emily dickinson 

adana çık aradan

  1. 1830-1886 yılları arasında yaşamış etkileyici şair. iki bine yakın şiiri var. bazı aile ilişkileri ve birkaç arkadaşı olması dışında genelde yalnız bir hayat sürmüştür. şiirlerinde "truth" kelimesi sık sık geçer, olayları olduklarından büyük göstermek yerine gerçeklikleri ve küçüklükleriyle okuyucunun yüzüne çarpar. ölümü bir at arabası sürücüsü olarak yansıttığı ve çok sevdiğim aşağıdaki şiiri bunun güzel örneklerindendir.

    because ı could not stop for death

    because ı could not stop for death—
    he kindly stopped for me—
    the carriage held but just ourselves—
    and immortality.

    we slowly drove—he knew no haste
    and ı had put away
    my labor and my leisure too,
    for his civility—

    we passed the school, where children strove
    at recess—in the ring—
    we passed the fields of gazing grain—
    we passed the setting sun—

    or rather—he passed us—
    the dews drew quivering and chill—
    for only gossamer, my gown—
    my tippet—only tulle—

    we paused before a house that seemed
    a swelling of the ground—
    the roof was scarcely visible—
    the cornice—in the ground—

    since then—'tis centuries—and yet
    feels shorter than the day
    ı first surmised the horses' heads
    were toward eternity—


    okuldan, yeşeren tarlalardan ve son olarak batan güneşten geçiyor. kendi hayatına, çocukluğuna, gençliğine ve yaşlılığına yukarıdan bakıveriyor. bu yolculuğa hazır değil pek, üşüyor. yeni eviyse toprağın bir yükseltisi, sonsuzlukla birlikte. bu kadar mı doğal yazılır diyor, bu kadına hayranlık duyuyorum.

    not: emma'ya koyduğu çeviri için teşekkürler demeyi bir borç bilir ve yetkin olmayan çevirimi kaldırırım.
    (kitty wu, 09.04.2006 20:33 ~ 24.05.2007 03:15)


  2. (bkz: bruce dickinson)
    (rotario, 06.01.2007 17:11)
  3. iki bin kadar şiir yazmasına rağmen, hayattayken sadece yedi tanesini yayınlamış.
    '' bu mektubum dünyaya, bana hiç yazmıyor olsa da...'' demiş kadından şair olmaz diyenlere cevaben..
    (grace, 05.04.2007 00:57)
  4. (bkz: hope is the thing with feathers)
    (drama queen, 01.05.2007 02:53)
  5. ölüm üzerine belki de en güzel olan şiiri oğuz cebeci çevirisi ile ;

    ben duramadığımdan çünkü-ölüm için-
    o-benim için durdu-kibarca-
    bir bizi aldı araba-
    ve bir de ölümsüzlüğü

    yavaşça sürdük-hiç acelesi yoktu
    ve ben de bir yana koydum
    hem emeğimi hem de boş zamanımı
    onun kibarlığı karşısında

    okulu geçtik-çocukların itişip kakıştığı
    teneffüs vakti-halka olmuş-
    geçtik-gözü dalan ekin tarlalarını
    batan güneşi geçtik-

    ya da- o bizi geçti-
    çiğ damlaları düştü keskin ve ürpertici
    ağdan yapılmıştı çünkü giysim
    ve atkım-yalnızca tüldü-

    bir evin önünde durduk
    bir toprak yığınına benzeyen
    çatı görünmüyordu neredeyse
    -kornişler-yerin altındaydı

    ondan sonra-yüzyıllar oldu-ama
    bir günden kısa sanki
    -sanmıştım ki-önceleri
    atların başları
    sonsuzluğa çevriliydi.
    (emma, 21.05.2007 22:11)