ata sporumuz.
milletçe severiz biz eleştirmeyi. hatta o kadar çok severiz ki, gençlerimiz bu kavramı hayatın merkezine oturtmuş ve 'eleştiri' odaklı yaşamaya başlamıştır.
elin oğlu filmler, kitaplar, besteler yapar; bizim oğlumuz kızımız yalnızca eleştirir. öyle böyle bir eleştiri de değil ha, eleştirmek o kadar önemlidir ki, araçken amaca dönüşmüştür bizde. daha çok eleştiren daha zeki sayıldığı için de her şeyi eleştirebilecek bir kulp ararız.
üretmeye ne gerek var? eleştirdiğimiz sürece zekamızı yeterince ispatlamış sayılmıyor muyuz?
hiç yoktan nietzche geldi aklıma. 'kibir'den bahseden bıyıklı amca var ya, işte o.
sahi, bırak şimdi o balya balya kitaplarını da git o fırça bıyığını kes sevgili niçe. fatih terim'le karşılaşırsın, yazık olur sonra
*