belki ilginizi çeker
  1. · kişinin büyüdüğünü anladığı an
  2. · alkışlarla yaşıyorum
  3. · elalem ne der takıntısı
  4. · elalem ne der
  5. · hayatı çevresindeki insanlara göre yaşamak
gündem
  1. · yılmaz özdil
  2. · her şey iyi giderken ayrılalım diyen sevgili
  3. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  4. · okan bayülgen
  5. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  6. · dersim katliamı
  7. · izmirli altıncı nesiller buluşuyor sevişiyor
  8. · scent of a woman
  9. · elephant

el alem ne der eksenli yaşamak  

 sayfa  / 2
  1. gülmek istiyorken ağlamak, ağlamak istiyorken gülmek, üçüncüyü yapman gerektiğinde sap gibi ortada kalmak.

    kişiliğini rölantiye alıp, hayatta römorklarla ilerlemek...
    (miss teacher, 23.04.2007 01:00)
  2. (bkz: alem fm)
    (bkz: radyo eksen)
    (temporary peace, 23.04.2007 01:06)
  3. temelinde aileyi düşünerek yaşamaktır. en başta bu "el alem ne der" kalıbını ebeveynler sokmuştur kafaya. karar verme konusunda aileden bağımsız hale gelindiğinde kurtulunur bu yaşantıdan.
    (insert coin, 23.04.2007 01:06)
  4. insanın yaşama sevincini öldüren bir felsefedir. başkalarına göre yaşamak yapaydır ve yapay olan herşey iticidir. oysa, aslen olduğu gibi davranan insanlar her zaman en güzel görünen ve bilinenlerdir.
    (almbfsek, 23.04.2007 01:16)
  5. -halim abi, her gün 4 kilo hıyar alıyorum manavdan. elalem ne der?
    +ibne der.
    -abi o zaman almıyım ben en iyisi.
    +vibratör al ucuza gelir.
    -e o zaman elalem ne der?
    +cimri der.
    (alkolik2000, 23.04.2007 01:20)
  6. sokakta kırmızı lens takan birini görmemizin akabinde yaşanılan diyalog.
    + = why georgia
    - = elalem ne der eksenli yaşayan şahıs

    - yuh ya insan mısın sen?
    +sana ne abi?
    - insan gibi çıksın ne bu böyle korku filmi gibi elalem neder?
    + abi sana ne? kime ne?, canım ister yarın ben de takar çıkarım
    - abi deli misin sen ya senin böyle uç bir şeyi yapacak karakterin yok ki
    + ulan sana ne karakter benim değil mi, inadına çıkarım.
    - iyi abi sen yap öyle bişey sokağa çıkmam ben senle
    +!! yuh be mantaliteye bak!
    - doğruya doğru abi, psikolojisi bozulmuş derim
    +zaten dış görünüş için sokağa çıkacak kişiyle ben hiç sokağa çıkmam
    - ayıp ediyosun ama
    + ben mi ayıp ediyorum, ulan ne sığsın ya, sana ne kimin ne giydiğinden taktığından? sen kendi taktığın gözlüğe bak.
    - ne gözlüğü abi?
    + at gözlüğü
    - abi şurada bi çay içelim mi?
    + içelim abi. *
    (why georgia, 23.04.2007 01:27)
  7. uzay insanı..
    -anne ben mars tan bi kızı seviyorum onunla evleneceğim..
    -olur mu oğlum el alem ne der..
    -anne kontörüm az, ben seni sonra şeyapiyim.. hadi bye.
    (alik, 23.04.2007 01:35 ~ 30.09.2007 04:54)
  8. biz ne kadar reddetmeye çalışsak, kendimize özgü olmaya çabalasak da, bir toplumun içinde sosyal hayata atılıyoruz. (sonuçta tarzan değiliz.) toplumda yaşamak ya da en azından yaşamaya çalışmak da büyük bir özveri gerektiriyor aslında, kurallara en bağlı olanımız için bile. ne var ki sosyalleşmenin bir gereği bu.

    bu noktada, can sıkıcı olabilen koşullanmalar devreye giriyor işte; ilk başlarda olaylar "ben kendimden başkası, insanların bana olmam için dayattıkları şey olmak zorunda değilim; ben bir bireyim başlı başına ve seçeneklerim de kendi iradem dahilinde" düşüncesiyle gelişiyor. istediklerimizi bu şekilde gerçekleştirmeye başlıyoruz, etraftaki garip ve uzlaşmasız bakışlarla dalga geçiyor, umursamıyor ya da umursamıyormuş gibi görünüyoruz. sonra, yaş ilerledikçe o bakışlardan rahatsız olmaya ve yanlış bir şey yaptığımızı düşünüp, toplum çarkının tam göbeğine doğru bir adım atıyor ve kendimizi törpülemeye başlıyoruz.

    sorun toplum değil burada aslında, birey olmaktan korkan kişilerin topluca hareket etme isteği; yani büyük bir insan kitlesi olarak değil, kişisel olarak kendini bir gruba uydurma çabası. insanlar ancak o zaman bir yerlere gelip bir kişilik kazanacaklarına inanıyorlar. zamanlama hatası buradaki en büyük sorun; insan önce kendini birey olarak kabul etmeli, neyi nasıl yapacağına kendisi karar vermeli, ardından kendi görüşüne uyan insanlarla bir araya gelmeli. günümüzde bu tam tersi yönde işliyor, önce gruplaşma, ardından birey olmaya çalışma ve nihayetinde çuvallama.

    bunların istisnaları da yukarıda bahsettiğim, birey olmaya çalışırken kişiler tarafından törpülenen insanlar; kendisi olmaya çalışırken belki fazla düşünceli olmaktan, belki de bazı değerlere aşırı -hatta bazen körü körüne- saygı duymaktan kaynaklanan kişilik sapmaları.

    bir grup istisna daha var ki, onlar bu "el alem ne der" düşüncesini, kendisini toplumun kazandırmaya çalıştığı kurallara göre değil, kendi doğrularına göre şekillendirerek aşmış insanlar. onlar önce -sabit fikirli olmak olarak da adlandırılabilecek bir tutumla- kendi doğrularını çiziyor ve bu doğrulardan milim şaşmıyor. hiç bir zaman insanların akıllarından geçenlerle ilgilenmiyor. bu yüzden daha az sıkıntı çekip daha iyi yerlere geliyorlar (kariyer vs. anlamında düşünmemek gerek bunu sadece; insanın kendini bulması, kendini kaybetmiş insanların yanında daha iyi bir yerde olmak için yeterli). bu kişiler de prime mover oluyorlar işte, "harekete geçirenler". (bkz: @1298393).
    (alternatif maliyet, 23.04.2007 21:46)
  9. yaşayamamak.
    (equilibriumm, 23.04.2007 21:57)
  10. kendine eziyet eden insan modeli. kendine ettiği eziyet yetmezmiş gibi bulduğunu da ortak eder,iç daraltır bu modeller. üstelik elalem ne der diye gizlediği durumlarıda meşrulaştırır ve hizmet eder farkında olmadan.
    (hominy, 23.04.2007 23:14)
  11. görüyorum da herkes bu sorunun temelini kişinin kendisinde aramaktadır. ama yanlıştır. neden yanlıştır? çünkü bireyin "toplum ne der" diye çekinerek kendini geliştirmediği, kendi kişiliğini törpülediği ve gizli tuttuğu durumlar olabildiği gibi toplumun da bireyin kişiliğine, düşüncesine saygı duymadığı durumlar olabilmektedir. eğer bunu tartışacaksak toplumdan birkaç örnek seçerek değil de genele bakarak tartışmalıyız.

    yani demek istediğim şu; bugün toplumun bir eşcinsele, bir metalciye, bir fahişeye ya da bir mahkuma bakış açısı ve verdiği tepkinin ağırlığı farklı farklıdır (en çok tatrışılan ve uç örnekler olduğu için bunları yazıyorum) ve toplumun tepki gösterdiği bu kişilerin de kendi dünyalarındaki farklı doğruları vardır. eğer terazinin bir tarafına yükleniyorsak diğer tarafına da yüklenmeliyiz ki eşit olsun.

    bir eşcinsel bu toplumdaki yerini kendisi de bilir. eğer kendi doğruları doğrultusunda yaşamak isterse bu toplumda barınamayacağının farkındadır. işte bu nedenle toplumu kendisine değil kendisini topluma uydurmak zorundadır. çünkü toplumun doğrularını değiştiremez ve kişiliğini ve düşüncelerini törpüleyip kendisini toplumdan en az tepkiyi alacağı bir duruma sokmak zorunda kalır. dört bir yandan toplum tarafından sıkıştırıldığı için, toplumun belirlediği eksen dışına çıkamaz. bu bir fahişe için de, ağır suçtan yatmış bir mahkum için de geçerlidir. ama mesela bir metalci için ya da garip lensler takan bir insan için, yani kısaca günümüzde çok uç olmayan noktalar için bunu söyleyemeyiz. bu noktada toplum kişiyi değil kendi doğrularını ve düşüncelerini törpüler ve belli bir elastikiyete erişir. yani bu noktada kişi kendi kişiliğini ve düşüncesini törpülemek zorunda değildir. aslında toplum onu kabul etmeye hazırdır ama kişi bunun için harakete geçmediği taktirde toplum onu içine almaz.

    bu biraz da zaman meselesidir. hani derler ya "zaman herşeyin ilacıdır" diye. gerçekten de öyledir. bundan 15-20 sene önce kalkıp "ben metalciyim" dediğiniz zaman toplum sizi hemen dışlardı. satanist damgası yerdiniz. ama zamanla toplum bunu yavaş yavaş kabullendiği için bu konuda bir elastikiyete erişilmiştir. zaman ilerledikçe belki diğer bazı uç noktalar da toplum için bir tepki nedeni olmaktan çıkacaktır.

    hee tamam "ben toplum falan tanımam. içimden nasıl geliyorsa öyle yaşarım. tanımam kimseyi" diyen nisanlarda olacaktır. elbette ki onların da kendi düşüncelerini yaşamaya hakları vardır ama bu düşünceye tepkisi olan toplumda bu yapılamaz. gidersin daha elastik düşünceye sahip başka bir güruhda yaşarsın. hem sen rahat edersin, hem de toplum.
    (aberrant, 24.04.2007 00:37 ~ 00:58)
  12. hiç tanışılmayan ve fakat her ne hikmetse her yaptığınızı izleyen ve tek işleri yaptıklarınız hakkında paso yorum yapmak olan güruhun bi halt demesine izin vermeden yaşamaya çalışmak.hayır böyle bir şey mümkün müdür, bu elalemgiller kimdirler, bağlantıları mı vardır bilinmez ya siz binlerce kez duyarsınız ailenizden kendilerinin onay vermediği her durumda, bu arkadaşların ne diyeceği hakkındaki soruyu.
    (kimkorkarvirginiawoolftan, 24.04.2007 11:51 ~ 11:51)
  13. (bkz: mutsuzluğun formülü)
    (touch of pink, 01.05.2007 00:08)
  14. ekseninin önüne eğik olması.*
    (iykkk, 01.05.2007 03:29)
  15. her insanın mecburen bir yerlerde yaşamak zorunda kalacağı eylemdir.
    (madalyonun güzel yüzü, 01.05.2007 03:32)
  16. bir nevi hayatının senaristi ve yönetmeni olamama durumudur. kişi harekatlerini başkalarının gözünde "nasıl?" görüneceğini sorusu üzerinden yaşamaya başlar ve bir çeşit yabancılaşma, bir türlü kendisi olamama hali yaşar. sakıncalıdır, özgürlük kısıtlayıcıdır.
    (fihimafih, 15.11.2007 02:10)
  17. (bkz: pusulayı şaşırmak)
    (spitzer, 15.11.2007 02:15)
  18. özellikle küçük yerleşim yerlerinde ve kapalı toplumlarda yaşayanların kaçınılmaz yazgısıdır.
    (arapbebek, 07.01.2008 11:54)
  19. -fatih, ben kendimden 9 yaş küçük bir erkeğe aşık oldum, el alem ne der acaba?
    -hoş gelmiş yüreğine, el alem ne derse desin heidi heidi heidi lililililili yeaaa
    (dreamfactory, 07.01.2008 12:04 ~ 12:05)
  20. muhafazakar bir şehirde aileyle birlikte yaşanıyorsa kaçınılmazdır.
    (külkedisiii, 07.01.2008 15:03)
  21. kürşat başar'ın başucumda müzik adlı kitabında şöyle bir bölüm vardı:

    bu hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şey doğruları bilip yanlışları seçmesi midir? hayır; belki de bu dünyada insanın başına gelebilecek en kötü şey; yanlışları seçmek isterken, doğruları seçmek zorunda kalmasıdır...

    el alem ne der eksenli yaşamak bir açıdan bakıldığında budur....hepimizin günün birinde kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: doğru olan nedir? biliyorum; bu soruyu kime sorsak; doğru olanı başkalarına göre anlatacaktır. hepimiz doğru olanın başkalarının onaylayacağı, genelgeçer kurallara göre benimsenmiş bişey olduğuna inanırız. bu yüzden değil mi, bir çok insanın, yalnızca kendi istediği ve aslında başkalarına zararı dokunmayan küçücük kararları bile alamayıp bütün hayatlarını yıkıp yoketmeleri... düş kırıklıkları içinde mutsuz olmaları.... çelişkiler içinde hastalanmaları.... kimi zaman dayanılmaz bir kederle kendi hayatlarına kendi eleriyle son vermeleri.... çoğumuz hayatımızı yıkıp yeniden kuracak, elalem ne derciliği bırakacak ve istediğimizi yapacak kadar cesur değiliz. onun içinde bizi kimbilir nerde bekleyen gerçek mutluluğun peşinden koşamayız... ve düşünürüz ki; insan ve mutluluğu dünyaya aynı yerde ve anda gelmiyor... halbuki; kendimizin isteklerini başkalarına kurban vermişizdir...
    (v, 07.01.2008 18:37 ~ 18:37)
  22. insan kendini bazı şeylerden sorumlu tutunca rahat hareket edememesi. bir iş yaparken bin düşünüp bir şey yapmak. sanırım bende şimdiye kadar böyle yaşadım ve biçok kez rahatsızlık duydum bu durumda olmaktan. hep yapacağım şeyleri kafamda hayal edip herkesin ne düşüneceğini veya nasıl tepki vereceğini aklımdan geçiririm. artık o yapacağım şeyi yapsam bile bana zevk veya mutluluk vermesi gerekirken tüm bunları düşünmek içimdeki mutluluk kırıntılarını süpürüyor.

    carpe diem demek istiyorum burdan ama pervasızca yaşamakta akla pek yatkın gelmiyor. sonra elalem ne der...
    (erken teşhis, 07.01.2008 18:55)
  23. bu başlıkta sergilemeyeceğim tutum. başlığa ters düşüyor çünkü. kınanırım. siz beni bir de diğer başlıklarda görün.
    (yoghurt, 07.01.2008 19:13)
  24. (bkz: sikime kadar)
    (baharda geldim, 07.01.2008 19:27)
  25. yalnızız romanında besim, "el alem ne der eksenli yaşayan" ablası mefharet'e, kızı selmin'in gayr-ı meşru olarak doğuracağı çocuk için endişelenmemesi gerektiğini söyler. ona göre mesele son derece basittir: el alem, selmin'in gayr-ı meşru çocuğunu, iyi pişirilmiş köpüklü bir kahve ile tulumba tatlısı arasında düşünüp konuşacak, sonrasında da çok fazla ilgilenmeyecektir. bunun için bu kadar üzülmeye değer mi?...
    (mümtaz, 07.01.2008 19:27)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil