merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

eksantrik sözcük kullanarak entel ayağına yatmak

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. başnot: her ne kadar bir kayser sozer, bir şahap cenabettin veya ne bileyim böyle birbirinin kopyası yazarların açtığı başlıklara benzese de alakası yoktur (zaten öyle olsa bu şekilde değil, "ekstantrik sözcük kullanarak entel ayağına yatan dümbük" ve türevi şekillerde görürdük, o ayrı. konu yine bu yazarları 'hafiften' incelediği için zaten göremezdik, o apayrı).

    böyle uzun uzun döşeneyim, aklımın köşesinde ne varsa kusayım şuraya diyordum ama uzatacak pek bir şey yok aslında. mevzu basit; yazılan yazı ne ile ilgili olursa olsun araya 'normal' insanın o an -veya hiçbir zaman- aklına gelmeyecek bin türlü ek sözcük sokuşturmaktan bahsediyorum.

    örnek vereyim;

    "... aslında böyle yapanlar “de santo effici illuminati”nin güngörmemiş fakirlerinden farksızdır. bunlar aynı zamanda “hans reiter bowelonski”nin “ je nè soui pas ce” adlı kitabında anlattığı “kruvazan eşeklerine” de benzer. amına koyayım böylesi “pragmatist zümrevi ekinoks garabetleri”nin."

    ne oluyor lan? de santo effici illuminati nedir? orada ne işi var? hans reiter bowelonski kim? kitabından bana ne? diyeceğin neyse döksene birader ortaya.. fakir de, eşek de, amına koyayım de.. onlar tamam sanki, bir de başıma eksantrik küksantrik örnekler veriyorsun.. amacın nedir? entelektüel misin nesin?

    böyle yapan yazarları hepimiz biliyoruz, kaldı ki üstte ikisini ben söyledim. kendileri yazarken tahminimce google ve wikipedia sponsorluğunda yazarlık yapıyorlar. amaçlarının ne olduğunu henüz çözemedim. sanki ben orada öyle çok edebi, felsefi veya ne bileyim allah ötesi bir örnek görünce "hah" diyeceğim, "hah olmuş"..

    demiyorum arkadaşım. hatta o örnekleri görünce "aha bir tane daha" diyorum.. "aha bir tane daha kruvazan eşeği".
  2. yeni gördüm özür dilerim, birkaç söyleyeceğim var ilk başta yazmayı unutmuşum (ahah) onları hatırladım.

    bu sefer kendimden örnek vereceğim. öğrendiğim meslek gereği yabancı kökenli sözcükler tarafından çevrelenmiş bir hayata sahibim (bilenler bilir, bilmeyenler "amına koyayım" diyerek veya diyemediğini iddia ederek benimle eşleştiğini sanar). etrafımda o kadar yabancı sözcük uçuşuyor ki, şöyle elimi sallasam bir tanesinin yolunu değiştirip suratının ortasına yapıştırmam an meselesi, o derece..

    ne ayarsın bilemiyorum, edebiyat mı okursun, felsefe mi öğrenirsin veya bu tip dalların herhangi birinde öğretim görevlisi misin - nesin inan bilmiyorum. (ha bu arada hatırlatmakta fayda var, ikinci tekil şahsa yönelik konuşuyorum, isteyen herkes -muhtelif örneklerde görülebileceği gibi- üzerine alınmakta serbesttir. ayrıca parantez içleri de hafiften uzamaya başladı, o yüzden okuma keyfi kaçanlardan özür dilerim). sen kimsin arkadaş? hadi ben "olmuş/olmamış"a karar verecek yeterliliğe haiz değilim, buna tamam dedik, dedik de seni benim keyfimin kahyası olarak atayan kim oraya? benim verdiğim "olmuş/olmamış" notu beni ilgilendirir, başka kimseyi -sanırım özellikle de seni- zerre ilgilendirmez. benim verdiğim o not sadece "oy" olarak yansır, o da unutmazsam..

    benimle senin bulunması muhtemel görünen ancak asla bulunamayacak ortak paydamız ne? ben senin aksine terim kullanmamaya özen gösteririm. öğrendiğimi "genel"in anlayabileceği en sade şekliyle anlatmaya çalışırım. "semptom" yerine "belirti" derim, "appendektomi" yerine "adamın kör bağırsağını almışlar" derim. diyeceksin ki özel isimleri nasıl türkçeleştireyim? türkçeleştirme onları. en basit çözümü hiç kullanmamaktır, öyle yap. zira ben hayatımda belki 1 kez göreceğim bir ismi görmesem de olur. "öğrenmek istemiyor cahil" deme, ben senin dikte ettiklerini öğrenmek durumunda değilim. kaldı ki yine kullan istediğini, yaz dilediğince, buna karar veren ben değilim. ama yazının hepsi üçüncü sınıf ispanyol romanları gibi yarak kürek (bak? ahaha) ifadelerle doluysa bu yazı sana ithafen yazılmıştır. kusuruma bakma sen de bir kruvazan eşeğisin ve bunu seçen sensin.

    "ayıp bir şeydir. terbiyesizliktir, pespayeliktir ve de tabi ki ahmaklıktır" kısmen katılıyorum.. terbiyesizlik kısmı yanlış ancak ayıp ve ahmaklık kısmı eğer "genel"in okumaktan çekindiğini bile bile ısrar var ise buz gibi doğru. kendi kendine bu şekilde konuşabilen insana saygı duyarım, o ayrı.

    eksantrik'e laf geçirilmesine şaşırmadım, mesajla soran da oldu, sana da aynı cevabı vereyim (bkz: ironi inside). hani şu intel var ya, hah o. ben bilmiyorum "aykırı" kelimesini ya, ondan o.

    entelle entelektüel farklı. evet hemfikiriz bunda. peki sayın arkadaşım, sen benim yazımda ne demek istediğimi anladın mı canım? o muhtelif örneği okuduğumda gayet net bir şekilde anladığını farkettim. peki amacın ne? üzüm? bağcı? bağcının kızı? verdiğin ultimatomlar neticesinde çıkan örneklere bakalım:

    "(bkz: ekstantrik sözcük kullanarak entelektüel ayağına yatmak)"
    "(bkz: aykırı sözcük kullanarak entelektüel ayağına yatmak)"

    oldu mu? olmadı tabi. sığdı mı 50 karaktere? sığmadı. peki ben içimdekini anlatmak için bu yolu seçtiysem ve karşı taraf da anladı ise, bunun seni rahatsız eden kısmı ne? üstüne üstlük yazdığımı anlayabilen kesimden biri olduğun halde? yoksa dediklerim ucundan azıcık olsa da dokundu mu? yazı yazarken "aman rezil olmayalım" deyip arada bir google'dan sözcük baktığın için mi bunlar? wikipedia mı yoksa?

    dediğim gibi, ben etrafımda türkçeyi katletmeye çalışan çok insan gördüm, hepsinin ayrı bir mazereti vardı. ben de onlardan biriyim, meslektaşlarıyım ancak ne hikmetse karşıma bir hasta çıktığında ona rahatsızlığını tek bir "o ne demek?" sorusu dahi almadan anlatabiliyorum. ben bundan mutlu oluyorum.

    sen ve etrafındaki "burjuva" takımın, -bu sefer ciddi anlamıyla- entel ayakçıların, aranızda istediğiniz gibi -bastırarak- yarrrak kürek bir dille konuşabilirsiniz. ama benim yanıma geldiğinde öncelikle amacının ne olduğunu söyleyeceksin. "abi ben toplumda ezik kalmış biriyim, okulda öğrendiğim afilli sözcükleri araya sıkıştırma ihtiyacı hissediyorum" diyeceksin, o zaman tamam.

    oldu mu bebiş?
  3. sabah akşam o eksantrik sözcüklerle haşır neşir olunca kaçınamadığım durum.. o derece.
  4. şimdi ben bu konunun daha çok ingilizlerin de dediği gibi affectation olduğunu düşünüyorum. her ülkenin insanında görülebilen bu affectation durumunun superiority de denilen, kişinin kendisini üstün görmeye çalışması ya da psikoloji biliminde denildiği gibi savunma mekanizması ya da defence mechanizm olması, hiçbir şey bilmediğini göstermemek adına yapılan ve çok şey bildiğini kanıtlamaya çalışan bireyin acizliğini, efendime söyleyeyim bilakis bilgisiz olduğunu mevzu-ı bahs etmesi kabilindedir. entelektüelizmle uzaktan yakından bir connectionu bulunmayan bu durum biraz ingilizce biraz osmanlı türkçesi bilmekle çok kolay gerçekleştirilebilir.

    işbu giride kullanılan ingilizce sözcükler için mtu sözlük kullanılmıştır.
  5. böyle bir durum var da olabilir, yok da. şöyle ki; eğer kişi (kişiden kasıt sözlük yazarı da dahil olmak üzere tüm insanoğullarıdır) "cahilse" ,bu "eksantrik" sözcükleri cehaletini kapatmak için kullanıyorsa o zaman kendisi tu kaka ilan edilebilir. ancak kişi gayet -konusu dahilinde- bilgiliyse işte orada bir "dur" demek lazımdır. ayrıca eksantrik sözcük de ne ola ki? bilgi düzeyi ne kadar aşağıdaysa kişinin ensantrik bulacağı sözcükler de o oranda artacaktır. "entel ayağına yatmak" tanımlaması da oldukça sığ bir sıfatlandırma çeşitidir, kaldı ki "entelektüel" olmak kötü bir nitelik de değildir. yaman çelişki için de: @2134733
  6. konunun anlaşılması için bir iki bakınız ile derdimi ifade etmeye çalıştım ama yanlış anlaşılan şeyler var.

    yazarlık mefhumunu afedersiniz ama kıçından anlayan tipler mevcut. burada anlatılmak istenen zaten varolan aydınlara veya gerçek(!) yazarlara bir saldırı yönünde değil. işte sorun burada başlıyor, biraz felsefe veya siyaset ile ilgilenen kişiler birden kendilerini de o kefeye koymaya çalıştıkları an bir üslup taklitçiliği ortaya çıkıyor. bir oğuz atay veya dostoyevski üslubu taklit edilmesi zor, gerçek sanat eserlerini barındıran, kendilerine özgü yazmış oldukları için ortada zahiri bir görüntü beliriyor. kelime babında güçlü olarak görünüp [ eksantrik sözcükler kullanılarak ] anlam bütünlüğü açısından bir şeye benzemeyen, yazının başlangıcı olarak apayrı bir yerde başlayıp, alakasız yerlere bizzat yazanı tarafından çekilen yazıların oluşturduğu taklitçi bir yaklaşım bu.

    bunun olmadığını iddia edenler, birebir sözlük tasarımına sahip olup, sözlük kimliğini reddeden, istisnasız 10 yazıdan 1'inde " burası kaliteli yazarların oluşturduğu bir oluşum " diyen internet sitelerine baksın. buradan bile taklit edilen ile taklit edilerek yazılmış olanı farketmek gayet mümkün. benim mi suçum hakkı devrim'i eski türkçe kullanmasına rağmen anlayıp, taklitlerini anlayamam? olay aslında bundan ibaret. onun için de fazla deşilmesine gerek yok.
  7. eksantrik kelimesinin anlamına bakmak gerekirse konuya daha iyi vakıf olabilmek için o da şudur :

    'benzerine pek kolay rastlanmayan, garip, farklı, ilginç, olağan dışı'

    ben bir tek şeye inanırım : kuşlar sürüler halinde uçar...

    söylenen sözde eksantrik lafı biri doğru anlamışsa o zaman "doğru sürü"dedir..yok eğer yanlış algılamış ve yorumlamış ayrıca bir ton yaygara yapmış ise "onun sürüsü" farklıdır...

    sahi türkiye'de kaç tür sürü vardı??ben saymayı bıraktım da...çok mu entellektüel oldu?
  1. 1