ne bir ses ne de haber gelmiyor artık senden
öylece kala kaldım da deli hasretinle ben
bir yabancı selamı ile hüzünlere daldım
kendi ellerimle ben beni kederlere saldım
sonunda bir oyuncak kara sevda aldım senden
yani değişmedim hala öyle biraz çocuk kaldım
yok öyle el gibi durma gül biraz
sana gülmeler yaraşır
yok öyle güz gibi soğuk olma
güz ayrılık taşır.
insanı alıp götüren, sitem etmekle beraber aslında sevdiğini korumaya devam eden bu yüzden karmaşık ruh halleri yaratan zuhal olcay'ın da oldukça güzel söylediği şarkı
seven, çocuk kalmak isteyen ve acıyı en derinden hissedenlere bir sezen şarkısı...
el gibi duran sevgililere bi sitem...
sevmek hissetmek..
sevmek sen olmak..
el gibi olmamak
tuğba özerk'in arkada bağıran bir arabeskçi vokali eşliğinde söylediği versyonunun adı bok gibi olarak değiştirilmeli dedirten,orjinali tadından yenmez iç burucu yürek kavurucu şarkı.
günün herhangi bir saatinde dinlenildiğinde insanı altüst edebilen, sezen aksu'ya böyle şarkılar yazıp milleti ağlattığı için kızmaya neden olan şarkı.
feriştahı söylese sezenin tadını vermez diye bir kez daha kanıtlanmış şarkı, derdi olmayayanı bile derdinin seline katan şarkı, gözyaşının sel olduğu anların şahidi ve tek sebebi..ayh ay..
sezen aksunun da zuhal olcayında güzel söylediği şarkı..
eskiden her an her gün konuştuğunuz insan artık sizi takmıyor bir tavır sergiliyordur.neler yapıyorsun,hayatın nasıl dediğinde 'herşey aynı' diyip kestirip atıveriyordur...konuşmak istemediği,sizi tanıdığını unutmak istediği her halinden bellidir. 'güz gibi' soğuktur...eskisi gibi ne sarılır,ne konuşur 'yabancı selamı ile hüzünlere daldırır'..
el gibi durma,gülmeler yaraşır,güz gibi soğuk olma diye içinizden geçirseniz de o bildiğini okur..sizi 'oyuncak bir kara sevda' ile baş başa bırakır..
kısaca el gibi bir hayattır,bir öyküdür veya bir film karesi..
az önce gördüğüm yakında atv'de başlayacak olan dizi. emre altuğ delikanlısını ve naz elmas hanım kızımızı başrol oyuncusu olarak görebildim..bi de eşantiyon olarak hakan ural ı yakalayabildim reklamda..o değil de bu kadar diziyi nasıl kaldıracak türk halkı onu merak ediyorum
başlayacak olan dizideki muhtemel olay şudur:eğer dizi tutmazsa emre altuğ ile naz elmas arasında aşk söylentileri çıkacak sonra çağla şıkel emre altuğdan ayrılacak falan filan..
sezen aksuya sonsuz minnet duygusu duymaya sebebiyet veren bir başka neden.
insanoğlunun nasıl da onca yaşananı bir çırpıda unutabileceğini hatırlatır.
naz elmas' ın ve emre altuğu' un inanılmaz abartılı oyunculuklar sergilediği yeni bir tv dizisi. değişik bir konu, toplumsal mesajlar falan eyvallah da, naz elmas ve emre altuğ o kadar kötü oyunculuklar sergiliyorlar ki, diziye bir yaprak dökümü reklam arası kadar kısa(!) bir zamanda bile katlanamadım.
ha bir de o zengin baba(adamcağızın adını bilmiyorum) rolündeki oyuncudan da gına geldi. yıllardır "zengin baba" rölünde.biz bıktık o bıkmadı kendini tekrardan..
ömrümde gördüğüm en kalitesiz en kötü dizilerden biri. mankenden bozma ve şarkıcıdan bozma oyuncularıyla; kötü karakter oluşturacam diye gerçeklikten sıyırılmış anne modeliyle, zenginlerin herşeyi yapabilceği ve çok kötü olabileceği düz mantığıyla tiksindirmiş, ööeeehh dedirtmiş dizidir.
zuhal olcay yorumu öylece kalakaldırtan,biraz alkol varsa damarlarda kederlere salan fakat gülmelerin bir türlü yaraşmadığı,güz gibi soğuk yaşatan ayrılığı kabullendirmeyen şarkı.
"1985 yapımı bir eser. ben aslında bu şarkıyı kime yazmıştım biliyor musunuz, çok severim leman sam'ı, şarkıcılığını karakterini... o da bana 'senin şarkıların başkasında nadiren güzel duruyor, bilmiyorum bana olur mu olmaz mı', peki dedim o zaman, bu da şans eseri bana kalan şarkılardan bir tanesi."
bu parçayı her dinlediğimde, marina yatch club'da yazın pazar ve pazartesileri dinlediğimiz iki sesten biri gelir aklıma.
fatih erkoç'un güzel sesli vokali evrim özkaynak, bu parçayı öyle bir söyler ki ağlayamazsınız bile.*
içinizi öylece çizmeye başlar yavaş yavaş, bu sırada gözlerinize bakar ve "bak nasıl da sikertiyorum, farkındayım bunun hem de. ama sen de sesini çıkarmıyorsun, aferin" der sanki.
sonra dikersiniz kanyak kadehini birden yazın kavuran sıcağına.