi konularıyla az çok alakalı olduğu farkedilir. hatta tübitak binasının şeklini bile doğru çizmektedir, zira ankara'ya gidildiğinde binanın gerçekten öyle olduğu görülmüştür (ince uzun bir prizmanın tam tepesine eklenmiş yamuk kesitli prizma)
samimiyeti kabak gibi ortada olan kişidir. çocukluk travmalarından, çizerlerin hayatından bol bol bahsetmiştir. gelir gelmez, "ee keyifler nasıl gençler" diye muhabbete başlayarak, kasılmadan, sempatimizi kazanmıştır.
yurdum insanını en iyi betimleyen karikatürist. karakterlerinde genel bir 'bilmeden herseye yorum yapan adam' ortak noktası vardır. vatandaşa sorduk, tübitak'daki bayram efendi, ve hatta tayyip buna örneklerdir. " bence .... insanın kendine yakışanı giymesidir." cümlesini literature sokmuştur. ayrıca karikatürlerinde odun kullanmayı da çok sever.
hayvan dergisindeki bir röportajında soyadının hikayesini anlatmış olan çizer. röportaja göre, soyadı kanunu çıktığında dedesi latince bilmediğinden önüne verilen listedeki ilk kelime olan "ablak" ı seçmiştir. soyadının kendisiyle uyumu da ilginç bir tesadüftür.