elif shafak   

adana çık aradan

  1. elif şafak'ın ingilizce kitaplarında adını yazma şekli. içten içe kimliğinden utanıyormuş havası sezinliyor insan. garip hatta komik. gerçi edindiği ünün bir kısmını da bu nefretine borçlu ama ilginç. halbu ki güzel yazıyor, yazdıkları okunası. peki neden ülkesine karşı olan bu nefreti?
    (kaldırımmühendisi, 30.06.2008 21:45 ~ 21:47)
  2. elif şafak kitapları üç unsur üzerine kuruludur:
    -türk kimliği
    -baba
    -din

    din olgusu okurun karşısına daha çok tasavvuf olarak çıkar. yazar mevlana'dan etkilenmiştir. kitaplarının bazı yerlerinde mesnevi'den hikayelere yer verir. mevlana'ya atıflarda bulunur. pinhan bu üslubun ürünüdür.
    çok sık kullandığı bir diğer dini motif ise cinlerdir. bunun sebebinin babaanesi tarafından büyütülmesi olduğunu tahmin ediyorum. "görmek", "göz", "nazar" teması üzerine kurulmuş olan mahrem'de de bu durum şafak okuyucuları tarafından hissedilecektir. cin, şafak romanlarının ayrılmaz bir parçası olmuştur.

    baba yazarın hayatında önemli bir o kadar da önemsiz bir yere sahiptir. önemsizdir. çünkü babasız büyümüştür. önemlidir. çünkü baba eksikliğini hayatının tüm dönemlerinde hissetmiştir. baba ve piç'te yer alan asya ve zeliha karakterleri sanıyorum ki bunun bir yansıması, dışa vurumudur.
    şafak -yanılmıyorsam- büyükelçi olan annesiyle çocukluğunda yurt dışında uzunca bir süre yaşamış ve tabiri caiz ise "göçebe" bir hayat tarzı sürmüştür. bu süre içinde birçok okul değiştirmiş, "türk" kimliği ile "ötekiler"e uyum sağlamaya çalışmıştır. med cezir yazıları'nda örovizyon'da sonuncu olduğumuz yılların birinde sınıftaki "ötekiler"in kendisini aşağılayışı ve bir ""türk" olarak nasıl "yerin dibine" geçtiğini anlatan bir hatırası vardır. işte bu kendini kabul ettirme, oraya ait olma çabası da şafak kitaplarının üçüncü unsurunu oluşturur. kitaplarında hep kimlik karmaşası yaşayan, "kim" olduğunu anlamaya çalışan ve bulunduğu yere ait olmak için çabalayan karakterler yaşam bulur.
    burdan şuraya geleceğim: her yazar kitaplarında biraz da kendini anlatır. yarattığı karakterler biraz da kendisidir aslında. işte bu noktada elif şafak asya'dır, zeliha'dır, mahrem'deki şişkodur, mustafa'dır, azıcık be ce'dir, pinhan'dır, gail'dir ve aklıma gelmeyen diğerleridir. elif şafak yaşadığı kimlik bunalımını kitaplarına yansıtan bir yazardır. işte bu yüzden de elif shafak'tır.

    tüm bu yazdıklarım tamamen kişiseldir, okuduklarım doğrultusunda yazar hakkında yapmış olduğum çıkarımlardır. eksiktir/doğrudur/yanlıştır bilemeyeceğim. ancak bildiğim şudur ki, gerçekten iyi bir yazardır. siyasi duruşu, fikirleri, zaman'da yazıyor oluşu, hükümete yakınlığını bir kenara bırakarak söyleyebilirim ki, köşe yazılarını okumam ancak kitapları -siyah süt faciası haricen- gerçekten lezizdir. bir cümlesi üzerinde dakikalarca düşündürebilen bir üslubu vardır. dili ağırdır, bu yüzden de sıkça eleştirilir ancak melodik bir anlatımı vardır, okutturur.

    shafaklığı konusunu fazla kurcalamıyorum. "edebiyatçı" olmasının ötesiyle ilgilenmiyorum zira. kendisinin de dediği gibi cevaplarıyla ilgilenmediğim soruları sormuyorum.*

    *"cevaplarıyla ilgilenmediğin sorular sorma" baba ve piç - asya'nın şahsi nihilizm manifestosu/madde bilmem kaç
    (mor kulaklı mavi kurbağa, 30.06.2008 23:58 ~ 01.07.2008 13:37)