@523249'da tanımam etmem* demiş olsam da, gerçekte yakınen tanıdığım, sevilesi şeker insan. an itibariyle yanımda giriler girmekte klavye şıkırtıları metrelerce uzaklara yayılmaktadır, iyi de yapmaktadır.
kedilere olan inanılmaz düşkünlüğü * ile sevenlerinin kalplerinde taht kurmuş esmer güzeller güzeli. vizeleri önemseyecek kadar benden olmayan, günümün 16 saatinde bana eskort edecek kadar benim olan anne kılıklı. müstakbel ev sahibem olmasını muhtemel gördüğüm, beni yanlış anlamak konusunda muazzam bir yetiye sahip mütercim.* saçlarını kıskandımın. kucağıma kıvrılışını sevdimin. simpaticom. senyoritam.
kendisi candır,arkadaştır bi de birazcık! konuşkandır.bursiyer düşmanı,ispanya aşığı,ayrıca haziran da work and travel yolcusudur kendisi.umarız work e dalıp travel ı unutmaz.
gitmesi ile hayatımı mahveden:'insan bu kadar mı neşe saçar?'dedirten,uzun siyah saçlarını hep kıskandığım,kariyer planları hiç bitmeyen,konuşkan güleryüzlü,canayakın ama cadaloz,mütercim tercümanlığı bilmeyen halk tabakasına öfke saçan,beraber binlerce anı ve anıyı birlikte yaşadığımız,sanatsever,millet bara giderken kendisi opera opera gezen,ispanyolca'yı çok seven böyle giderse ispanya'ya fahri vatandaş olacağını düşündüğüm,work and travel diye başımızın etini yiyen,kardeşim kadar çok sevdiğim,tatlı şeker gibi bir şey ya!!....
hasta yatağında ateşler içinde yatan zavallıya bir çorba dahi yapmayacak kadar acımasız, sokaklarda berduşça gezen bir tinerci kılıklıyı kanatları arasına alacak kadar şefkatli, fırça atacak diye iki kişiye korkulardan korkular beğendirecek kadar korku objesiama bir o kadar da sevecen muhteşem insan. emma-ül âlá. bir de onunla alakalı olan bir bakınızı buraya serpiştirmek isterim.
hayatlarımızın gidişatına dair sahip olduğum pembe bulutlara kara şimşek olup yağan felaket tellâlı. ayaklı bir to do list. kimi zaman "allahım beni bununla mı sınıyosun" diye göğe el açmama vesile olan, halihazırda çabuk parlayan bünyemi iyice sinirlendirip kaçan solo test.
öte yandan, suratsız günlerimde "omuzda çevirme" olmayı seve seve! kabul etmesiyle beni ihya eden stres topu. yeri geldiğinde cumhuriyet koridorlarında tehlikenin farkına varan, yeri geldiğinde [geleceğinde?] başında bir meksika şapkası, altında johnny [pepe? jose?] arabasıyla sınırı geçen [geçecek], bir geçmiş-bir gelecek kişisi.
anne nazarında "iyi aile kızı", zirvelerde "ortam insanı", okulda "ilgili öğrenci", iş görüşmelerinde "gelecek vadeden genç". aynı anda hepsi ya da hiçbiri.
kendisiyle aynı yatakta yatmaya zorladıktan sonra kibarlıktan kırılarak "bacağımı üstüne atabilir miyim acaba?" "kolum şurda dursun mu?" gibi son derece masumane sorularıma uykusunun arasında çemkiren "ne halin varsa gör." [sabah bunları hatırlamadığı için markete gidip kahvaltılık alıyo, o iyi bak]
evindeki "ordan-oraya-hiç-durmayan-zirzop-kedi" ile ciddi ciddi kavga ettiğinden şüphelendiğim şahsiyet.
"yimin idiriiiim" demesi aklıma geldikçe orda burda güldüğüm, böyle benimmiş gibi, oyunummuş gibi, sarıldığımda vurucam sanan, sarıldığında kendimi çektiğim, vefakat çok sevdiğim esmer kişi.
bi yandan göbeğimi kaşırken, kendisine burdan ağzımı yaya yaya "panik yok, işler yetişir yea." diyorum.
kendisi her ne kadar lanet okusa da şu sıra, ben istanbul üniversitesi'ne teşekkür etmek istiyorum. çıkardıkları inanılmaz zorluklar sebebiyle kendisine daha erken kavuşuyoruz zira.
ha yine de kötü olmuş tabi. (hımfs itiraf ediyorum be iyi olmuş, bencilim.)
beşbin metrekaresi kapalı, toplamda otuz dönümlük çeviri fabrikamızda sözlü, ardıl çeviri beylerbeyliği/ceo'luğu görevini ifa eden hanım kızımız. ama her sabah dokuzda fabrikaya iner forkliftleri kontrol eder, bir iki cümle çevirir. temel atma töreni gibi, bir cümle çeviri, sembolik.
çok bilmiş emma(gwyneth paltrow) kardeşi bildiği bay knightly'e abayı yaktığından bihaberdir.
ne zaman mı haberi olur?
tabiki de knightly'nin ilgisinin ondan esirgendiği vakit.
'96 yapımı eğlenceli bir film (austen uyarlaması).
çöpçatanlık yapmayınız, öyle çok beğenmem havalarına da girmeyiniz zira toslayabilirsiniz hiç aklınızda olmayan birine.