eksantrik sözcük kullanarak entel ayağına yatmak 

adana çık aradan

  1. başnot: her ne kadar bir kayser sozer, bir şahap cenabettin veya ne bileyim böyle birbirinin kopyası yazarların açtığı başlıklara benzese de alakası yoktur (zaten öyle olsa bu şekilde değil, "ekstantrik sözcük kullanarak entel ayağına yatan dümbük" ve türevi şekillerde görürdük, o ayrı. konu yine bu yazarları 'hafiften' incelediği için zaten göremezdik, o apayrı).

    böyle uzun uzun döşeneyim, aklımın köşesinde ne varsa kusayım şuraya diyordum ama uzatacak pek bir şey yok aslında. mevzu basit; yazılan yazı ne ile ilgili olursa olsun araya 'normal' insanın o an -veya hiçbir zaman- aklına gelmeyecek bin türlü ek sözcük sokuşturmaktan bahsediyorum.

    örnek vereyim;

    "... aslında böyle yapanlar “de santo effici illuminati”nin güngörmemiş fakirlerinden farksızdır. bunlar aynı zamanda “hans reiter bowelonski”nin “ je nè soui pas ce” adlı kitabında anlattığı “kruvazan eşeklerine” de benzer. amına koyayım böylesi “pragmatist zümrevi ekinoks garabetleri”nin."

    ne oluyor lan? de santo effici illuminati nedir? orada ne işi var? hans reiter bowelonski kim? kitabından bana ne? diyeceğin neyse döksene birader ortaya.. fakir de, eşek de, amına koyayım de.. onlar tamam sanki, bir de başıma eksantrik küksantrik örnekler veriyorsun.. amacın nedir? entelektüel misin nesin?

    böyle yapan yazarları hepimiz biliyoruz, kaldı ki üstte ikisini ben söyledim. kendileri yazarken tahminimce google ve wikipedia sponsorluğunda yazarlık yapıyorlar. amaçlarının ne olduğunu henüz çözemedim. sanki ben orada öyle çok edebi, felsefi veya ne bileyim allah ötesi bir örnek görünce "hah" diyeceğim, "hah olmuş"..

    demiyorum arkadaşım. hatta o örnekleri görünce "aha bir tane daha" diyorum.. "aha bir tane daha kruvazan eşeği".
    (gxix, 07.05.2008 20:57 ~ 21:00)
  2. (bkz: entelektüelizasyon)
    (azureel, 07.05.2008 21:20)
  3. (bkz: yusuf kaplan gibi yazı yazma rehberi)
    (dünyayı kurtaran adam, 07.05.2008 21:38)
  4. ayıp bir şeydir. terbiyesizliktir, pespayeliktir ve de tabi ki ahmaklıktır. neden bahsettiğini de bilmemektir. ekstantrik sözcükler kullananların entel ayağına yatması kabul edebilecek, "ne olacak canım" denilip tek celsede normal görülecek bir şey olamaz. niye? ulan, ...na koyayım (tümünü kullanmıyacağım, amacım ortalama, yani normal olanın anlamasını sağlamak. kimilerince-biliyoruz hepimiz kim onlar- yazma kriteri olarak sunulmuş ya ondan) adam o sözcükleri kullanıyorsa entellik ayağına yatmıyordur bir kere. olsa olsa entelektüel görünmek istiyordur. yani entelektüel ayağına yatıyordur. entelle entelektüelin arasındaki fark gece ve gündüz kadar bilesin. farkındayım onlara entel diyorsun. entel görebilirsin onları ama entelektüel görünmek istiyordur onlar. entel değil. pejoratif (olumsuz, negatif, kötü bir ün içeren) bir kavrama kimse meyletmez. yani eğilim göstermez.

    şimdi tamamen öyle olanlara sesleniyorum. sevgili azureel'in dediği gibi vektörel değil de skaler olsun deyi. o halde devam edelim. buraya kadar iyiyiz değil mi? sorun yok, anlıyorsun değil mi? buzlanmış, üç haneli rakamlarla ifade edilen lügatçen (yine eksantrik sözcük kullandı angut yaa. töbe yarabbi.. vokabulerin desek. cıks o da olmaz. sözcük dağarcığın desek. bak o oldu.) için bak seferber ediyorum tüm imkanları (olanakları). çabamı takdir et. oluyor mu lan? anlıyorsun değil mi? sorun yok değil mi? ekstantrik kelime de sıkıştırmıyorum bak itinayla (özenle) ve de sevgiyle yaklaşıyorum. bir kere başlık baştan savma olmuş, hedefleneni hedef göstermek açısından. ne dicekmişsin? eksantrik sözcükler kullanarak entelektüel ayağına yatmak olmalıymış ser-levha (bak yaa.. yine sokuşturuverdi eksantrik sözcüğü. sokayım sana da eksantrik sözcüğüne de. oluyor evet oluyor. tamam tamam bak başlık diyorum.. başlık evet. aynı dilden konuşuyoruz artık).

    adamın eksantrik sözcüklerinden sana ne lan bir kere? burası babanın çiftliği değil ya! burası sözlük. konsept dahilinde herkesin sıçıp sıvama hakkı mahfuzdur (saklıdır yani.. tüm çabam anlayasın diye ..mına koyayım). senin kriterlerine uyarak yazma zorunluluğu yok ya insanların. normal insanların anlamadığı dilden konuşuyormuş bu densizler!!. böyle konuşan ve yazan adamın normaller tarafından anlaşılmak gibi yüce bir derdi ya yoksa napçan? normale ve normalleşenlere sokayım deyip kendi .ikinin dikine gidiyor olamaz mı? normallerden de tiksiniyorsa ayrıca. eksantrik sözcükler kullanıyor ,olur da içlerinden bir gerizekalı gider de öğrenir diye. sana bilmediğini öğretmesinde ne var lan? böylelerini kabul etmiyormuş bu işe itiraz edenler. iyii.. pekala sen kimsin? kendinde yazılanlara yönelik "olmuş ya da olmamış" diyebilmenin yetkisini nerden aşırdın? kim tanıdı ..ına koyayım (giderek daha çok anlaşıyoruz degil mi? bak herkes anlıyor! sen bile) bu yetkiyi yüce kişiliğinize?
    (lord of the words, 08.05.2008 00:12 ~ 00:54)
  5. yeni gördüm özür dilerim, birkaç söyleyeceğim var ilk başta yazmayı unutmuşum (ahah) onları hatırladım.

    bu sefer kendimden örnek vereceğim. öğrendiğim meslek gereği yabancı kökenli sözcükler tarafından çevrelenmiş bir hayata sahibim (bilenler bilir, bilmeyenler "amına koyayım" diyerek veya diyemediğini iddia ederek benimle eşleştiğini sanar). etrafımda o kadar yabancı sözcük uçuşuyor ki, şöyle elimi sallasam bir tanesinin yolunu değiştirip suratının ortasına yapıştırmam an meselesi, o derece..

    ne ayarsın bilemiyorum, edebiyat mı okursun, felsefe mi öğrenirsin veya bu tip dalların herhangi birinde öğretim görevlisi misin - nesin inan bilmiyorum. (ha bu arada hatırlatmakta fayda var, ikinci tekil şahsa yönelik konuşuyorum, isteyen herkes -muhtelif örneklerde görülebileceği gibi- üzerine alınmakta serbesttir. ayrıca parantez içleri de hafiften uzamaya başladı, o yüzden okuma keyfi kaçanlardan özür dilerim). sen kimsin arkadaş? hadi ben "olmuş/olmamış"a karar verecek yeterliliğe haiz değilim, buna tamam dedik, dedik de seni benim keyfimin kahyası olarak atayan kim oraya? benim verdiğim "olmuş/olmamış" notu beni ilgilendirir, başka kimseyi -sanırım özellikle de seni- zerre ilgilendirmez. benim verdiğim o not sadece "oy" olarak yansır, o da unutmazsam..

    benimle senin bulunması muhtemel görünen ancak asla bulunamayacak ortak paydamız ne? ben senin aksine terim kullanmamaya özen gösteririm. öğrendiğimi "genel"in anlayabileceği en sade şekliyle anlatmaya çalışırım. "semptom" yerine "belirti" derim, "appendektomi" yerine "adamın kör bağırsağını almışlar" derim. diyeceksin ki özel isimleri nasıl türkçeleştireyim? türkçeleştirme onları. en basit çözümü hiç kullanmamaktır, öyle yap. zira ben hayatımda belki 1 kez göreceğim bir ismi görmesem de olur. "öğrenmek istemiyor cahil" deme, ben senin dikte ettiklerini öğrenmek durumunda değilim. kaldı ki yine kullan istediğini, yaz dilediğince, buna karar veren ben değilim. ama yazının hepsi üçüncü sınıf ispanyol romanları gibi yarak kürek (bak? ahaha) ifadelerle doluysa bu yazı sana ithafen yazılmıştır. kusuruma bakma sen de bir kruvazan eşeğisin ve bunu seçen sensin.

    "ayıp bir şeydir. terbiyesizliktir, pespayeliktir ve de tabi ki ahmaklıktır" kısmen katılıyorum.. terbiyesizlik kısmı yanlış ancak ayıp ve ahmaklık kısmı eğer "genel"in okumaktan çekindiğini bile bile ısrar var ise buz gibi doğru. kendi kendine bu şekilde konuşabilen insana saygı duyarım, o ayrı.

    eksantrik'e laf geçirilmesine şaşırmadım, mesajla soran da oldu, sana da aynı cevabı vereyim (bkz: ironi inside). hani şu intel var ya, hah o. ben bilmiyorum "aykırı" kelimesini ya, ondan o.

    entelle entelektüel farklı. evet hemfikiriz bunda. peki sayın arkadaşım, sen benim yazımda ne demek istediğimi anladın mı canım? o muhtelif örneği okuduğumda gayet net bir şekilde anladığını farkettim. peki amacın ne? üzüm? bağcı? bağcının kızı? verdiğin ultimatomlar neticesinde çıkan örneklere bakalım:

    "(bkz: ekstantrik sözcük kullanarak entelektüel ayağına yatmak)"
    "(bkz: aykırı sözcük kullanarak entelektüel ayağına yatmak)"

    oldu mu? olmadı tabi. sığdı mı 50 karaktere? sığmadı. peki ben içimdekini anlatmak için bu yolu seçtiysem ve karşı taraf da anladı ise, bunun seni rahatsız eden kısmı ne? üstüne üstlük yazdığımı anlayabilen kesimden biri olduğun halde? yoksa dediklerim ucundan azıcık olsa da dokundu mu? yazı yazarken "aman rezil olmayalım" deyip arada bir google'dan sözcük baktığın için mi bunlar? wikipedia mı yoksa?

    dediğim gibi, ben etrafımda türkçeyi katletmeye çalışan çok insan gördüm, hepsinin ayrı bir mazereti vardı. ben de onlardan biriyim, meslektaşlarıyım ancak ne hikmetse karşıma bir hasta çıktığında ona rahatsızlığını tek bir "o ne demek?" sorusu dahi almadan anlatabiliyorum. ben bundan mutlu oluyorum.

    sen ve etrafındaki "burjuva" takımın, -bu sefer ciddi anlamıyla- entel ayakçıların, aranızda istediğiniz gibi -bastırarak- yarrrak kürek bir dille konuşabilirsiniz. ama benim yanıma geldiğinde öncelikle amacının ne olduğunu söyleyeceksin. "abi ben toplumda ezik kalmış biriyim, okulda öğrendiğim afilli sözcükleri araya sıkıştırma ihtiyacı hissediyorum" diyeceksin, o zaman tamam.

    oldu mu bebiş?
    (gxix, 09.05.2008 19:34)
  6. eksantrik sözcükten kasıt terminoloji ise bu acayip tezi ortaya atan pek değerli kişi (evet kişisel bir değer verme var burada, nedenini boşverin) birazcık yanılıyor bence. gayet iyi bilirler ki avamın herşeyi anlamasına gerek yoktur ya da "avam" anlamayacak kaygısıyla alanı sınırlamak da son derece sakıncalıdır çünkü günümüz toplumundaki modern "avam" sınıfının neyi anladığı gayet de ortadadır. sözlükteki avam sınıfı hastanedeki avam sınıfıyla (çok iyi bilirler hastaların boş bakışlarını) aynıdır aslında ya da onun bir kesitidir (iyi bir kesiti belki) en nihayetinde. hastane özelinde almamın özel bir nedeninin olduğunu da boşverip toplumsal kültür yapsının fazlasıyla pespaye bir halde olduğuna varmak da olasıdır. ve herkesin bu pespayeliğe ayak uydurmak gibi bir durum içine girmek durumunda olmayacağı da.

    herkesin herşeyi anlamak gibi bir zorunluluğu yoktur ve dahası pekala görmezden gelmek de mümkündür bu "entel ayaklarını" eğer ki isteniyorsa. topluma bağlı olarak düşünmekten ya da öznel kimlikleri onun anlayış seviyesine göre yeniden yapılandırmaktan daha kötü ne olabilir ki? bence bu savı ortaya atan kişi , bilerek ya da bilmeyerek bakış açısını daraltmayı öneriyor yalnızca.

    en nihayetinde tüm spesifik alanlar gibi kültürel çalışmalar alanı da terminolojiden yoksun olarak ele alınamaz. anlamayan için basitleştirilemez, zaten anlamak isteyen için de ayrı bir zevktir bu durum. son olarak , enis batur'un, "x yazarını okumayanla asla ve kat'a işim olmaz" tavrı değildir bu aslında, hoş, öyle olsa da kime ne, değil mi ama?

    not:anlaşılan kimileri avam sözcüğünden baya rahatsız olmuşlar ama yapacak birşey yok, bu kimlikten gurur duyan ben değilim elbette, popülizm uğruna yemediği halt kalmayan kimileridir. adı koyulamamıştı sadece, onu söyledim.
    (joussaince, 09.05.2008 20:10 ~ 22:54)
  7. sabah akşam o eksantrik sözcüklerle haşır neşir olunca kaçınamadığım durum.. o derece.
    (şiirbaz, 09.05.2008 20:13)
  8. şimdi ben bu konunun daha çok ingilizlerin de dediği gibi affectation olduğunu düşünüyorum. her ülkenin insanında görülebilen bu affectation durumunun superiority de denilen, kişinin kendisini üstün görmeye çalışması ya da psikoloji biliminde denildiği gibi savunma mekanizması ya da defence mechanizm olması, hiçbir şey bilmediğini göstermemek adına yapılan ve çok şey bildiğini kanıtlamaya çalışan bireyin acizliğini, efendime söyleyeyim bilakis bilgisiz olduğunu mevzu-ı bahs etmesi kabilindedir. entelektüelizmle uzaktan yakından bir connectionu bulunmayan bu durum biraz ingilizce biraz osmanlı türkçesi bilmekle çok kolay gerçekleştirilebilir.

    işbu giride kullanılan ingilizce sözcükler için mtu sözlük kullanılmıştır.
    (acayip biri, 09.05.2008 20:14)
  9. (bkz: yazarların anlaşılır olma zorunluluğu /! dünyayı kurtaran adam)
    (dünyayı kurtaran adam, 09.05.2008 20:16)
  10. böyle bir durum var da olabilir, yok da. şöyle ki; eğer kişi (kişiden kasıt sözlük yazarı da dahil olmak üzere tüm insanoğullarıdır) "cahilse" ,bu "eksantrik" sözcükleri cehaletini kapatmak için kullanıyorsa o zaman kendisi tu kaka ilan edilebilir. ancak kişi gayet -konusu dahilinde- bilgiliyse işte orada bir "dur" demek lazımdır. ayrıca eksantrik sözcük de ne ola ki? bilgi düzeyi ne kadar aşağıdaysa kişinin ensantrik bulacağı sözcükler de o oranda artacaktır. "entel ayağına yatmak" tanımlaması da oldukça sığ bir sıfatlandırma çeşitidir, kaldı ki "entelektüel" olmak kötü bir nitelik de değildir. yaman çelişki için de: @2134733
    (nisan cadısı, 09.05.2008 20:30)
  11. konunun anlaşılması için bir iki bakınız ile derdimi ifade etmeye çalıştım ama yanlış anlaşılan şeyler var.

    yazarlık mefhumunu afedersiniz ama kıçından anlayan tipler mevcut. burada anlatılmak istenen zaten varolan aydınlara veya gerçek(!) yazarlara bir saldırı yönünde değil. işte sorun burada başlıyor, biraz felsefe veya siyaset ile ilgilenen kişiler birden kendilerini de o kefeye koymaya çalıştıkları an bir üslup taklitçiliği ortaya çıkıyor. bir oğuz atay veya dostoyevski üslubu taklit edilmesi zor, gerçek sanat eserlerini barındıran, kendilerine özgü yazmış oldukları için ortada zahiri bir görüntü beliriyor. kelime babında güçlü olarak görünüp [ eksantrik sözcükler kullanılarak ] anlam bütünlüğü açısından bir şeye benzemeyen, yazının başlangıcı olarak apayrı bir yerde başlayıp, alakasız yerlere bizzat yazanı tarafından çekilen yazıların oluşturduğu taklitçi bir yaklaşım bu.

    bunun olmadığını iddia edenler, birebir sözlük tasarımına sahip olup, sözlük kimliğini reddeden, istisnasız 10 yazıdan 1'inde " burası kaliteli yazarların oluşturduğu bir oluşum " diyen internet sitelerine baksın. buradan bile taklit edilen ile taklit edilerek yazılmış olanı farketmek gayet mümkün. benim mi suçum hakkı devrim'i eski türkçe kullanmasına rağmen anlayıp, taklitlerini anlayamam? olay aslında bundan ibaret. onun için de fazla deşilmesine gerek yok.
    (dünyayı kurtaran adam, 09.05.2008 20:35 ~ 20:41)
  12. eksantrik kelimesinin anlamına bakmak gerekirse konuya daha iyi vakıf olabilmek için o da şudur :

    'benzerine pek kolay rastlanmayan, garip, farklı, ilginç, olağan dışı'

    ben bir tek şeye inanırım : kuşlar sürüler halinde uçar...

    söylenen sözde eksantrik lafı biri doğru anlamışsa o zaman "doğru sürü"dedir..yok eğer yanlış algılamış ve yorumlamış ayrıca bir ton yaygara yapmış ise "onun sürüsü" farklıdır...

    sahi türkiye'de kaç tür sürü vardı??ben saymayı bıraktım da...çok mu entellektüel oldu?
    (life for rent, 09.05.2008 20:54)
  13. entelle entelektüel arasındaki farkı oluşturan şeydir işte bu. birisi anlatmak istediği şeyi amla götle bile anlatabiliyorken diğeri, sikik eksantrik kelimelere ihtiyaç duyar. felsefe "kelime haznen kadar adamsın". kime anlatıyorsun mına koyum bu düşüncelerini şu sözlükte hatta bilimum tüm sözlüklerde biliyoruz neyin nasıl olduğunu. zaten amacına uygun kullanan adam hiç bir zaman tartışmaya da girmez. kaldı ki bir şeyi anlatmak için osmanlıdan kalma türkçe kullanmak dururken ingilizce kullanımı ne ayak?

    aynısı benim başımda var. her yerde emperyalizmden kültür yozlaşmasından bahseden hocam bana her ders bununla uğraşmalısın düşünmelisin demek yerine bunu challenge etmelisin diyor. olaya biraz kübik bakmalısın daha postmodernist bi yaklaşım bekliyorum dekonstraktif bi anlayışı benimsemek yerine biraz bunu düşünmelisin?!? bu ne lan mına koyim. bana adam gibi anlayacağım dilde konuşsana. ben bileyim dekonstraktivizm neymiş fakat bana bunu dayatma işte, sorsan o ne demek diye seninle dalga da geçerler. şu sözlükte iyi yazar olmanın yolunun terminolojik kapasiteden geçtiğini biliyoruz. şöyle desem daha iyi olmaz mıydı? " terim bilgisi olan sözlükte iyi yazar diye gösteriliyor". zaten dilini adam gibi kullanana değil ki bu laf. sözlükteki enteller kabak gibi belli oluyor zaten. ha entelektüeller başımız üstüne o ayrı konu. aynı zamanda terminoloji bilgisini ayar vermeye adayanlar da başımız üstüne.
    (calligrapher, 09.05.2008 21:02)
  14. bunu yapanlar entel ayağına yatanlar değil de, düşünsel dışavurumlarını sözlüğe akıtarak beyinsel masturbasyon yapan kişiler olabilirler. bunu yapan adamlara tek bir sorum var: siz bir leyleği sıçarken gördünüz mü? görmediyseniz hayal ettiniz mi? hayalinizde canlandırdığınız leylek siyah mı yoksa beyaz mı? eğer beyazsa sorun yok. ama siyahsa... bakın bu konuda ünlü düşünür emmanuel oleyukbev'in yerinde bir tespiti var: "amaç leyleği görmek değil, onu sıçırtmaktır". off metafora gel!
    şimdi gözlerinizi kapayın ve hayal edin. leyleğiniz umarım siyah değildir.
    (nietzsche der kopfschmerzer, 09.05.2008 21:11 ~ 21:12)
  15. entelektüelliği toplumsal bir rütbe sanarak, bir cümlenin üzerine yoğunlaşıp da anlamaya çalışmak yerine kelime kelime yargılama yolunu seçenleri tenzih ederek özetle iki farklı kutubun zıt ızdırabının, anlaşılma ve yeterli saygıyı görme ihtiyacından doğduğunu düşünüyorum ama hangisi daha büyük bir ihtiyaçtır ki ben onu savunmalıyım ve kesin yargımı burda yazayım bilemiyorum. bilen arkadaşlar zaten yeteri kadar aydınlatıcı ve ikna ediciydi.

    şahsi görüşüm her bireyin toplumda varoluş biçiminin farklı olduğu ve bu gibi bir modelleme, toplumun gözü önünde şahsiyetlerin temelini sarsacağı için hor görmekten, eleştirmekten ziyade kabullenme yoluna gidip, yanlış olduğunu düşündüğünüz bilginin zamanla doğruya nasıl kaydığını izlemektir. entel ayağına yatanları izleyerek yada bahsi geçen entelektüel olarak sahip olduğunuz özelliğin keyfini çıkarın. farklı olarak kalmak yerine herkesi kendine benzeterek sıradanlaşmak anlamsız bir hırs ve sanıyorum ki sonu gelmeyen bir hastalık. illa ''bu beni çok rahatsız ediyor birşeyler yapmalıyım'' zihniyetiyle yaklaşılıyorsa dahi bu devirde meydan savaşına çıkıp; kılıç, kalkan nara atmanın ve faili meçhul bir suikastçi tarafından kolaylıkla hedef haline gelmenin bir anlamı yok.
    (kesmeseker, 09.05.2008 21:28)
  16. diğer ülkeleri bilmem de türkiye'de, ancak okumuş ya da belirli bir birikimi haiz adamın kullanabileceği dile garez duyan haris bir kitle mevcut. onların hasedinin dile getirildiği kaçıncı düzeysiz , kaba cümle bu bilemiyorum.
    insanın öğrendiği kavramı, anladığı teoriyi, fikirlerini izah edebilecek düzeyde kurguladığı, oluşturduğu ya da bunları içerecek biçimde kullandığı sıradan dil neden birilerini çok rahatsız eder? düpedüz kıskançlıktan.
    bu muhteris taife, entektüelin, kazanımını -göya- "yabancı" kavramlarla, metinlere atıflarla ifade etmeye çabalayan adamın yaptıklarını kendilerinin de yapabildiğini ve fakat buna tenezzül etmediğini de muhakkak vurgular. ama kabak gibi sırıtır o, birader. at sikine konan kelebek misali (bakın genelin anlayabileceği düzeyde yazıyorum. memnun olunsa gerek). entelektüellik , aşağılandığı şekli ile "entellik" türkçe kavramların yerine ecnebi olanlarını kullanmak değildir.
    entelektüel olmaya çaba gösteren kişi , eğer adını sanını duymadığın yazarı referans gösteriyorsa ; bu, o referansın ilgili konuyu izah edebilmeye sağladığı katkıdan dolayıdır. illa ki kitapta ya da dergilerde dile getirilmek durumunda değildir . ve sözlük, eğitim düzeyi orta dereceli okuldan öteye gitmemiş şahsıların müdavimi olduğu bir yer değil. sen anlamıyorsundur o başka. üçüncü şahıslar üzerinden derdini anlatmaya çalışmak sorunu/eksikliği yeterince maskeleyemiyor.
    demem o ki , bu ilkel orta oyunu üslubu ile hala yeni bir fikir ifade ediyormuş gibi davranıyorsunuz ya gitmiyor işte bu. karagöz kisvesi ile "halkın dilini konuşan hakiki adam" rolü, sadece karagöz'ün kendisine ve ortaoyununa yakışıyor. sevmediğin entelektüeller(veya entelektüel olmaya çabalayanlar) de ukala birer hacivat değiller.
    lüks semtlerde ikamet eden burjuvalara, kenar mahalleden gelen esas oğlanın/kızın hazır cevapları ile haddini bildirdiği senaryoların modası geçeli çok oluyor.

    ana fikir: ne kitap okuyorlar ne makale, bi de üstüne kendince tahlilde bulunuyor paşalar.
    (altlejant, 09.05.2008 21:32 ~ 10.05.2008 11:21)
  17. (bkz: eksantrik sözcük)
    (donkıllıone, 09.05.2008 21:35)
  18. "hani hakkaten entel olsa anlayacaz" gibi bir anlamda çıkarılabilecek gözlem. yani entelliği tescil edilmiş şahısların eksantrik laflar etmesinde bir sakınca görülmemiş. ilk bakışta entel düşmanlığı gibi algılansa da aslında enteli koruyan bir yaklaşım. tabi böyle bir yaklaşım aynı zamanda "eksantrik" gibi eksantrik bir lafın aynı ifade içinde kullanılmasının herhangi bir çelişki yaratmadığını da ispat etmiş olmakta, yeter ki herkes haddini bilsin.
    (nikmikyok, 09.05.2008 22:07)
  19. halkın geneline özetle "avamsın, hiçbir şeyden anlamazsın, benim yazdığımı zaten anlamazsın, siktirgit" diyen bir dünya görüşüne sahip onlarca yazar olduğunu tahmin etmiyordum. üzüldüm açıkçası. gelgelelim, halka gerçekten inmek için (buraya döneceğim, yıldız koyuyorum*) görünen tek yolun küfür etmek olduğunu sanan insanlar olduğunu görünce üzüntüm arttı, derinleşti.

    mevzunun fiziksel haliyle olan yakınmalara gelmek istiyorum:

    1. "entel ayağına yatmak":

    sav: "entelle entelektüel aynı şey değildir, en fazla entelektüel ayağına yatılabilir, entel ayağına yatmak ne ola ki?"

    cevap: bunu söyleyen kişinin, başlıkta ne anlatıldığını anlayamayacak biri olduğunu sanmıyorum. mesele polemik yaratmak. anla işte arkadaşım, bu tipler entel bile değil, anlatabildim mi?

    2. "eksantrik":

    sav: "kendi içinde çelişiyorsun, eksantrik olmamış orada. eksantrik de gavurcadır, kendisi zaten eksantrik bir sözcüktür."

    cevap: beynimin içine girdiniz ya oradan görüyorsunuz ben eksantrik yazarken neyi düşündüm neyi düşünmedim.. tek akıllı sizsiniz, bravo. eksantrik her ne kadar gavurcadan aparma bir sözcük olsa da tdk sözlüğüne kadar girmiş ve en az televizyon kadar türkçeleşmiştir. kaldı ki, bu sözcük yine eksantrikle ilk defa karşılaşan birisi için oldukça "ironik" duracaktır ve tüm mevzunun amacına bir artı daha ekleyecektir.

    3. "başlığın genel havası"

    sav: "kahve ağzı olmuş, ayak mayak ne ayak?"

    cevap: her ne kadar -sizin için o çok önemli olan- üniversitede okusam da, ben "avam"ım arkadaşlar. ben kendi küçük evrenimde yaşamıyorum, insanlarla iletişim halindeyim ve onlarla "konuşabilmek" isterim. o sebeple burası verilmek istenen mesajı en güzel verecek olanıdır, kime göre, bana göre, avama göre. işinize gelmedi ise, avam sıkıcı ve aptalsa kimse zorlamadı sizi buraya yazmak üzere.

    --

    yine olayın temeline inecek olursak, ortamın bu kadar kızışacağını inanın tahmin etmedim ancak böylesi bir durum karşısında kafamda canlanan tek bir sebep var: rahatsızlık. gerçekten okurken sıkıldığım, bunaldığım, ekspresyonist maoist kukumsal düttürülerinden bayıldığım ne kadar yazar varsa toplaşıp tek bir ağızdan "avamlaaaaaar!!" demiş çıkmış.

    eksantrik sözcük kullanarak entel ayağına yatmak tam olarak bu işte. esas entelektüel adamsan, bunu hiç mi hiç takmaman gerekiyordu zaten paşam. gülüp geçecektin, bize avam demeyecektin, salyalar saçmayacaktın sağa sola..

    [(ek)* "halka inmek": ne zaman çıktın da ineceksin o halka?]

    sevgi ve esenlikle (bu da buradaki son yazım olsun başım ağrıyor sabahtan beri).
    (gxix, 09.05.2008 22:29 ~ 22:32)
  20. 1. sözlükteki statü nanelerinden birisi olsa gerek...

    (bkz: egzantrik mili)

    2. "entel" denilen şahıs "entelektüel ayağına yatan" şahıs olduğuna göre "entel ayağına yatan" şahıs feci birşey olsa gerektir...
    (güriyemin düğümleri, 09.05.2008 22:38 ~ 30.05.2008 15:55)
  21. zamanında foucault da yaptı bunu. en son dayanamadım, fransa ya gidip "bilader adam gibi anlatsana ne anlatacaksan, bırak bu entel ayaklarını dedim" dedim, önce bi ayaklarına baktı, anlamaya çalıştı, akıllı adam tabi, anladı hemen, kaldırdı o kel kafasını, gözlüklerinin ardından bakıp, "zor şeyler anlatıorum monşer ben, yersen" dedi. iki avcumun arasına alıp kafasını, öptüm kelinden, döndüm karşıyaka ya.

    lö edit : lord of the words un hinliği sonrası açıklama ihtiyacı duydum. aramızda bi şey olmadı kesinlikle. öptüm döndüm hemen.
    (ahmak ı hayal, 09.05.2008 23:12 ~ 23:17)
  22. popüler ve on panda gücündeki üstat zizek bilgi üniversitesine geldiğinde zıplayıp lafa karışmak isterdim; ah be üstadım, ne o fantazmatik evren, phallus ya da objet petit a, sen biliyormusun şu domateslerin fiyatlarını ya da hiç karıştın mı halkın içine, karışmadıysan hiç konuşma falan diye. sonra düşündüm de, çok avamca bir hareket olurdu bu. üstelik amcanın şaşkınlıkla karışık bulantı hissini görmek de var.

    kimilerinin yaşam anlayışının bağırsak felsfesine dayalı olması (düzenli çalışıyorsa sorun yok) böylesi hazımsızlıklara yol açıyor, yemek dışında birşeyler de düşünmek lazım.
    (joussaince, 09.05.2008 23:40 ~ 23:42)
  23. bir cümlenin içine üç aforizma yerleştirerek okunası yazılar yazdığını düşünen yazar profilini isimlendirmek için kullanılan tanımlama. konuyu açıklığa kavuşturmak için zizek'e ya da bir başkasına değil kendimize bakmamızın daha uygun olacağını düşünüyorum. eminim ki zizek de kendi yargılama kabiliyetini başkasının sözlerini örnek gösterek değil onların düşüncelerini yorumlayarak kazanmıştır.

    hedefteki kitleyi iyi belirlemek gerekiyor. tanımdan anlaşılacağı üzere eleştirilenler gerçekten entel olanlar değil; entel ayağına yatanlar.

    entel kelimesi; problemleri sebep ve sonuç ilişkileriyle belirleyerek mantıklı çözümler sunabilen, doğru tanımlamalar yapan, dile hakim ve zeki insanları tanımlamak için kullanılan bir terim.

    entel ayağına yatmakla entel olmak arasındaki farksa bu suçlamayla itham edilen yazarların girilerinde gizli. bir yazar başka bir düşünürün sorgulamalarını, sorgusuzca kabul ederek buraya aktarıyorsa kendisi iyi bir ezberleyicidir. okuduğu yazarın düşünsel dışavurumlarını buraya olduğu gibi aktarıyorsa; düşüncenin mürididir. ama her iki durumda da kullanıcı ne kendisine ne de okuyana herhangi bir şey kazandırmaz.

    diyelim ki yazarımız, x isimli düşünürün bir eserini okudu ve beğendi. düşüncelerini mantıklı ve savunmaya değer buldu. okuduğundan bir sonuç çıkarır, fikirlerini belirtirken kendi yorumlarını da katarsa onu entel ayağına yatmakla suçlayamayız. yaptığı yorumla düşünceden bir pay çıkardığını göstermiş daha önemlisi entelektuel birikiminin yeterli olduğunu kanıtlamış olur. yazısının içine kendi düşüncesini kattıktan sonra ister name dropping yapsın ister aforizma kullansın hiç bir şey farketmez. sonuç itibariyle alıntıyı yapan kullanıcı düşünceye kendi yorumunu zaten katmıştır.

    ama başka bir sözlük kullanıcısı x isimli yazarın düşünceleri ve sosyal problemlerden çıkarımlarını, kendi yorumunu katmadan hatta kelimesine dokunmadan okuyana kakalıyorsa kendisine "entel ayağına yatan insan" demek az kalır çünkü bu açık şekilde dolandırıcıdır.

    sonuca gelmek gerekirse "entel ayağına yatanlar" tanımlamasıyla kasdedilen; başkalarının fikirlerini yorumlamadan, üzerlerinde düşünmeden kendi fikirleriymiş gibi gösteren, cümle kurmaktan aciz oldukları için yazılarını aforizmalarla süsleyen kullanıcı kitlesidir.
    (nietzsche der kopfschmerzer, 19.05.2008 00:54 ~ 01:02)
  24. (bkz: bana kara diyen dilber gözlerin kara değil mi)
    (galak, 19.05.2008 01:06)