|
|
- 1830-1886 yılları arasında yaşamış etkileyici şair. iki bine yakın şiiri var. bazı aile ilişkileri ve birkaç arkadaşı olması dışında genelde yalnız bir hayat sürmüştür. şiirlerinde "truth" kelimesi sık sık geçer, olayları olduklarından büyük göstermek yerine gerçeklikleri ve küçüklükleriyle okuyucunun yüzüne çarpar. ölümü bir at arabası sürücüsü olarak yansıttığı ve çok sevdiğim aşağıdaki şiiri bunun güzel örneklerindendir.
because ı could not stop for death
because ı could not stop for death—
he kindly stopped for me—
the carriage held but just ourselves—
and immortality.
we slowly drove—he knew no haste
and ı had put away
my labor and my leisure too,
for his civility—
we passed the school, where children strove
at recess—in the ring—
we passed the fields of gazing grain—
we passed the setting sun—
or rather—he passed us—
the dews drew quivering and chill—
for only gossamer, my gown—
my tippet—only tulle—
we paused before a house that seemed
a swelling of the ground—
the roof was scarcely visible—
the cornice—in the ground—
since then—'tis centuries—and yet
feels shorter than the day
ı first surmised the horses' heads
were toward eternity—
okuldan, yeşeren tarlalardan ve son olarak batan güneşten geçiyor. kendi hayatına, çocukluğuna, gençliğine ve yaşlılığına yukarıdan bakıveriyor. bu yolculuğa hazır değil pek, üşüyor. yeni eviyse toprağın bir yükseltisi, sonsuzlukla birlikte. bu kadar mı doğal yazılır diyor, bu kadına hayranlık duyuyorum.
not: emma'ya koyduğu çeviri için teşekkürler demeyi bir borç bilir ve yetkin olmayan çevirimi kaldırırım.(kitty wu, 09.04.2006 20:33 ~ 24.05.2007 03:15)
- (bkz: bruce dickinson)
- iki bin kadar şiir yazmasına rağmen, hayattayken sadece yedi tanesini yayınlamış.
'' bu mektubum dünyaya, bana hiç yazmıyor olsa da...'' demiş kadından şair olmaz diyenlere cevaben..(grace, 05.04.2007 00:57)
- (bkz: hope is the thing with feathers)
- ölüm üzerine belki de en güzel olan şiiri oğuz cebeci çevirisi ile ;
ben duramadığımdan çünkü-ölüm için-
o-benim için durdu-kibarca-
bir bizi aldı araba-
ve bir de ölümsüzlüğü
yavaşça sürdük-hiç acelesi yoktu
ve ben de bir yana koydum
hem emeğimi hem de boş zamanımı
onun kibarlığı karşısında
okulu geçtik-çocukların itişip kakıştığı
teneffüs vakti-halka olmuş-
geçtik-gözü dalan ekin tarlalarını
batan güneşi geçtik-
ya da- o bizi geçti-
çiğ damlaları düştü keskin ve ürpertici
ağdan yapılmıştı çünkü giysim
ve atkım-yalnızca tüldü-
bir evin önünde durduk
bir toprak yığınına benzeyen
çatı görünmüyordu neredeyse
-kornişler-yerin altındaydı
ondan sonra-yüzyıllar oldu-ama
bir günden kısa sanki
-sanmıştım ki-önceleri
atların başları
sonsuzluğa çevriliydi.
|