empresyonizm   

adana çık aradan

  1. 19. yy'ın sonlarından fransa' da ortaya çıkmış, sanatta gerçekçiliğe karşı olan, dış dünyanın sanatçının süzgeçinden geçerek yani sanatçının yorumuyla aktarılmasını savunan daha sonradan edebiyat ve müzikte de kendini gösteren akım, izlenimcilik.
    edebiyatta da fransız şair baudlaire tarafından benimsenmiştir.
    (deccal, 15.06.2004 00:57)
  2. resimde van gogh, pissarro, monet gibi isimler bu akımın öncüleri kabul edilir.
    (fenriz, 15.06.2004 01:08)
  3. (bkz: paul cezanne)
    (chaconne, 25.11.2004 01:47)
  4. empresyonizm genel olarak olayların,nesnelerin sanatçı üzerindeki etkilerini izlenimlerini aktardığı sanat akımıdır.bu sanat akımında anlık duygular resmediliyor,bir izlenimin uyardığı duygular duyulduğu gibi aktarılıyordu.doğal bir görüntü sanki bir rüya gibi,buğulu bir güzellik içinde sunulurdu.
    bu akım ışıkla resim yapma olarak da tanımlanır.konu ışık yansımaları arasında kaybolmuştur.
    monet,renoir,manet önemli temsilcilerindendir...
    (jelly bom, 07.02.2006 14:26)
  5. monet'nin sunrise'ı en bilinen bilinen örneklerinden biridir. bir çok evde, iş yerinde vb. duvarda görmek mümkündür.
    (moya the song, 07.02.2006 14:39 ~ 27.05.2006 21:30)
  6. sanatta rönesans ve sonrasında saplanılan "doğanın birebir taklidi" biçeminin kırıldığı noktadır, sonrasında ekspresyonizm, kübizm derken modern sanat ortaya çıkacaktır. çok önemlidir, çok cesurca bir adımdır, mihenk taşıdır, oniki parmak bağırsağıdır.

    "bu türden akademik sanat, boş klasikliği, özünü çoktan yitirmiş eski aşırma biçimleri, ısmarlama ülkücülüğü, arada bir ustaca göğüs ve bacak gösterme, göz yaşartma yoluyla giriştiği duygu sömürücülüğüyle çökmekte olan burjuva düzeninin en iğrenç ürünlerinden biriydi. düpedüz “esnaflıkla” düzmece bir “kibarlığın” oynaştığı bu düzende yalanlardan, boş sözlerden, klasik geleneklere ve rönesans geleneklerine ikiyüzlü övgülerden yapılan bir sanattı bu. işte bu göğsü madalyalı, gizli yerleri defne dallarıyla örtülü sanat kalpazanlığına karşı bir başkaldırmaydı izlenimcilik." (ernst fischer, sanatın gerekliliği)
    (ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi, 04.08.2006 18:48 ~ 23.10.2007 00:19)
  7. 19. yy'da paris, işsizlik yüzünden kırsal kesimden göç edenlerin akınına uğramıştı. nüfusu bir anda iki katına çıkan paris, dünyanın üçüncü büyük kenti olmakla kalmıyor, aynı zamanda pis kokulardan geçilemeyen, salgın hastalıkların eksik olmadığı yaşanılmaz bir yere dönüşüyordu. o dönemin valisi bu duruma bir yenileme projesiyle son verme kararı aldı. dar ve çıkmaz sokaklardan oluşan merkeze zengin binaların çevrelediği geniş bulvarlardan oluşan bir ağ yapılandırılacak, ortaçağ'dan kalma kargaşaya aydınlık ve oksijen getirilecek ve bu yenilikler askeri açıdan şehrin savunmasını kolaylaştıracaktı. 20 yılın sonunda proje tamamlandığında paris, kibar burjuvazinin, eğlencenin ve metropolün cazibesine kapılarak dünyanın dört bir yanından akın eden sanatçılarla dolmuştu. sanatçılar büyük şehir hayatının çeşitli yönlerini tuvalerinde ölümsüzleştiriyorlardı. paris'in şık bulvarlarında, yeni açılan büyük eğlence mekanlarında, tren garlarında ya da şehirdışında modern kentlilerin düzenledikleri kır pikniklerindeki izlenimlerini betimliyorlardı. fotoğraf sanatı izlenimcilerin ortaya çıkışında önemli bir rol oynar. enstantane, doğrudan bakış izlenimciler tarafından ilke haline getirildi. açık hava ressamlığı kavramı ortaya atıldı. nesnelerin görünümünün ışığa bağlı olduğu keşfedildi. izlenimciler, ışığın anlık efektlerini tuvale yansıtmak için çok hızlı çalışmalıydılar. boyaları paletlerinde üstün körü karıştırıyorlardı. fırça darbeleriyle oluşturulan nesneler uzaktan bakınca net ve detaylı değil bulanık ve muğlak görünüyordu.
    (pockedvegabi, 12.09.2006 21:17)
  8. ortaokulda yazmadığım halde resimden gelen dönem ödevimin konusu. yıllaaar sonra üniversiteye geldiğimde "monet nin öncüsü olduğu akım" sorusunu bilerek okula misafir gelen hocadan kitap kazanmamı sağlamıştır.
    (iykkk, 20.05.2007 00:01)
  9. izlenimcilik. doğayı olduğu gibi göstermeyi değil de, onun belirli bir öğesinin - detaylardan arındırılmış olarak - sanatçıdaki etkisini yansıtmayı amaçlayan sanat akımı.
    (asosyal demokrat, 20.05.2007 00:03 ~ 00:05)
  10. akımın öncüsü olan monet*in katarakt olduğu için resimlerinde empresyonist hava yarattığı düşünülüyor son zamanlarda... (bkz: http://www.sabah.com.tr/...)
    bu arada türkçesi için (bkz: izlenimcilik)
    (steinmetz, 25.05.2007 20:58)
  11. bir zamanlar duygularımı tetiklemeyen bir akımdı ama şu son dönemde gerçektende heyecanla keşfettim bu akımı.

    bunun nedeni hayatın ya da gerçeğin göreceliliğine inanmakla ilgili. monet kadar cezanne de çok etkileyici hele kara kalem çalışmaları ne kadar ekspresyonist resimlerde olsa.

    sanatın zamanı geçer mi daha doğrusu akımın? cevabını vermek çok zor. empersyonizm gibi akımlar ne kadar tarihsel köprü kursalarsa, akımın başlangıcının sosyo politik ve entellektüel gerçeğininde yadsımamak gerekir. o günün entellektüel hareketi bugün daha farklı, bir manifesto da toplanacak yazarlar daha kısıtlı ve tarihsel süreçte başlamış, yaşanmış ve üzerine yeni bir sanat akımı daha konmuş. bu nedenle duygusal bağlamda hala etki gücü olsa da empresyonizm akım bugün yaşamıyor.

    zincire vurulmuş prometheus'u izlerken 2500 yıllık antik yunan sanat analayışı hala var diyebilir miyiz?
    (rodion romanoviç raskolnikov, 22.06.2007 04:48)
  12. "sanatçı yalnızca bir duyusal algıları kaydetme aracıdır. kuram değil! yapıtlar... kuramlar soysuzlaştırır kişiyi. titreyen bir kaosuz biz. işleyeceğim konuyla karşı karşıya geliyorum, dalıp kendimi yitiriyorum. doğa herkese konuşuyor. yazık! daha hiç resmi yapılmadı kırların. insan hiç ortada olmamalı, o kır görünümünde özümlenmeli. o büyük budist buluşu, nirvana, tutkusuz, öyküsüz, renksiz avuntu! ne demek izlenimcilik? renklerin görsel karışımı, anlıyor musunuz? renkleri resimde birbirinden ayırıp sonra yeniden birleştirmek. biliyor musunuz, bir resim için edebiyata bulaşmak kadar tehlikeli bir şey yoktur. bir resim hiçbir şeyi betimlemez, hiç değilse başlangıçta, renklerden başka hiçbir şeyi betimlememeli." - paul cezanne
    (ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi, 25.10.2007 02:12)
  13. çok pis dışavurur empresyonistler. ne var ne yoksa, bütün duygularını hönk diye yansıtırlar tuvale ancak ve ancak hiç biri bu niyetle resme başlamaz. van gogh öküzleme inancı yüzünden bir süre sonra zaten dünyanın ne boktan bir yer olduğunu görüp kendisini sanata, renklere, kaykılmış perspektife, doğaya, açlığa, gebermeye vurmuştur. böyle vura vura dışavurum olmuş, modern sanat şeyolmuş. işte empresyonizmde böyle bişi ve tekrar bana göre aşırı tanrısal sanat...
    (postsoul, 25.10.2007 02:19)
  14. 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştur. edebiyatta, resimde, müzikte, kendisini göstermiştir. kaynağını kant'ın idealizminden ve olguculuğundan alır. bu akımın sanatçılarına göre dış dünyayı* olduğu gibi anlatmak mümkün değildir. sanatçı, dış dünyadan edindiği izlenimleri hayalleriyle süsleyerek anlatabilir. bundan dolayı sanat eseri kişisel bir anlatıma sahiptir; sanatçının kişiliğine başlıdır.
    (portakallı haribo mahmut, 02.05.2008 21:43)