körfez savaşı sırasında, amerikanın türkiyeyi de savaşa çekmeye çalıştığı sıralarda türk komutanları tarafından yapılan benzetme, manası bölgenin elma şekeri benzeri bir şekilde tatlı olduğu fakat olayların içine girildikçe kazık yiyeceğimizi simgeleyen bir terimdir.
elmalar yıkanmamıştır ve ben evde daha güzelini yaparım bahanesi ile yıllarca yiyemediğim, ilk yediğim seferde şekeri çok tatlı, elması da çürük ve pütürlü diye attığım şeker. o günden sonra bir daha yemedim zaten.
ayrıca (bkz: hayalkırıklığı)
genelde çürük, yumuşak, kurtlu elmaların kulalnıldığı; üzerindeki boyanın da tamamen ve tamamen meyve özünden bihaber kimyasal olduğu göz önünde tutularak çocukların fazla yemesini engellemek gerek. elbette çocuktur bu, ister ama sürekli bu boyalarla, çürük meyvelerle insanlara pislik yedirenlere bir dur demek lazım.
işte çözümü:
0.5 kilo vişne, 1 kilo şeker, yarım litre su hep kaynatılır, dilenirse içerisine baharatçılarda bulunan kırmızı gıda boyasından eklenir (çocukları görüntü ile kandırmak lazım). kaynamakta olan karışıma daha önceden tahta bir çubuğa takılmış, sapı koparılmış elma bandırılır ve bir süre bekletilir, daha sonra soğuması için mümkünse dik şekilde bırakılır.
dipnotlar:
-o tahta çubukları bulmak hiç zor değildir, üşenmezseniz eminönü'de 23 nisan bayrakları satan dükkanlarda var. (bkz: tahtakale)
-elmayı dik şekilde tutmanın bir yolu: bulaşıklığa dizdiğiniz elmaları paket lastikleri ile yandan yandan bağlayabilirsiniz.
-çocukları kandırmak için evde yaptığınızı çaktırmayın, çocuk bu ille arkadaşlarının yediğinden ister.
-çekinmeyin siz de yiyin ama kaba bir hesapla bu şekilde yapılmış bir elma şekeri en az 400 kalori.