bir insanın, bir işi tamamlamak amacıyla ortaya koyduğu efor, harcadığı zaman, katlandığı zorluklar, fedakarlıkların bütünü. emek kavramı, bu yönleriyle tarih boyunca kutsal kabul edilmiştir.
renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş.üzüntüyle ustasına gitmiş. usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş.öğrenci resmi yeniden yapmış.. usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile
bırakmasını önermiş.öğrenci denileni yapmış.birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. sevinçle ustasına koşmuş. usta ressam şöyle demiş "ilkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. ikincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. yapıcı olmak eğitim gerektirir. hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. sakın emeğini blmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma."
insanı insan kılan temel özelliktir aslında. çünkü içinde bilinç vardır insan bilinciyle efor harcarken bir amacını gerçekleştirmek için , hayvan ise çabalar içgüdüsel hareket eder.
marx'ın gotha ve erfurt programlarının eleştirisi'nde " en yüce değer değildir" diye tanımladığı şey. bunu sanki en yüe değer olduğunu iddia edenlere karşı söylüyormuş gibi söyler.
eski yunanda insanın kendi üzerine yaptığı işe askesis denirdi. marxın emek anlayşının temelinde bu vardır. yunanlılara göre askesis psuche yi geliştirir dönüştürür. psuche ise insandaki potansiyellerdir. yani askesis insanın kendi içindeki potansiyelleri kinetiğe(yani harekete) dönüştürme ve bu potansiyellerin kapasitelerini olabildiğince açığa çıkarma olayıdır. bu insanın kendisi ile uğraştığı bir pratikler bütünü değil, pratiklerin diğer insanları, doğayı ve sonrasında evreni değiştirip dönüştürme dinamiğidir. emeği bu kapsamda tanımlarsak, emek insanın kendi içerisindeki potansiyelleri ortaya çıkarması ve bu yolla olabildiğince kendini geliştirmesi, dönüştürmesi ve mükemelleştirmesidir. bu mükemelleşme haline arete derdi eski yunanlılar. kimileri bunu erdem(virtue), kimileri ise excellence(mükemmel olma durumu) diye çevirir.
bu durumda emeğin temelinde askesisi görmek, ve askesisin genel anlamda insanın kendisinde içrek potansiyellerin ortaya çıkarılması olarak tanımlanması, marxı emeğin insanın insan olmasını mümkün kılan şey olarak görmesine yol açmıştır.
marx emeğin metalaşması derken, kol gücünün metalaşmasını kastetmez, insanın insan olmasını sağlayan temel kuvvetin metalaşmasına parmak basar. bu akli sorgulama sonucunda, insanlık türünün yok olması tehlikesini görüp insanları uyarma amacıyla bunun üzerinde bu kadar durduğunu da belirtir.
emeğin kol gücüyle eşit görülmesi, burjuvanın emeği satın alarak emek içerisindeki potansiyellerden sadece birini kullanmasından dolayıdır ki bu inanış emekçinin özgürleşmesinin, onu fabrikadan çıkarmakla mümkün olduğunu getirmiştir. halbuki asıl nokta emekçiyi fabrika dışına almak değil, fabrikayı emekçinin içinden söküp atmaktır.
sovyetler emeği kol gücü sanadursun, kapitalist asıl karının emekçiden geldiğini bilmesinden yola çıkarak bir dilemmayla karşılaşmıştır. üretim güçlerinden hammadde ve aygıtların maliyetini düşürerek karı maximize etmek rekabet koşullarında bir yere kadar götürmekte, bir müddet sonra herkes maliyetleri aynı noktaya taşımaktadır. bu nedenle karı maximize ederken maliyetini düşüreceğiniz ana üretim kuvveti emek olmuştur. ilk zamanlar kapitalist emeği işten çıkararak ve on kişinin yapacağı işi bir kişiye yükleyerek(teknolojinin de yardımıyla) bunu başarmıştır. ancak karı ortaya çıkaran temel unsur emek olduğu(hem üretim hem tüketim anlamında) farkedilmiş(büyük buhran ile) ve kapitalist gelişen yeni üretim biçemlerinin zoruyla da bir daha marxa geri dönmek zorunda kalmıştır.
yukarda anlattığımız ölçüde emeğin bir potansiyeller grubunun kinetiğe geçmesi olarak düşünmeye başlayan kapitalist, emeğin tümünü satın aldığını ancak onun sadece bir kısmını kullandığını anlamış, ve yüzseksen derece dönerek, emeğin diğer potansiyellerini de kullanma yoluna gitmiştir. şu an popülerleşen insanın(çalışanın) kendini geliştirmesi, kendini aşması kar edebilmenin tek yoludur. bunu kariyer gibi hayali bir motivasyon aracıyla, eğitimlerle emekçiye baskılar ve onu bu şekilde daha verimli kılarsınız. karınızı arttırırsınız.
ancak görülüyor ki emek hala meta ve bu anlamda ticari bir şey. yani potansiyellerin tümünü ortaya çıkarmak emeği özgürleştirmiyor, çünkü hangi potansiyellerinizi ortaya çıkarmanız konusunda özürlük alanlarınız pratik edilebilecek şekilde değil. anlatmak istediğim, hangisini seçeceğiniz gibi bir hakkınız var ama bu hakkı kullanma pratiğiniz yok. yani sike sike yapmaya başlarsınız çoğu şeyi. insanlığın özgürleşmekten çok hayali bir özgürlüğe gitme yoludur bu.
özgür insan kendi içindeki potansiyelleri, harekete geçiren sürekli olarak bir devinim halinde olan ve bu devinimiyle çevresini değiştiren ve de bunları yaparken belirli bir fırsat eşitliğine sahip olan ve pratik açıdan neleri yapacağını tam olarak kendi seçen(sike sike seçmek değil) kişidir.