lost'tan araklanmış repliklere sahip olan dizi. az önce annem izlerken şans eseri odada bulundum ve jack'in kate'le ilk karşılaştığında ondan dikiş atmasını isterken cesaretlendirmek amaçlı anlattığı hikayenin çok çok benzerini (en azından konsept aynı) dizideki artist doktorun amelyatta yanında bulunan çaylağı cesaretlendirmek için anlattığına tanık oldum. anlayamazmıyız sandınız huleayyn diye haykırmak geldi içimden. tabi şimdi anneme bu dizinin böyle sebeplerden dolayı ne kadar yazış olduğunu anlatsam, bir kulağından girer öbür kulağından çıkar o ayrı...
farkettim ki başroldeki doktor beyefendi karizmadan yıkılıyor efendim. bara gidip süt içmesi mi dersin, çok az konuşup konuştuğu zaman da aristokrat kesilmesi mi dersin...artık bilemicem bana biraz abartı ve özenti geldi. şöyle ki adamın evindeki buz dolabı ağzına kadar süt dolu ve salonunun tam ortasında kocaman bir kuyruklu piyano var, tabi eleman onu çalabiliyorsa dişimi kırcam na buraya yazıyorum.
ayrıntılarına hiç takılmadığım, ece uslu'nun kendini kameraya çekerken sarfetmiş olduğu " ölmek zorunda olduğum için özür dilerim " sözü, hastalığını öğrendiği an ve bundan sonraki düşünceleri bana yabancı olmadığı için salya sümük ağlayarak izlediğim dizidir efenim. ece uslu'yu her dakika dolan gözlerinden dolayı ayrıca kutluyorum. bu hikayenin aslında da aynen oradan bize sunulanlar yaşanmaktadır. iyi gözlem yapılmış. ayrıntıyı kim takar konu böyle olduktan sonra.
ülkemizdeki aliye, binbir gece gibi çocukların ve onları kendi hayatlarından öte tutan annelerin üstüne oynayan dizilere eklenen yeni dizi.
sadece birkaç dakika baktım ve ne hikmetse bana da o doktor bozuntusunun ameliyattaki ayarı denk geldi. bu kadar kötü mü oynanılır, bu kadar mı eğreti durulur bir rolün içinde.
hülya koçyiğit 'in falan da olduğu bi film vardı,hatta bi sürü çocukları var,çocuklar ortada kalmasın diye komşusunu kocasına(cihan ünal) ayarlamaya çalısıyordu..senaryo çok benzer,kesinlikle!
dizide ece uslu 'nun kocasını oynayan adam ayrı bi yapmacık..ama ağlamak isteyince bu diziyi izleyin,ece uslu'ya bakın,ağlayın!
sonu başından tahmin edilebilen dizilere yenisi eklenmiştir böylelikle. ece uslu ölmeyecektir efendim, muhteşem doktorumuz ona çok çok çok tehlikeli ameliyatı yapacak belki bir süre de komada kalacak sonra da hayata dönecektir. ama bu zaman içersinde çocukları bulduğu yeni anneye (ki bu da sınıf öğretmenleridir) alışacaklardır. bundan sonrası kocası ile yaşadıkları bir yılan hikayesini andırcaktır. seyirceye "yerseniz, izleyin" tadında, annelik fedakarlık gbi kutsal bir mecradan girilerek ölümle buluşturmaya kasan sadece duygu odaklanan bir dizi olmaktan öteye geçemeyecektir.
aslında kestirilebilecek bir sonu olan, my life without me(yanlış hatırlamıyorsam)'dan alıntı yapılmış dizi.
diziye güzel de diyemeyiz çok duygusal,türk insanını,özellikle anneleri etkileyebilecek kadar duygusal.
yine de bir insan bu kadar bencil olabilir mi anlamış değilim,kendi başına kararlar alıyorsun ve sen öldükten sonra onların vicdan azabından ölmelerini sağlıyorsun..dizi işte...
bir anne çocuklarını başka bir insana nasıl emanet edebilir anlamadım.dizideki baya bir saçma olay var tabikide.insan çocukları için savaşmalı bir kere ucunda ölüm olsa.
ilk bölümde "ölmek zorunda olduğum için özür dilerim" diyen ece uslu hanfendinin intihar komandosu olduğunu düşündüğüm dizi. bu cümleden sonra da izlemedim zaten. "senaristler daha fazla anlam bozukluğu testi çözsün" adlı bir kampanya başlatılmasına vesile olabilecek replikleri barındıran drama da diyebiliriz.
pedro almodovar ın my life without me filminden arak olan dizidir, çünkü konu tıpatıp aynı. filmde de anne kendi sesini kaydediyordu çocuklarına ilerde verilsin diye. çok küçük bir fark var, o da annenin kendi yerine istediği kadın yuva öğretmeni değil de komşu kadındır.
acilen elveda demesi gereken dizidir. ailevi sebepler yüzünden periyodik olarak maruz kaldığım bu deneye dair gözlemlerimi paylaşmak isterdim ama kim neden ilgisensin ki diye düşünüp vazgeçtim. (bkz: aferim)
yalnız şunu söylemeliyim ki zeynep öretmenin eski sevgilisinin kaynanası(vay be...) (hani şarkıcı aydanın annesi rolünde bir kötü kaynana var ya, hıh işte o) rolündeki bayana ayrı bir senaryo yazıp onun başrolünde olduğu bir dizi çekseler bundan 750 kat daha güzel olur. en azından kadın komik ve rol yapabiliyor. tüm dizide izlemeye değecek tek kareler onun göründüğü yerler.
her bölümde mutlaka birilerinin ağladığı dizidir. küçücük çocukları bile depresyon moduna sokmuş dizidir.3 kişinin aralarındaki sorunu aylardır atlatamadığı dizidir.izleyenlere allah sabır versin dediğim dizidir. zira reklamlardan takip ettiğim kadarıyla kurdeşen geçirmem an meselesidir.
şeyda adlı karakterin kötü zamanlar da dahil olmak üzere her daim bakımlı ve kırmızı ojeli tırnaklarla göründüğü dizi.bu işin sırrı nedir diye meraktayım sayın izleyiciler.
sadece reklamlarını izlediğim halde "bu nası olur, peki bu nası olur, yarabbi bu nası senaryo" diye isyan ettiğim dizidir. çocuklara bakmak için evlenen ve adam eski karısını sevdiği halde "kocam o benim kopamam ondan biz evlilik yemini ettik" diye bar bar bağıran bir öğretmen. e be kızım sen görev icabı evlenmemiş miydin? istisnasız her reklamda "ayrılamam gidemem bu kadar kolay olamaz" diye neden zorluyorsun ki?
ya sen ölmek zorunda olduğu için özür dileyen ama ölemeyen anne, yahu hem tıp fakültesinden beri arkadaş olduğun doktor arkadaşınla kırıştırıyorsun hem de kocana göz kırpıyor, çocuklarını istiyorsun. yani reklamlardan gözüktüğü kadarıyla, acıtasyon yapalım da ne olursa olsun mantığı güdüldüğü çok açık. bir gün bütün bölümlerini seyretmiş birini oturtup, aklımdaki bütün soru işaretlerini açığa kavuşturacağım, hasta etti bu dizi beni.
bir bölümünü izlediğim bir kanal d dizisi. o bölümde de ece uslu'nun en yakına rkadaşı ve sanırım avukatı bu doktor olan adamla yatıverdi, neden böyle birşey yaptılar anlamadım. ece uslu'nun kardeşi de doktora aşıkmış, zeynep öğretmen eski sevgilisinden kopamıyor ama kocası için de kendini parçalıyor, çocuklarını anlayamadığım bir şekilde annelerine göstermek istemiyor falan. tam bir karmaşa curcuna.sanırım orijinal senaryosu julia roberts ve susa sarandon'ın oynadığı bir filmden alınmış adı da stepmom. filmi izlemedim ama çok ağlak olduğunu söylemişlerdi. anladığım kadarıyla bu dizi de çok ağlak. adamın ruhu sıkılıyor.
artık lale ölse de hakkaten elvedayı dese ve bitse bu çile dediim dizi. hayır eve geliyorum, iki çift laf yapacağım, annem çat açıyor bunu, kaçıyorum odadan. hayatımda böyle zulüm görmedim dedirtmiş dizidir. ferrarili doktor gibi bir yalan var ki ortada, ona hiç girmeyeyim.