|
|
- on-off switch'i bulunmayan cihazlarda zarar vermeyeceği gibi olan cihazlarda ciddi hasarlaran neden olabilir nedeni;
devre kendini tamamlayamaz depolama aygıtları olan kondansatörler birden boşala bilir yada tekrar açışınızda boşalabilirler,transistor triyak gibi parçalar narin olduklarından hasar görebilir...
- (bkz: elektronik eşyaları fişlerini çekerek kapatmak)
- us robotics'in bazı modemlerinde (modellerinde)* zorunlu kalınan kapatma yöntemi.
* usr819111(luto, 06.04.2008 14:11 ~ 14:22)
- eğer eşya alışılmış bir ütü ise elinizdekş tek alternatiftir.
- ''şaşırt beni digi'' tarzı olaydır, yurdum insanının vazgeçilmezidir, çok değerlidir insanım için zaman, üç saniye için vızır vızır trafikte azraille cebelleşen insan, haliyle bekleyemez tabi yarım saat bilgisayarının kapanmasını...
- şu iki durumda sıklıkla başvurulan yöntemdir:
1- kızgınlık durumu
2- çaresizlik durumu
anne, baba, abi / abla, kardeş, arkadaş... şeklinde genişleyen büyük bir güruhun bu eylemde bulunma sebebi kızgınlık olabilir.
mesela bilgisayar başındasınızdır, babanız içerilerden size seslenmektedir. duymazsınız (yok aslında duyuyorsunuzdur hatta cevap da veriyorsunuzdur ama o an muhtemelen engelleyemediğiniz bir şekilde içinizden konuşuyorsunuzdur tabii kimse duymaz ve kendinizi de anlatamazsınız; aslında ben cevap vermiştim de, geliyordum da tam aslında, bilmem ne bilmem ne...) babanız tekrar seslenir yine aynı şey sonra tekrar sonra tekrar ve sonunda söylenmeye başlar. aslında içinden çoktan saymaya başlamıştır da siz sesleri ancak bir raddeden sonra duyarsınız ve kaçınılmaz sona yaklaştığınızı anlarsınız.
bir hışımla kapılar çarpılarak açılır, sinirden ayaklarını yere vura vura geliyordur. yürürken çıkardığı güm güm sesler gerilim filmlerinin insanı koltuğa yapıştıran atmosferini odanıza kadar taşır. yapacak bir şey yoktur. odanızın kapısı da bir hışımla ardına kadar açılır. önce mi saysam, sonra mı saysam diye belli belirsiz bir tereddüt geçirir. ardından elinin uzandığı ilk kabloyu çıkarır yetmez kabloyu yerinden söker artık üçlümüdür yoksa power kablosu mu gelmiştir elinin altına çok bakmaz ve geldiği gibi gider.
daha kapıya yaklaşırken söylenecek laflar hazırdır zaten metrelerce öteden dökülmeye başlamıştır:
hiç demiyorsunuz bu konuşan babamdır ne diyor bu adam diye varsa yoksa bilgisayar sabbahhtan akşama kadar onun başında oturuyorsunuz yemenizi içmenizi unuttunuz ne yatmanız belli ne kalkmanız ananız babanız bilgisayar sizin kıracam o aleti sonunda insanı dinden imandan çıkartmayın yeter yaaa (nokta yok nefes yok?)
gayet didaktik bir şekilde ne yapılması, ne yapılmaması gerektiğini öğütleyen bu cümlelerin tonlaması ve söyleniş şekli kızgınlık seviyesini gösterir temel ölçüttür. araya ufak tefek küfür sayılabilecek şeyler karışabilir ama asıl amaç sürekli tekrarlanan ve duruma göre desibeli yükseltilen (sadece yükseltilmesi durumu söz konusudur) cümlelerin (üstlendikleri anlamın yüceliğinden değil tabii ki, mütemadiyen aynı kalıpla tekrar edilmelerinden doğan başka bir güçleri vardır) tokat etkisi yapmasıdır. verilebilecek her türlü fiziksel tepkinin hem yetersiz hem de gereksiz olduğu çoktan öğrenilmiş olduğundan, tepki psikolojiktir. konuşma muhtemelen iki dakikası odanızdan uzakta, sadece birkaç saniyesi yolda, yaklaşık bir; duruma göre bir buçuk dakikası odanızın kapısında ve artık ne kadar sürerse geri kalanı yine odanızdan uzaklaşırken ve mesela salonda vs. otururken devam eden şekilde sonsuza uzar.
kardeşler yada abi/ablalar da kızgınlık yüzünden fişi çekme eyleminde bulunabilirler ama onlarda sebep tamamen farklıdır. muhtemelen bir paylaşamama durumu söz konusudur. mesela tek bilgisayar bulunan bir evde muhtemelen bilgisayar sırası olur ve bu sırada her zaman kavga çıkar. kardeşseniz de sorun yaşarsınız abi yada ablaysanız da... kesin çözüm yolu kendinize ilk fırsatta bir laptop almak gibi görünebilir, ama bu sefer de modem kavgası yaparsınız. akıllı davrandınız onu da zamanında çözdünüz; kablosuz modeminiz var: bu sefer de download yüzünden ağı paylaşamazsınız...
bilgisayar kavgasını sona erdirmenin yolu sıraya koymaktır. ama bilgisayar işi hiç bir zaman uymaz o sıraya mutlaka uzar gider. "nfs" oynuyorsunuzdur ama son turlar bitmez bir türlü, "age of"da tam ekonomi yapmışsınızdır, orduyu yeni basıyorsunuzdur başınızda dikimeye başlarlar, diablo - knight vs. frp lerde ya level için experience'in dolmasına az kalmıştır yada dungeon veya artık nerdeyseniz orayı temizlemeye ramak kalmıştır, msn muhabbetinin zaten sonu yoktur. kardeşseniz çok şansınız yoktur. abiniz ablanız o kadar söylenir, söylenir belki yarım saat öncesinden başınızda dikilir fayda etmez ama büyük olmanın rahatlığıyla bilgisayarın fişini çeker ve başınızda dikilmeye devam ederler. anlamı: "hadiiii naşşş....!?" tır. istediğinizi söyleyin, istediğiniz kadar sayın sövün artık her ne yapıyorduysanız bir anlamı kalmamıştır ve o bunu bilerek orada durmaya devam eder. çare yoktur...
büyük olanın siz olduğunuz bir ihtimal var ki, biraz da cesur bir kardeşiniz varsa yandınız demektir. sabırsızdırlar üstelik yapacak başka hiçbir işleri yoktur. bilgisayar başında olmak diğer bütün oyunlardan daha eğlenceli olacağı için ısrarla beklerler. ama başınızda beklerler...
"kardeşim bak git televizyon izle?!"
yok...
"e git top mop oyna yaa..?"
ona da yok...
"dersin filan yok mu senin?"
"e bari burda bekleme bak anlaşmadık mı seninle tamam az sonra bırakıyorum ya işte sana?"
yok hayır. sadece bir dakika gider geri gelir:
"hadi"
"ne zaman bırakıcaksın"
"sıkıldım"
"yeter"
her gidiş gelişinde bunlardan yeni bir kombinasyon kurar ve siz ne yaptığınızı yada ne yapacağınızı unutursunuz. artık bir eğlencesi de kalmamıştır zaten hatta bilgisayarı eğlence için istemediğiniz durumlar da vardır bazen ama o zaman da ne yaptığınızın farkına varamazsınız işinizi yapamamışsınızdır.
hatta daha kötüsü de vardır. mesela bilgisayarın bir arızası vardır ve siz olayı çözmek için kafa patlatıyorsunuzdur, kardeşinizse yukarıda geçen monologla meşguldür. anlamaz o çok eğlenceli bir şeyle uğraştığınızı düşünüyor olabilir oysa hafakanlar basmıştır sizi
"niye girmiyo lan bu internete..?!"
muhtemelen 90ların sonu 2000lerin başıdır adsl yoktur yada yeni gelmiştir
"gene neyle çakıştı bu ekran kartı yaa canı mı sıkıldı nedir?!"
kasa açılır baştan aşağı kartlar sökülür ama yapılacak birşey yoktur anakart ekran kartı harddisk ram olmadığı zaman çıkarması gereken sesleri çıkarıyor mu diye bakılır çıkarmıyordur. hmmm neden acaba denir bulmanın bir yolu yoktur ama sök çıkar işini birkaç kez tekrar edince çalışır makinenin hava almaya ihtiyacı vardır, bazen ramlar buz dolabına falan bile konur çabuk soğusun uğraştırmasın 10dakka beklemekle diye...
işte tam o anda mesela, son kez söktüğünüzde ekran kartını bipbip sesleri gelir kasadan ve işte kartı takmanın zmanı gelmiştir. bilgisayar kartın eksikliğinin farkına vardıysa varlığının da farkına varacak demektir. takar ve çalıştırırsınız bios ekranında ram kontrolü yapılır windows logosu görülür az sonra açılacaktır bilgisayar....
veeeeeeee... veeeee... veeee... kardeşiniz o an odanın kapısını açar artık gerçekten bezgin bir sesle hadi artık vermiyor musun bilgisayarı der. göz ucuyla saate bakarsınız. haklıdır. ama siz de haklısınızdır... anlamaz. büyük olmanızın avantajını kullanmak istersiniz. süre ihlali mi? kardeşler yaratıcıdır:
fişi çekmeyebilirler, ama sigorta vardır!! zeki insanlar, sandalyeyi sigortanın altına koyar yetmez bir de tabure bulur getirir kendine merdiven bile yapar hatta; tırmanır yukarıya ve hepsini değil, nokta atışı yaparak sadece sizin odanızın sigortasını indiriverir...
bağırın çağırın evin içinde dört dönün kovalayın pataklayın farketmez, hatta pataklama eylemi bazı kardeşler üzerinde sakıncalı etkiler yaratabilir. siz hıncınızı alıp kenara çekilmek istediğinizde o daha yeni bilenmiş durumdadır ve siz yaa bakk bi gitt bi yaaaa derken bu sefer o size dalar, sinirlenme sınırınızın yüksek sakinleşme sınırınızın düşük olması bazen bir dezavantaj olabilir. olan genellikle size olur, çok sinirlendiyseniz kardeşinizin yapacağı tek şey, son kez sigortayı indirdikten sonra hemencecik sandalyeden inip kapıdan dışarı çıkmaktır. kaçar ve sizin de bütün keyfinizi kaçırır. artık bilgisayarmış televizyonmuş başka bir şeymiş gözünüz görmez ki sinir küpü olmuş halde bilgisayar başında olsanız ne farkeder, dışarı çıksanız yada koltukta kös kös otursanız ne farkeder ki?! kardeşiniz en fazla beş dakika sonra tekrar geldiğinde emeline ulaşmıştır ohh rahatlamıştır...
gelelim diğer duruma: çaresizlik durumuna...
tek şekli sebebi ve sonucu vardır: gece geç saatlere kadar bilgisayar başındasınızdır, hatta durumu abartıp klavyeyi falan yatağa alırsınız, bilgisayar açıkken uyuyakalırsınız. sabaha karşı biri sizi uyandırır:
"oğlum bu bilgisayar açık."
"bir şey olmaz, kapat anne?!"
"e bilmiyorum ki oğlum nasıl kapatıcam?"
"yaa bir şey olmaaaaz çek fişini gitsin, ben sonra bakarım..."
bazen evden alelacele çıkarken açık unutulduğu yada download bitsin diye bilerek bekletildiği vakidir. o zaman da telefon çalar. yine aynı konuşma:
"oğlum bu bilgisayar açık."
"bir şey olmaz, kapat anne?!"
"e bilmiyorum ki oğlum nasıl kapatıcam?"
"yaa bir şey olmaaaaz çek fişini gitsin, ben sonra bakarım..."
(zamanla anne babalar da bilgisayarlar da gelişiyor tabii; artık kasadaki büyük düğmeye basıp windows'u olağan şekilde kapatabiliyorlar. )
- nasa bilgisayarlarında hiç bir işe yaramayacak bir yöntemdir.nasa bilgisayarlarının fişini çekerseniz, anında yedek güç devreye girer.
- elektronik cihazların bazılarını bozabilecek bazılarının da içine sıçabilecek eylemdir(bkz: lcd televizyon), yapılmamalıdır.
|