görseller
elmalı kurabiye 
  
belki ilginizi çeker
  1. · elma ile yapılabilecek tatlılar
  2. · cafe dört
  3. · elma
  4. · pudra şekeri
  5. · enfazlaellikarakterolabilir
gündem
  1. · günün tek kelimelik özeti
  2. · the twilight saga new moon
  3. · ezel
  4. · 2012
  5. · apertura 2009
  6. · beşiktaş
  7. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  8. · post punk
  9. · itü sözlük kızı

elmalı kurabiye  

  1. -mmm günaydınnn
    +günaydınnn

    diyaloğundan sonra , yatağın senin ısıttığın kısmına geldim ve sana sarıldım.yüzünün sol tarafındaki yastık izine yanağımı değdirerek uyumaya devam etmeye çalıştık artık uyuyamayacağımızı bile bile.uyumak değildi aslında isteğimiz , uyandıktan sonra yatakta geçirilen o keyifli zamanı birbirimizle geçirip daha da keyifli başlamaktı.sıcacıktı yanağın.gözlerimiz kapalıydı ama hissedebiliyorduk birbirimizin yüzündeki gülümsemeyi.bir süre böyle yattıktan sonra "hadi artık kalkalım" cümleme senden cevap gelmeyince uyuduğunu anladım zira çok kolay uyuyabilen birisiydin.hele huzurlu ve mutlu olduğun zaman uyuman daha da kolaylaşıyordu.kulağına üflemek suretiyle seni uyandırmaya muvaffak olduktan sonra üstündeki battaniyeyi attım aşağıya ki uyanman kolaylaşsın.kibarlık olsun diye lavabo diye telaffuz edilen fakat aslı tuvalet olan bölüme giderek elimi yüzümü yıkadıktan sonra tekrar yatağa geldim ve sen hala uyuma çabasındaydın.ellerimi havluya silmemiş olmamamdan mütevellit , ellerimde kalan suyu yüzüne küçük damlalar halinde atarak seni yeni,yine,yeniden uyandırma çabasındaydım.damlalar yüzüne değdiğinde senkronize olarak gözlerini kırpıyor fakat yine de yataktan kalkmıyordun.kalkmadığın gibi "sen de geeeeel" deyip beni de uykuna ortak etmek istiyordun fakat ben artık kahvaltıyı düşünmekteydim.dün akşam çantanda kalan cüzdanımı alarak,ayağımda şortla markete doğru yola koyuldum.sabah sana o kadar dalmıştım ki havanın yağmurlu olduğunu fark edememiştim.oysa ki bugün sarıyere gidip balık yemeyi planlıyorduk.belki de 1-2 fotoğraf çekerdik sahilde.markete giderken niyetim sadece ekmek alıp geri dönmekti çünkü geri geldiğimde sen hala yatıyor olacaktın ve kahvaltı hazırlamak zor gelecekti.senin uyku keyfini biraz daha devam ettirebilmek için aydilimi pastanesine doğru yöneldim.pek içime sinmemişti pastanenin görüntüsü.güven vermiyordu.bu yüzden camlarındaki gazete kağıdından kapanmış olduğunu anladığım balıkçının biraz ilerisindeki değirmen pastanesinden alışveriş yapmaya karar verdim.poğaça,börek tarzı hazır yiyecekler alarak seni kahvaltı hazırlama derdinden kurtarmaktı gayem.patatesli ve peynirli poğaça aldıktan sonra gözüme çarpan elmalı kurabiyeler çok güzel gözükmüyordu ama canım çekmişti."neyse boşver" dedikten sonra poğaçaların parasını ödeyip eve döndüm.anahtarla kapıyı açtığımda tanıdık bir koku karşıladı beni.kokuyu biliyordum ama çıkaramıyordum."aa çay" dedim.evet çay kokusuydu bu.benim markete gittiğimi duyan sen çayı koymuş,mutfakta kahvaltıyı hazırlamakla meşguldün.

    -aaa poğaça mı aldın?
    +evet.seni uğraştırmak istemedim.çay poğaça ile kahvaltı ederiz demiştim ama hamarat kız yine dayanamamış bakıyorum.
    -eveeeeet :) dolaptan reçeli çıkarır mısın?

    ben reçeli,peyniri,balı,zeytini çıkardıktan sonra sen içeri gidip televizyonu açtın.giderken arkandan seni izledim.lila mor arası terliklerinle yavaş adımlarla yürüdün salona.saçların da gitti seninle birlikte.oysa bilirdin ben saçlarınsız yapamam.çayın demlenmesini beklerken yapılacak en güzel şeydi tv.tekli koltuğa yan oturarak daha doğrusu yatarak , ayaklarını kol koyma bölümünden aşağı doğru sarkıttın.yaramaz, küçük bir kız çocuğuydun ve ben, karşıdaki kanepeden, seni izlemekten büyük haz duyuyordum.bütün kanallarda magazin programı olduğunu görünce "banane bu kadının hayatından.allahım insanlar ne saçma şeyler izliyorlar ya" şeklinde , benim de tamamen katıldığım bir serzenişte bulunduktan sonra gözün sehpanın üzerinde bulunan tavlaya takıldı."tavla atalım mı len?" cümlesine hiçbir zaman hayır demediğimi bildiğin için beni tavlaya yönelttin.5 el çabucak bitti.iddaa severler yine yanılmadı ve 1,20 oranıyla ben kazandım.kahvaltı sofrası hazırdı ve bizi bekliyordu.2 aç insan olarak hızlı bir biçimde konuşmadan sürdürdüğümüz kahvaltıyı "uff ya nerden çıktı bu yağmur! ne güzel sarıyere gidecektik.canım kaç gündür balık çekiyordu" cümlen bölüyordu."napalım yapacak bir şey yok.evde otururuz biz de" cevabı seni tatmin etmiyordu,biliyordum.ama gerçekten de yapacak bir şeyimiz yoktu."sen elmalı kurabiye yapmasını biliyor musun?" dedim. "evet ne var ki?" diye özgüvenin tavan yaptığı bir cevapla beni şaşırtmadın."yapalım mı bugün?" soruma "olur" dedikten sonra kahvaltıyı bitirmeye yaklaşıyorduk.iyice doyduktan sonra keyif çaylarımızı yudumlarken , bir film izlememizin iyi olacağı ortak kararıyla film seçimi yapmaya çalıştık.bu yağmurlu havada eğlenceli bir filmin ideal olacağına karar verdikten sonra bulaşığa giriştik.zaten 2 kişinin bulaşığı fazla zorlamıyordu ama birikince eziyete dönüşebiliyordu.sen yıkıyor ben de durulayıp bulaşıklığa diziyordum.imece usulü yıkadığımız bulaşığın sonuna geldikten sonra yapımda ve yayında emeği geçen arkadaşlara teşekkür edip oturma odasına doğru yollandık.ben önden yürürken birden sırtımda bir ağırlık hissettim.boynuma sarılan 2 koladan da rahatlıkla anlayabileceğim gibi sırtımda yavanlayan bir mimar adayı vardı.evet canı oyun istiyordu ve karşısındaki kişinin onu her zaman eğlendirebilecek bir potansiyeli vardı.koşuşmalarla,gıdıklamalarla,güreşmelerle eğlenceli olduğu kadar yorucu dakikaların sonuna gelmiştik.şarj olmak için kendimi kanepeye attığımda, sabahki gibi yalnız değildim kanepede.yanımda bir film canavarı duruyordu.filmi koyduktan sonra play tuşuna basma şerefine nail olan sen , filmi uyumadan bitirebilmiştin.zaman zaman güldüğümüz,zaman zaman sıkıldığımız filme sen 7.6 derken ben 7.0 notunu verdim ve 7.3 ortak kararında anlaşmış olduk.sabah poğaça almaya giderken gördüğüm ve canımın rakı istemesine neden olan çiftlik tekel'in yanındaki değirmen pastanesinde gördüğüm ve içimin gittiği elmalı kurabiyeye gelmişti sıra.sen hamuru hazırlarken bana da elmaları rendede doğramak görevi düşmüştü.işim kısa sürdü ve bittiğinde sen hala tezgahta ayakta durarak hamurla uğraşıyordun.arkadan usulca gelip ensene nefesimi verdikten sonra huylanmanı izlemekten büyük keyif alan ben , sen kızana kadar bunu yapmakta kararlıydım.bir yerden sonra kendini sıktığın için gıdıklanmadığını anlayınca kulağına bir öpücük kondurdum.çınnn sesi kulaklarında çınlayınca iyice sinir oldun ve bu beni daha çok güldürüyordu.en büyük hamlemi yaptıktan sonra artık şımarıklık limitimi doldurduğumu fark ederek uslu bir çocuk olmaya karar vermiştim.çünkü biliyordum ki uslu bir çocuk olursam şirinleri bile görebilirdim.hazırlardığımız elmalı kurabiyeleri fırına verirken eline taktığın fırın eldiveni küçük ve sevimli ellerine büyük gelse de mutfakta iş yapmak sana çok yakışıyordu.zevk alarak yaptığın için lezzet dolu yemekler çıkıyordu ortaya.annemin yemeklerini hiç aratmıyordu.üstüne pudra şekerini de ekleyerek bitirdiğimiz elmalı kurabiyemiz servise hazırdı.üst katımızda yalnız kalan,beyaz saçlı ve pamuk yanaklı hatice teyzeye de bir tabak götürmek iyi olabilirdi.sen en şirin tavrını takınıp,en güleryüzlü haline götürdün , onun bize ıspanaklı börek getirdiği tabağı ve içindeki güzellikleri.geldiğinde meyve suları bardaklarda duruyordu ve tabaklarımızdaki kurabiyelerimiz soğumaları için bekleniyordu.iştahlı iştahlı yedikten sonra tatlı ihtiyacımızı karşılamış olmanın verdiği memnuniyetle , havanın da yağmurlu olması nedeniyle öğle uykusu ortak paydasında buluştuk.en karanlık odaya geçip serin yorganın altına girdik çoraplarımızı çıkarmadan.sarıldık.biliyordum gündüzleri uyuyamazdım ama önemli olan uyumak değildi.hissetmekti tenini bütün hücrelerimle.kokunla demlenmekti.sevmekti içi gülen gözleri.tutmaktı kurabiye yapan elleri.mmm pudra şekeri...
    (loş ışıkta nazlı yar diye komidini öptüm kokladım, 10.04.2008 13:20 ~ 11.04.2008 00:26)
  2. elma harcında bir de tarçın varsa yeme de yanında yat kurabiyesidir.of.
    (ellisande, 10.04.2008 13:53)
  3. mis gibi anne kokar.
    (jenesaispas, 10.04.2008 15:20)
  4. öncelikle efendim marketten gidip mutlaka alınması gereken malzemelerimiz:

    - 3 su bardağı un (bardakla dediysek paket alacaksınız, tarifide aradan çıkartmak babında yazdım)
    - 1 fincan pudra şekeri
    - 1 paket margarin (markası önemli değil obe margarinbile olur o ne ki?)
    - 3 çorba kaşığı yoğurt (kaymak olmasın içinde aman diyeyim)
    - 1 paket vanilya
    - 1 paket kabartma tozu
    - 1 limon kabuğu rendesi (burda 1 rakamından kastım 1 limonu alıp evire çevire rendeliyorsunuz kabuğunu)

    ek olarak (içi için) ;

    - 3 elma (sarı, kırmızı, yeşil farketmez ekşi olmasında)
    - 3 tatlı kaşığı tarçın
    - 2 tatlı kaşığı toz şeker
    - 1 avuç ceviz (ceviz yoksa kasmayın sade elmada iyidir)

    yukarıda yazılmış olan tüm malzemelerimizi derin bir kabın içine atıp gene evire çevire yoğuruyoruz, hamurumuz kulak memesi kıvamına geldiğinde -eğer getiremediyseniz bir avuç daha un eklenebilinir ama fazla olmasın hamurun sertlik derecesi önemli bizim için- hamurumuzu biraz dinlenmeye bırakıyoruz...

    ellerimizi yıkadıktan sonra, 3 elmamızı önce kabuklarını soyup sonrada rendeliyoruz, rendeledikten sonra tarçını, şekeri ve cevizimizide küçük bir tavanın içine atıyoruz hepsini kısık ateşte iyicene kavuruyoruz, biraz tadına bakıyoruz olmu mu diye, peki nasıl olduğunu anlarız? elmalar yumuşamış ise bu kavurma durumuda çözülmüştür..

    hamurumuza geri dönecek olursak, kendisini üş eşit parçaya bölüyoruz ve her birini oklavamızla çok büyük olmayacak şekilde güzel bir daire şeklinde açıyoruz sonrasında bu dairemizi 8 üçgen oluşacak şekilde bıçağımızla kesiyoruz (matematikte gördüğümüz kesir işlemlerindeki üçgenler gibi)
    her üçgenin içine bir tatlı kaşığı kadar hazırladığımız elma rendesini koyuyoruz, sigara böreği yaparmışcasına sarıyoruz tabi görüntüsü börek gibi değil rulo gibi olmalı aynı işlemi geride kalan 2 hamur parçamıza da uyguladıktan sonra tepsiye dizip 160 derece önceden ısıtılmış fırınımıza atıyoruz, 10 dakika pişiriyoruz üzerleri hafif pembeleşmeye başlayınca acilen kapatıp fırından çıkarıyoruz..kokusu gelmeye başladıysa kesin oldu demektir. sonra rulo kurabiyelerimiz biraz soğuyunca üzerlerine delikli süzgeç yardımıyla pudra şekerimizi serpiyoruz..birazcık koklayalım yarım saat sonrada yemeye hazırdır..aman sıcak sıcak yemeyin, kaynar elma rendeleri dilinizi yakabilir.

    bu güzel tariften ortaya çıkan harika ürünü bu akşam birkaç yazar arkadaşımız tadacaktır dedikten sonra bakınızları verelim.

    (bkz: elma ile yapılabilecek tatlılar)
    (bkz: elma kokusu)
    (enfazlaellikarakterolabilir, 21.04.2008 10:34)
  5. özenle hazırlanmış içinde elma parçacıkları bulunan enfes bir kurabiyedir.hele birde anne eli deymişse, içine koyduğu sevginin damakta bıraktığı tat anlatılamaz bir duygudur.
    (kız babası, 21.04.2008 11:57)
  6. bizim komşu teyzenin yaptığı en güzel şey.
    (hypertestooo, 17.06.2008 16:31)
  7. (closer, 17.06.2008 17:52)
  8. elma ceviz ve tarçının başka hiçbirşeyde bu kadar uyum içnde olamayacağı kurabiyelerin hasıdır..üzerine biraz pudra şekeri de çok yakışır...seviyorum bu tadı...
    (trakyalı, 01.08.2008 17:40)
  9. (balefulwhisper, 06.06.2009 10:22)
  10. fırından gelen tarçın,vanilya,elma... kokusunun sebebidir.
    (swetlana, 07.11.2009 03:32)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil