|
|
- (bkz: ölmeden önce söylenen sözler)
- bunu yapanlar on sekiz yaşlarını geçer geçmez barlara akıp ceket yakarlar. oysa ne güzel iki elle kontrollü ve akıcı bir şekilde sürmekvarken bisikleti bir de kolay bir harekettir
- (bkz: pipiyi ellemeden işemek)
- aşırı doz artistlik içeren söz.
tabi sadece söylenmekle kalmaz, gösterilir de. adettendir yoksa boktan püsürükten bir laf olarak kalır, karizmanın şanına yakışmaz.
ama bir uyarı da bulunmadan edemiycem! şayet yapamıyorsanız , yani elleri bırakarak bisiklet süremiyorsanız boş yere, hava olsun diye yaparım demeyin.
göster derler , gaza gelir tamam dersin. ilk başta her şey iyi gider. "hehoo bakın bana heyo heyo" felan dersin ama sonra bir bakarsın ki bisiklet sürerken baya baya takla da atabiliyormuşsun.hem de tersinden.
kendimden biliyorum yani, yapmayın siz.
- bisiklete binmeyi yeni öğrendiğiniz çocukluk döneminde diğer bisikletlilerle konuşurken sarfedilmesi muhtemel cümle.
- bir viagra reklamında vardı bu adam hapı yutup (bkz: hapı yutmak) şınav çekmeye başlıyor önce sırayla birer kolunu bırakarak devam ediyor. sonra iki kolunu birden bırakıyor. ve şınav çekmeye devam ediyor.
(bkz: oha)
- şehir içinde -düz yolda- araba ile yavaş yavaş seyrederken, arabadaki sakin havayı dağıtmak, bi heyecan getirmek için de söylenebilecek söz. elleri bırakıp bırakmamak size kalmış. ben bırakıyorum, daha helecanlı oluyor. ölmüyorsunuz da. oh.
- akabinde gelecek kazayı öngöremeyen angut kişi, karizma amaçlı kullanır bu söz öbeğini. sonrasında üzülür, incinir, dizi, bacağı kanar ama olsun.. karizma olmaktan daha mühim şeyler değildir bunlar, onun nazarında.
bizim mahallede biraz zeka problemli bi çocuk vardı; kürşat. daha 3 tekerlekli bisiklete binmeyi beceremezken, 18 vites bisanda yapmayı denedi bu hareketi. üstelik önünde, onun bisiklete doğru düzgün binemediğini bilmeyen, kuzeni olduğu halde.. amacı da büyük ihtimalle o garibanı etkilemekti zaten..
neyse..
"ellerimi bırakabiliyorum ben la, şimdi bırakcam bak!" dedikten sonra sürdü bisikleti yokuş aşağı. sanki süper bir macera filmi izliyormuş gibi izliyoruz biz de. olacaklar az buçuk belli çünkü kafamızda.. o denli dikkatli izleyişimizin sebebi de bu; ayrıntıları kaçırmamak.
20- 30 metre kadar sağlıklı şekilde ilerledikten sonra, 3 tam 1 yarım takla attıklarını gördük yokuşun tepesinden. sonbaharda rüzgarın savurduğu yapraklar gibi hüzünlü hüzünlü savruldular bisikletten, yolun iki yanına..
koşup yardım ettik tabii ama zayiat fazlaydı cidden. yarılmış kafa, parçalanmış diz kapakları ve dirsekler halay çekiyordu gözümüzün önünde. hastahneye yetiştirdi anaları mecburen.. acı verici bi durumdu.
|