kitaplarının hepsinin dahiyane kurgusal anlayışlara dayandığını düşündüğüm yazar. kendisinin deyimi ile geçmişinin hep kültürlerin arasında sıkışmış geçmesi dolayısıyla doğu'ya ve batı'ya alabildiği mesafe onu bu kültürlere dışarıdan bakabilmeyi ve ustaca harmanlayabilmeye götürmüştür. sürekli derin konularda derin anlamlar yazdığı ise safsatadan başka birşey değildir. bit palas kitabı için günü yaşarken, istanbul koşturmacasını yaşarken, bir yandan fatura kuyruklarında beklerken bir yandan da yazıyordum der ve kitaba bakıldığında kitap gerçek bir istanbul şaheseridir ve çok eğlencelidir.
tasavvuf düşüncesinin yaşamın her bir yanına akabildiğini yine elif şafak göstermiştir bana. batılıların 19.yy icadı olan varoluşçuluk bundan yüzyıllar önce bu topraklarda yaşamış, içimizde, günlük hayatımızda yerini alabilmiştir. çoğu elif şafak kitabında olduğu gibi herşey bir döngüdür. bu minvalde yaptığı tespitler de aydınlatıcı niteliktedir. örneğin zamanı bir sayı doğrusu üzerinde eşit parçalara bölünmüş gibi algılamamızın bir yanılgı olduğunu belirtir elif şafak, sanırım mahrem kitabında... 3 gün, 5 saat, 6 yıl sonra ya da 25 yaş gibi kavramlar bu yanılgının en büyük destekçileridir, halbuki zaman döngüseldir, ve de "zaman onu nasıl değerlendirdiğine bağlıdır"
*
ve tabi tüm diğer yazarlarda olduğu gibi elif şafak'ın dili ile aynı frekansa sahip olmayan okuyucular için elif şafak'ın sıkıcı olması anlaşılabilir, ancak onun türkçeye hakimiyeti, geçmişten günümüze taşıdığı yok olmaya yüztutmuş kelimeleri günlük hayatımızın bir parçası gibi akıcı bir şekilde kitaplarında kullanması bile ona saygı duyulması için yeterli bir sebeptir kanımca. ve ayrıca araf'ın orjinali olan "the saint of incipient insanities" de elif şafak ingilizceyi kendi anlatımıyla o kadar güzel birleştirmiştir ki, o kitap da tadından yinmez.
yazıma elif şafak'ın bir röportajından alıntıyla son veriyorum
" gözlem yapmak, insanın gözlerinin içe, kendi içine dönük olması anlamına da gelebilir. kendinizin, bütün zaaflarınız ve takıntılarınızla insan oluşunuzun çokça farkında ve bilincinde olmaktan söz ediyorum. böyle yaklaşınca hayata, karşıtlıkları kolaylıkla fark edersiniz. günlük yaşantı içerisinde geveze bir insanın konuştuğu değil de, konuşamadığı nokta benim dikkatimi çeker. çok cesur bir insanın, korkudan dizlerinin bağının çözüldüğü an dikkatimi çeker. hep böyle kişiliğin içindeki karşıtları merak ederim. her zaman bir "ama" vardır. o "ama"lar kişiliğimizde ve hayatımızda belirleyicidirler"