1. günümüz türkçesine "kar tanelerinin ezgisi" ya da"kış ezgileri" olarak çevrilebilecek cenap şahabettin şiiri. sembolist şiir anlayışının müziği ön plana çıkarma özelliğine gösterilebilecek en güzel örneklerden biridir aynı zamanda bu şiir:

    bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
    eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
    gibi kar
    geçen eyyâm-ı nevbaharı arar...
    ey kulûbün sürûd-i şeydâsu,
    ey kebûterlerin neşideleri,
    o baharın bu işte ferdâsı
    kapladı bir derin sükûta yeri
    karlar
    ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
    ey uçarken düşüp ölen kelebek
    bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
    gibi kar
    seni solgun hadîkalarda arar.
    sen açarken çiçekler üstünde
    ufacık bir çiçekli yelpâze,
    nâ'şun üstünde şimdi ey mürde
    başladı parça parça pervâze
    karlar
    ki semâdan düşer düşer ağlar!
    uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
    küçücük, ser-sefîd baykuşlar
    gibi kar
    sizi dallarda, lânelerde arar.
    gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,
    şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
    yuvalarda -yetîm-i bî-efgân!-
    son kalan mâi tüyleri kovalar
    karlar
    ki havada uçar uçar ağlar.
    destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
    berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter...
    dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
    hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
    her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek!-
    bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid...
    ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
    her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!
    göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
    her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
    bir bâd-ı hamûşun per-i sâfında uyuklar
    tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,

    soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
    gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
    karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
    karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
    dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
    ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
    ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
    elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.
  2. şair, karın yağışıyla name arasında müzikal bir ilgi kurmuş.sevet-i fünuncular için her şeyi müzikaliteyle eşleştirmek mümkün.ahenk olarak karın yağışında bir müzikalite bir ritm var.ama mana olarak karın yağması tasvir ediliyor.

    "bir beyaz lerze bir dumanlı uçuş" ile başlayan şiirin birinci bölümü "destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir" ile bitiyor.

    şiirin bütününde karın yağışı var.kar yağışı bütün şekilleriyle veriliyor:

    "bir beyaz lerze bir dumanlı uçuş
    eşini gâib eyleyen bir kuş gibi kar"
    karın toz şeklinde yağdığı anlatılıyor.

    "başladı parça parça pervâze karlar
    ki semâdan düşer, düşer ağlar!"
    karın tipi şekline dönüştüğü anlatılıyor.

    "son kalan mâî tüyleri kovalar karlar
    ki havada uçar uçar ağlar!"
    karın fırtınaya dönüüşerek yağışı anlatılıyor.

    "göklerden emeller gibi rîzân oluyor kar
    her sûda hayâlîm gibi pûyan oluyor kar"
    karın lapa lapa yağışı anlatılıyor.

    şair karın yağışını seyrediyor ve onu bir şeylere benzetiyor.karı kelebeğe benzetiyor.kar, şaire kuşların yokluğunu hatırlatıyor.

    bu birinci bölümde nesir ahengi vardır.nazmın nesre yaklaştırılması tevfik fikretle başlıyor.cenab şahabettinde de görülüyor.mana bir mısrada yada bir beyitte tamamlanıyordu.tevfik fikretle beraber şiire nesir ifadesi geldi.cümlenin cümleciklerden meydana gelmesi metni anlamamızı sağlıyor.servet-i fünuncularda sıfatlar öne geçiyor.

    "bir beyaz lerze bir dumanlı uçuş"

    bir kar tanesi bir beyaz titreyiştir.titreyiş kalıcı değil geçicidir.kar titreyerek yağıyor.bir dumanlı uçuş derken de karı dumana benzetiyor.demek ki kar hızlanmaya başlamış.

    "eşini gâib eyleyen bir kuş gibi kar"

    bu sefer de şairin aklına eşini kaybeden bir kuş geliyor.eşini araması, karın uçuşarak yağdığını anlatıyor.servet-i fünuncuların en önemli özelliği varlıklara insan özelliği vermesi.cansız varlıklara canlı özelliği veriyorlar.varlıkları insanmış gibi düşündürüyorlar.

    "geçen eyyâm-ı nevbahârı arar"

    sanki kar, ilkbahar günlerini aradığı için yağıyor.hüsn-ü talil

    "ey kulûbün sürûd-ı şeydâsı"

    ey delice çılgınca sevda, burada da nida sanatı vardır.

    "ey kebûterlerin neşîdeleri"

    burada da nida sanatı vardır.

    "o bahârın bu işte ferdâsı"

    bahar bitti artık kış mevsimindeyiz ve kar yağıyor.

    fiillerle karın yağışı anlatılıyor.aramak, ağlamak,uçuşmak....bir özellik birden fazla kelimeyle anlatılıyor.sükût-hamuşâne,neşîde-sürûd

    "ey uçarken düşüp ölen kelebek
    bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek gibi kar
    seni solgun hadîkalarda arar
    sen açarken çiçekler üstünde
    ufacık bir çiçekli yelpâze
    na'şın ütünde şimdi ey mürde"

    karın sanki kelebeği aramak için yağdığı anlatılıyor.karda kelebek olmaz.karın yağışıyla kelebek ölüyor.kar, kelebeği solgun bahçelerde arıyor.bahçeler baharda yemyeşildir.kışın solarlar, kar kelebeği bahçelerde dolayısıyla da bahar mevsiminde arıyor.kar ve ilkbahar tezattır.karı melek kanadının püskülüne benzetiyor.ufacık bir çiçekli yelpazeyle şair hem kelebeği hatırlıyor.hem de karla kelebek arasında bir ilgi kuruyor.

    "gittiniz gittiniz siz ey mürgân
    şimdi boş kaldı ser-te-ser yuvalar
    yuvalarda yetîm-i bî efgân!
    son kalan mâî tüyleri kôvalar karlar"

    burada da şair, kuşların yokluğunu anlatıyor.kış geldiği için kuşları göremiyor.kuşlar sonbaharda göçüp gitmişler.ıssız, tenha köşelerde bir kaç kuş tüyü kalmış.kar, onların üzerini örtüyor.

    birinci bölümde şair bilinen kalıpları kullanmamış.
    1mavi-mai kelimesi yazıda mavi yazılıyor.ama servet-i fünuncular maiyi tercih ediyorlar.mai, onlara daha müzikal geliyor.

    2tûde yığın demek.çok kullanılmayan bir kelime.ama servet-i fünuncular çok müzikal bulmuşlar bu kelimeyi

    "destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
    berg-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter"

    yasemin çiçeğinin yaprağı, güvercin kanadı, sabah bulutu bunların özelliği beyaz olmalarıdır.

    "dök ey semâ revân-ı tabîat gunûdedir"
    tabiatın geçiciliği anlatılıyor.

    "hâk-i siyâhın üstüne sâfi şukûfeler"
    kara toprağın üzerine beyaz çiçekleri dökmek tezattır.umutsuzluğun üzerine umut dökmek...kar beyazdır ve beyaz, umudu, saflığı simgeler.

    "her şâhsâr şimdi ne yaprak ne bir çiçek!
    bir tûde-i zılâl ü siyeh reng ü nâ ümîd"
    ağaçlığı siyah renlki ümitsiz gölgelere benzetiyor.ümitsizlik siyah renkle veriliyor.kar, her ağacın üzerinde beyaz bir örtü gibi duruyor.

    "göklerden emeller gibi rîzân oluyor kar
    her sûda hayâlim gibi pûyan oluyor kar"
    karın yağışı değişmiştir.

    "soldan sağa sağdan sola lerzân ü girîzân
    gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân"
    karın yağışı yine değişmiştir.bu sefer yavaşlamıştır.

    "karlar...bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun
    karlar...bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun
    dök hâk-i siyâh üstüne ey dest-i semâ dök
    ey dest-i semâ dest-i kerem, dest-i şitâ dök
    ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefidi
    elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi!"

    karın yağışındaki ahenk ve güzellik anlatılıyor.ama son mısralarda yine bir ümitsizlik var.

    kaynak ders notlarım ama ayrıntılı bilgi için mehmet kaplan'ın şiir tahlilleri kitabına bakabilirsiniz.
  3. ""bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
    eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
    geçen eyyâm-ı nev-bahârı arar."

    servet i fünun döneminde cenap şehabettin tarafından yazılmış ilk sembolizm örneklerinden biri. en iyisi hatta bence...