1. bilinen gözlemlenen bir kısmı var. işte emekli olan insan eve dadanır, yok evden çıkmaz hanımı darlanır, elektronik eşyaları kurcalar, hatta bozar, sonra hanım bunu evden atar filan. git kahveye okey oyna filan diye... tam bu anda benim şu bir 15 günlük yaşmıma denk gelmekte. ulan 23 yaşımda emekli hayatı yaşıyorum kafama sıkıcam.

    temmuzun sonunda ablam evlendi, planıma göre de 6 7 si gibi istanbul'a sevdiceğin yanına gidecektim, ama gel gör ki ablanın evden ayrılışından sonra evde oluşan duygusal durumlardan dolayı bir yere gidemedim. kaldım burda. e zaten akranlarımız okulunu bitirmiş, iş güç askerlik gibi çeşitli şeylerle meşgul oldukları için, olanların da fındık dolayısıyla köylere göç etmesi sonucu kaldım yalnız.

    şimdi trabzon'u bilen ganita'yı mutlaka bilir. ramazan ayında en gidilesi yerdir. yol üstü değildir, zaten normal zamanlarda da tercih edilir. sabah kahvaltı yapıp, evden çıkıp "akşam" gazetesi ve olmazsa olmaz bulmaca eki alıp ganitaya gidiyorum. saat 2 civarlarıdır. sudoku, şifreli resim, kakuro, futoshiki gibi uzak doğu bulmacalarıyla devrelerimi bir güzel yakıyorum. bayram abiden her zaman ki şeyi isteyip sade neskafe, su istiyorum. genel de 2 neskafe 1 su belki 2 de çayla yaktığım devrlerimin yanına üstüne bir de midemi sikiyorum. tabi bu bulmacaları çözmek de aşağı yukarı zorluk derecesine göre vasati 3 ila 5 saat sürüyor. akşamda iftardan sonra inceden o kalabalığı çekmeden eve kaçıyorum biraz tv izleyip yatıyorum. ki bu durum aşağı yukarı son 10 gündür böyle.

    şimdi bakıyorum, hayatım da tek gün bile çalışmadım, sevgilimle 1 yıl aynı evde yaşadım, evlilik hayatını yaşadım sayılır, öğrencilik, mimarlık olduğu için biraz fazla çalışarak. e şimdi de emeklilik. ha bi de öksürüyorum paso hastalanmaya da başladım. ölürüm lan yakında. bak valla diyorum. az kaldı göçmeme.


    neyse sözlük bunu bile yazarken bir taraftan var mısın yok musun izliyordum. tek heyecanım o oldu adam kaçırdı 500 bin'i 100 bin aldı. aferin adama.

    bana bakın lan, trabzon da olan varsa yarın ganitaya gelip inceden izleyebilir beni. zaten direk sırıtıyorum. tek başına bulmaca çözen biriyim en nihayetinde. hadi öptüm. saat 11 oldu gidip yatayım ben geç oldu.


    edit: habertürk'ün bulmacası kanırtıyor.
  2. bir nevi back to the fucer bölümüdür. yalnız bu bölümde geleceğe değil, geçmişe, çocukluğa dönüş yaşanır. bu dönüş en güzel emekli kahvelerinde gözetlenebilir. oyun oynarken mızıkçılık yapma, akşam ezanı ile eve dönme, benim oğlum senin oğlundan daha çok kazanıyor gibi çeşitli çocukça çekişmeler bu yaşamın olmazsa olmazlarıdır.
  3. ne kadar geç yaşta ne kadar çok parayla elde edilirse o kadar dinginleşen hayattır. aksi takdirde evin içi "gerilimli dakikalar"la doluyor.

    özellikle de yoğun iş temposundan sonra emekli olduysa babanız, hayat onun için gerçekten çok zor. hafta sonları dahil çalışmak, sürekli cep telefonun çalmasına alışmak, sürekli bilgisayar kullanmak, her hafta otomobille neredeyse 1000 km yol yapmak, aileden ayrı çalışmak gibi alışkanlıkların yerini evde oturmakla doldurmak çok zor. adamın gün içerisinde yaşayacağı en büyük atraksiyon, derya baykal izlemek.

    geçen gün, uydu kanallarını kurcalarken yaptığı bir yanlışlık yüzünden her gün izlediği halk tv, art avrasya ve toprak tv gitti. sabah halk tv'de bağıran adamlarla uyanıyorduk. artık huzurla uyanacağımıza sevinirken babamızın hüznüne dayanamayıp ayarladık, düzelttik. neşet ertaş parçaları eşliğinde toprak tv seyredip mantar yetiştiriciliği öğreniyoruz.

    bugün, tüfek alıp militan olacağını iddia ediyordu babam. kafasına estiğini vurup temizlik yapacakmış. şunu vururum, şöyle diyeni öldürürüm, böyle diyeni asarım derken sıkıldı. içeriye gitti. elinde viledayla geldi. evi temizleyecekmiş.

    emekli sendromunu kaç senede atar, bilinmez. kısa sürede iş bulup eski düzenine dönmesini umut ediyoruz.