sanıyorum arapça el-veda kelimesinden gelmektedir. öyle düşünüldüğünde durumu biraz komikleştirmektedir. bununla birlikte kullanılmasında bir sakınca yoktur bence, zira bizim yüklediğimiz anlam farklıdır. alternatif olarak "hoşça kal" pek romantik görünmese de iyi bir temennidir. keşke her yanından ayrıldığımız insanın gerçekten "hoşça" kalabileceğine emin olabilsek. neyse canım işte bu da bir temennidir neticede.
diğer veda sözcüklerinden çok farklıdır. çok daha derin manalar taşır. son vedadır elveda. sonsuza kadar sürecek belki de son veda... soğuktur çok. bazen ölüm gelir adamın aklına bu sözcüğü duyduğunda. kullanmamaya özen gösterilmesi gerek.
tarsus amerikan koleji' nin 1996 yılındaki orkestrası echo '96 ' nın şarkısı. camp club da her dönemin sonunda çalar bu şarkıyı. hüzünlü ve etkileyici bir şarkıdır. sözleri şöyle:
gölgeler gibi silik yüzün bende
kazınmış eski hüznün kalbine
"sen bile gidiyor musun?" gibi bakma bana
ben konuşamıyorum
gözyaşım saklasın korkumu
ağlamak isterken bile korkuyorum
bir güneş, bir ışık, geri dönüş yollara
durur yüreğim, eski günlerine
durdursan atsan zamanı uzak bir yere
dönüşse çöller birer denize
anlamaz ki şu yüreğim
haline ağlar durur bir köşede
çaresiz düşmesin başın öne
bir gün döndüm geri diyeceğim
bir ağıt, bir rüya, bir dünya bıraktım sana ben
gidiyorum..
bir ağıt, bir rüya, bir dünya bıraktım sana ben
gidiyorum
elveda....
canım yandı bir insafsızın elinden
bekledim sevgini harcadım boşuna kendimi
yarım kaldım yıkıldım ihanetinden
utandım el gibi
bal gözlüm affedemem seni
elveda herşeyim git şimdi
yukarda allah var korkmaz mısın?
sonun cehennemdir günahkarsın
ben vazgeçtim senden eller alsın
alışırım git şimdi
yarım kaldım yıkıldım ihanetinden
utandım el gibi
bal gözlüm affedemem seni
elveda herşeyim git şimdi
bu şarkının, eski bir metin arolat şarkısı olması dışında bir özelliği yoktu benim gözümde [bildiğin konulu ayrılık şarkısı, bir takım şeylere çok sinirlenmiş vatandaş ruhu olsa gerek*].
ta ki, claude challe'in hazırladığı buddha bar'ın cd'lerinden birisinde denk gelene kadar. 1999 senesinin albümünde yer almış mix, malik adouane'un shaft müziğinin ardından crossfade eylenmiş biçimde girince, neye uğradığımı bana şaşırtmıştır. kim giriyor bilemedim.
kartal tibet, selda alkor ve tanju gürsu'nun başrollerini paylaştığı (bkz: selvi boylum al yazlım)'la dahi yarışabilecek seviyede kaliteli ve güzel bir yeşim çam filmi. filmde ayrıca (bkz: münir özkul)gibi usta isimler de oyuncu olarak başgöstermektedirler.
gidiyor musun diye sorma bana. gönderen sensin. ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkın toprağa gömmeyi. senin kadar öfkeliyim bende senin kadar endişeli... bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni. sen sorgularken beni kafanda ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda...
aşkın içine bir kez girdi mi kuşku teslim alır bedenleri de. sütten çıkmış ak kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza. o dünya ki bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. nasıl da güzeldi... zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın. ah bu sorular. yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorunlarla? nasıl ikna edebilirdim seni? ben aşk dedikçe sen dur dedin. ben seninleyim dedikçe sen hayır dedin. zaten az konuşan sen olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. ben bir şey diyemedim.
ne kadar zarar vermişim sana meğer... nasıl değiştirmişim seni. oysa hiç böyle düşünmemiştim. kimseye zarar vermek istemem ben. kimseyi olduğundan farklı bir hala getirmek istemem. ama öyle oldu işte. demek ki gitmelerin zamanı şimdi. çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. ne sevişmelerimiz kalır aklında ne sevda sözlerimiz. rahat değilim diyordun ya rahat ol artık. gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı. tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan...
gidişim yürekten değil, zorunluluktan. sanma ki bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. sanma ki benden sakladığın gülüşleri yalancı yüzlerde ararım. seni de götürürüm yüreğimde. yokluğunu taşırım. bulup bulup kaybettim seni. ne yazık ki yoz-duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana. öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.*
elveda denince aklıma ilk gelen rahmetli yıldırım gürses in bestelediği ve harika yorumuyla söylediği"elveda gençliğim,elveda ey hatıralar ,elveda mesut günlerim,ümit dolu sayfalar ,yine mevsimler dönecek,yine yapraklar düşecek, giden gençliğimiz,geri gelmeyecek"ayy içim ne kadar kötü oluyor.vedalar kötüdür ama böylesi bir besteyle de dile gelince daha da kötü.
"haklısın ben de çok değiştim, ya sen başkalarıyla nasıl seviştin" cümlesi neden "elveda" denileceğinin bir örneğidir. sezen aksu imzası taşıyan 1991 çıkışlı "hesap ver" albümünden aşkın nur yengi şarkısıdır.