hayatlarımızın gidişatına dair sahip olduğum pembe bulutlara kara şimşek olup yağan felaket tellâlı. ayaklı bir
to do list. kimi zaman "allahım beni bununla mı sınıyosun" diye göğe el açmama vesile olan, halihazırda çabuk parlayan bünyemi iyice sinirlendirip kaçan
solo test.
öte yandan, suratsız günlerimde "omuzda çevirme" olmayı seve seve! kabul etmesiyle beni ihya eden stres topu. yeri geldiğinde cumhuriyet koridorlarında tehlikenin farkına varan, yeri geldiğinde [geleceğinde?] başında bir meksika şapkası, altında johnny [pepe? jose?] arabasıyla sınırı geçen [geçecek], bir geçmiş-bir gelecek kişisi.
anne nazarında "iyi aile kızı", zirvelerde "ortam insanı", okulda "ilgili öğrenci", iş görüşmelerinde "gelecek vadeden genç". aynı anda hepsi ya da hiçbiri.
kendisiyle aynı yatakta yatmaya zorladıktan sonra kibarlıktan kırılarak "bacağımı üstüne atabilir miyim acaba?" "kolum şurda dursun mu?" gibi son derece masumane sorularıma uykusunun arasında çemkiren "ne halin varsa gör." [sabah bunları hatırlamadığı için markete gidip kahvaltılık alıyo, o iyi bak]
evindeki "ordan-oraya-hiç-durmayan-zirzop-kedi" ile ciddi ciddi kavga ettiğinden şüphelendiğim şahsiyet.
"yimin idiriiiim" demesi aklıma geldikçe orda burda güldüğüm, böyle benimmiş gibi, oyunummuş gibi, sarıldığımda vurucam sanan, sarıldığında kendimi çektiğim, vefakat çok sevdiğim esmer kişi.
bi yandan göbeğimi kaşırken, kendisine burdan ağzımı yaya yaya "
panik yok, işler yetişir yea." diyorum.