sinema filmi ve tv dizilerinin iki başarılı yönetmeni serdar akar ile tarkan karlıdağ iş ortağı olup ilginç bir projeye başladı.
akar ve karlıdağ, şu günlerde türkiye ile makedonya arasında mekik dokuyor.
çünkü ikili sonbaharda yeni yayın döneminde atv'de ekrana gelecek iddialı bir dönem dizisi için kolları sıvadı.
makedonya'da çekilecek "elveda rumeli" adlı dönem dizisi 1900'lü yılların başında geçen ve izleyen herkesi ağlatacak dramatik bir kurgusu olan öyküyü ekrana taşıyacak. türk ve makedon oyuncuların rol alacağı dizinin teknik ekibi de türkler ve makedonlardan oluşacak.
yakında atv'de sloganıyla kendini tanıtan dizi. tanıtımındaki görüntüler ve erdal özyağcılar'ın seslendirmesi...gayet etkileyici ve de merak uyandırıcı olmuştur. ağam paşam rollerinden, astığım astık kestiğim kestik adamlardan, bahçesinde havuzu olan triplex villalardan sıkılmış olanlar varsa, benim gibi, çare olacaktır. balkan havaları gelecek gibi görünmektedir buram buram. velhâsıl-ı kelâm, beklemeye değer.
20 eylül perşembe günü yayına girecek olan, çekimleri makedonya'da devam eden, yönetmenliğini serdar akar, yapımcılığını tarkan karlıdağ, senaristliğini alican yaraş, özge efendioğlu ve nuran evren şit'in yaptığı , sıcacık bir yeni dizi...
fragmanlarını ilk defa izlediğimizde babamla benim gözlerimizi dolduran, hatta babamı ağlatan dizidir. ve hatta rahmetli nenem sağ olsa onuda ağlatacağından emin olduğum dizidir. memleket hasreti böyle bir şey işte.
tanıtımlardan anladığım kadarıyla damdaki kemancının kopyası olan dizi.
sütçü karakteri,terzi çocuk,geleneklere karşı duruş ve sütçünün kızları....resmen arak kokuyo dizi.bari güzel yapmış olsalar dedirtiyor insana.
erdal özyağcılar'ın canlandırdığı karakterin kasapla konuştuğu sahneye denk gelip, sinema tarihinin sevdiğim klasiklerinden damdaki kemancı'nın senaryosunun araklandığını görünce bu memlekette orijinal iş çıkmayacak mı diye epey sinirlenmeme sebebiyet veren yeni dizi.
sütçü tevye ve kızları ( yazar:yalom şaleym) adlı kitaptan uyarlanan damdaki kemancı adlı müzikalden esinlenerek 19. yuzyıl makedonyasına adapte edildiği ayenen belli olan, sütçü tevye adlı evrensel karakteri , sütçü ramiz olarak türkleştiren ve bütün düyanın bildiği bir karakteri ve atmosferi , üstelik de filme birebir göndermelerle adapte etmiş olmalarını, "arak" olarak algılayan zihniyeti şiddetle kınadığım ,( salak değiller heralde bunu kimse anlamayacak sansınlar) dizi. "bırakın işte değişik bir iş yapılmaya çalışılıyor, kan kin nefret , mafya, töre, dizilerinin yanında pırıl pırıl parlayan sevgi dolu bir dizi geliyor, biraz anlayış biraz saygı biraz destek be ya!" dedirten, balkanlardan gelen sıcak hava dalgası.
bugün izlemeye başladığım balkanlara olan özel ilgimi az da olsa doyuran güzel dizi. oyuncu kadrosu bana göre manken-oyuncu (!) hande subaşı dışında (gerçi o da çok sırıtmamış ama madem oyuncu olacaktın neden güzellik yarışmasına katıldın be insan) gayet profesyonel olan, tarihteki olaylara değilde daha çok merak ettiğim o zamanlardaki günlük yaşama bizleri götüren, başrollerinde erdal özyağcılar ve şebnem sönmez'in paylaştığı annemin fırsat verirse kaçırmadan izleyeceğim dizi.
dünkü vatanda hande subaşı'nın kadrosundan ayrıldığını iddia ettiği dizi.ayrıca seyretmekten çok büyük haz aldığım bir dizidir kendileri.erdal özyağcılara her sahnede baştan hayran oluyorsunuz.
bu dizinin içinde bol bol ağlama, bırakıp gitme, sevdiklerini geride bırakma, ölüm, zulüm,fakirlik, namertlik gibi sahneler bol bol olacaktır. züğürt ağayı bile bu sebeplerden ikinci kere seyretmeye dayanamayan hassas bünyelerin kaçınması gerekir diye düşünmekteyim.
araksa arak olsun, ister macırlara'da bi kıyak yapalım mantığında olsun; izlerken büyük keyif veren bir dizidir. oyuncular resmen döktürüyor, temiz ve saf insanların hayatlarını izletiyor, gülümsetiyor, tv başında geçen 2 saatini boşa harcatmamış oluyor.
herşeyi eleştirmek mantığı da, her gördüğüne "arak" mantığı da yeni modamız bu arada. bu hem kültürlü gösteriyor bok atanı, hem de sürüden ayırıyor aklınca. ama zaten bilmiyor ki bok atmak sürünün genel psikolojisi, yeni modası.
pür dikkat kesilen izleyiciye koz vermemesi gereken dizi. sahnelerden bir sahne: akşam olur, evin genç kızları bembeyaz pijama-gecelik karışımı giysilerini giymişlerdir ve repliklerini duyurmaktadırlar. gelin görün(ben gördüm) yıkama talimatının, ürünün markasının yazdığı o kulakçıklar göze çarpar. sene 1800'lerin en sonları, e onlar da sütçü ramiz'in kızları. ne işi var o kulakçıkların ekranda!
"te o kaaa!"
makedonya göçmeni ailemde mutluluk rüzgarları estirmiş dizidir, dizinin kitlesi de sanırsam rumeliden göç etmiş aileler olacak.. erdal özyağcılar da her zamanki gibi şahane oynamaktadır..
tıbbiyeli mustafa rolündeki çocuğa feci aşık oldum. ah yavrum benim, bi de gururlu, bi de mazlum, bi de idealist. ay daha ne isteyeyim. ayrıca alex ve dilaver'de başa baş gitmekteler ama üzülmesinler her ikisini de seveceğim.
rumeli ağzının kullanılışı, ilk bölümlere göre oldukça düzgünleşmiş dizidir. bir yandan büyüklerimden duyduğum rumeli türkçesinin televizyon ekranlarından evimize konuk olması yüzümü güldürmekte diğer yandan göçmen bir ailenin evladı olarak memleketsizlik/köysüzlük burukluğumu arttırmaktadır. köysüzlük nedır bilırsın? nası ki eyleşmez bir yara kabugi baglasa bile, o ka acidır.
süper bir rumeli ağzı kullanılan dizidir. ayrıca kostümler de gerçekçidir üstelik içliklere kadar. benim gibi göçmen vatandaşların içini kıpırdatacağını düşünüyorum. senaryonun arak olması gerçeği pek de değiştirmeyecek sanırım. aşk itirafları çok içten. ayrıyeten :
(bkz: naaamik bize de gelsin)
erdal özyağcılar'ın o yılların birikimi, o döktüre döktüre sergilediği oyunculuğunu zevkle izlemekteyim. dizide dikkat edilen küçük ayrıntılar az da olsa orayı bilenlerin yüzünü gülümsetmektedir.