istanbul erkek lisesi'ne giderken kaçınılmaz bir şekilde içinden geçtiğim, 8 sene sonunda direnç kazandığım, sevdiğim, balık ekmeği güzel, nisan sonrası kokusu burun açan cümbüş semt.
büyük postane'nin yanında birbiriyle rekabet eden iki ucuz ve lezzetli büfeye sahip olan, nüfusu gündüzleri milyonlarla ifade edilirken geceleri ikiyüzbin civarına düşen, bu sebepten dolayı devletten hak ettiğinden çok daha az para alan, sultanahmet, bir bölüm beyazıt-süleymaniye ve tarihi eserleri dışında sev(e)mediğim, kalabalık ve pislik deyince aklıma gelen hele yağmurda çekilmez olan istanbul ilçesi.
işportacıların her sözü porno cdye çevirebildiği,ayakkabı boyayanların türlü hilelerle(saat sormak gibi) para dilendiği semt
ayrıca sirkeci tarafındaki yaya geçidi geçen sene kamyon çarpması sebebiyle yıkılmıştır
dünyalar güzeli eminönü ne yazıkki binler işportacı istilası ve eğitimsiz , seviyesiz binlerce insan tarafından bugün piç edilmiş durumdadır. denizine akla gelen herşeyi atıp, yedikleri balığın soğanını ve kılçıklarını ağızlarından savuran insancıklar olduğu sürece güzelleşmesinin çok zor mümkün olduğu, ah istanbul dedirten güzel güzel yer.
oraya giden ve değerini bilmeyen insanlara dünyada ne kadar hakaret ve küfür varsa hepsini yüzlerine söylemek istediğim, ama buna rağmen anlamayacaklarını düşündüğüm, çoğunlukla neandartel kafalı insanların tezgah açtığı ve duyarsızlık abidesi mekan...
meydanın projelendirilmesinde balıkçıların baz alındığı nadide istanbul semti.içinde istanbula dair o kadar çok güzellik barındırıyor ki!orada olup o insan kalabalığında kaybolmak vardı şimdi...
istanbul'un yüz ölçü, olarak en küçük imar alanı olarak yeni bina yapacak hiç bir yer kalmamış olan belediyesi. dünyanın en güzel yerlerinden biri olabilecekken, bataklığa dönüşmüş mekan...
dünyadaki çoğu eski şehir merkezinin aksine tarihi dokusunu bırakın zedelenmeyi, tarumar edilmiş;eciş bücüş içiçe, imitasyon ve ithalatçı yatağı, balık yenilesi, turistlerin "biz bunları avrupa birliğine almayalım" demesine sebep olacak kadar vandallanarak zarar verilmiş, işportatif pornograf.
ne olursa olsun yaşamaktan vazgeçemeyeceğim ilçe. bir evin terasından baktığında harem'den zeytinburnu'na denizi görebilmek, canın sıkıldığında çıkıp sultanahmete volta atabilmek, o çekirdek çıtlama sesleri arasında güzel muhabbetlerde bulunmak. bana bu havayı yakalatacak bir yer olduğunu tahmin etmiyorum.
cal ve iel öğrencilerinin avucunun içi gibi bildiği kalabalık pis ama insanı mutlu eden bi karmaşası olduğunu düşündüğüm turistlik istanbul semti.
(bkz: özlemek)
yeni cami'nin "oralarda" kafanızı hafif kaldırıp karşıya diktiğiniz vakit, sizi şöyle bir titretecek bir manzaraya sahip olduğunu düşündüğüm yer. galata kulesi'ne bakarak balık ekmek yenmez mesela. bira da içilmez. çünkü insan, galata kulesi'ne bakarken, başka ne yapmakta olduğunu-mesela, ona bakmadığını bile- sanırsa sansın, galata kulesi'ne bakmaktadır. hatta, eminönü'nü bırakınız efenim bir kenara, şu karşımdaki de ekran değildir, bu yazılan giri değildir: hayat ne yapmanızı isterse onu yapmaktasınızdır ve hayat galata kulesi'ni boşa dikmemiştir oraya.
her bir giride mevzuyu ona getirelim, galata'yı sevelim. ve kanmayalım artık hayat güzel diyenlere, "kötü hali budur, ya bir gün güzelleşirse" diyelim.