ekmek şarap sen ve ben   

adana çık aradan

  1. bir mazlum çimen parçasıdır. aynı zamanda hasan türe'nin şiirini kapsar.

    ekmek şarap sen ve ben
    birde sabahın dördü
    dışarda kar
    odamız ılık
    gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
    anlattın bana ağzı sarimsaki kokan bir çocukla yattigini
    aşkı tattığını, karim dediğini ve aldattiğini
    kiskandim gogeni tahitilim
    terlemiş vücudunu silerken
    cüzzam mikrobunu ve yaktiği kulübesini
    saçlarin baglamıştı ellerimi muz kokulum
    güneşi doğurmuştu ölü cisim
    martı çıglıklarıyla bir sahil kayalığında
    nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
    sam yelim sahra-i kebirim
    kahrettim her şeye o gün
    babanın çarap çanağına, gogen'e, kadere, sana, bana birde gittiğin arabanin tekerine
    ne diyordum arkadaş....
    diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
    ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
    daha sonra yaparım hayatın felsefesini
    sırayla olurum fatih, selim, kanuni
    bazen kadın hamamında tellak....
    (allah kızlara güvenseydi zar koymazdı, 01.03.2005 21:30)
  2. ekmek şarap sen ve ben olarak geçer mazlum çimenin kasetinde. sözlerinin tamamı:

    ekmek şarap sen ve ben
    bir de sabahın dördü
    dışarda kar
    odamız ılık
    gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
    anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir çocukla yattığını
    aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını

    kıskandım gogen'i tahitilim
    terlemiş vücudunu silerken
    cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
    saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
    güneşi doğurmuştu ölü cisim
    martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
    nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
    sam yelim sahra-i kebirim
    kahrettim her şeye o gün
    babanın şarap çanağına,
    gogen'e, kadere, sana, bana ,
    bir de gittiğin arabanın tekerine

    ne diyordum arkadaş....
    diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
    ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
    daha sonra yaparım hayatın felsefesini

    sırayla olurum fatih, selim, kanuni
    bazen kadın hamamında tellak....
    bazen christoph colomb
    napolyon'ken düşünürüm elbede geçen günleri
    timur 'ken beyazıt'ı yenişimi....
    bir kere aristo'nun hocası olmuştum
    ona verdiğim dersle gurur duymuştum
    bazen jan dark'ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
    bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum

    eğer daha da içersem
    shaskespare halt etmiş derim karşımda
    salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
    işte mozart'ın aradığı melodi bu diye gülerim
    enayiymiş be platon...
    bir içsinde görsün....ne felsefesi varmış bu hayatın
    anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

    islak kaldırımlarda yürürken acırım
    önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
    ukalalık işte derim neme lazım senin
    kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş....
    ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
    şehrin izbe sokaklarında
    yavaş yavaş kaybolur benliğim...
    (telvin, 01.03.2005 22:09)
  3. mazlum çimen'in 1998 tarihli "çimen türküleri" albümünde yer alan şiir-şarkı...

    nakarat bölümünü mazlum çimen seslendirirken şiiri mümtaz sevinç okumaktadır...

    ekmek, şarap, sen ve ben
    bir de sabahın dördü

    dışarda kar
    odamız ılık
    gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
    anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını
    aşkı tattığını, karın dediğini ve aldattığını

    ekmek, şarap, sen ve ben
    bir de sabahın dördü

    kıskandım gogen'i tahitilim
    terlemiş vücudunu silerken
    cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
    saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
    güneşi doğurmuştu ölü cisim
    martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
    nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
    sam yelim sahra-i kebirim

    ekmek, şarap, sen ve ben
    bir de sabahın dördü

    kahrettim her şeye o gün
    babanın şarap çanağına,
    doğan güneşe
    gogen'e,
    kadere,
    sana ve bana
    ve bir de gittiğin arabanın tekerine

    ekmek, şarap, sen ve ben
    bir de sabahın dördü

    evet... ne diyordum arkadaş?
    diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
    ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
    daha sonra yaparım hayat felsefesini
    sırayla olurum fatih, selim, kanuni
    bazen kadın hamamında tellak
    bazen christoph colomb
    napolyon'ken düşünürüm elbe'de geçen günleri
    timur'ken beyazıt'ı yenişimi
    bir kere aristo'nun hocası olmuştum
    ona verdiğim dersle gurur duymuştum

    ekmek, şarap, sen ve ben
    bir de sabahın dördü

    bazen jan darc'ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
    bazen odununu ateşleyen bir cellat olurum
    eğer daha da içersem
    shakespeare halt etmiş derim karşımda
    salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinler de
    işte mozart'ın aradığı melodi diye gülerim
    enayiymiş be platon
    bir içsin de görsün ne felsefesi varmış bu alemin
    anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

    ekmek, şarap, sen ve ben
    bir de sabahın dördü

    ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
    önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
    ukalalık işte derim neme lazım senin
    kendine bak; sende bir serserisin bir sarhoş
    ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
    izbe sokaklarda
    yavaş yavaş kaybolur benliğim

    ekmek, şarap, sen ve ben
    (van den budenmayer, 06.10.2006 16:28 ~ 16:36)
  4. iki dindar hristiyan sevgilinin birbirine söyleyebileceği cümle
    (ovid, 06.10.2006 16:34)
  5. mümtaz sevinç'in ölüm haberini duyduğumda, kulaklarımda bu şiir çınladı. o gece bunu ne kadar dinledim hatırlamıyorum ama sabah kalktığımda odada iki boş şarap şişesi mevcuttu.
    (dreams2, 07.10.2006 00:13)
  6. mazlum çimen'in çimen türküleri adlı albümünde bulunan, mümtaz sevinç'in seslendirdiği, yeşilçam'dan tanıdığımız (bkz: ihsan yüce)ye ait olan şiirdir.
    (marlasinger, 18.04.2007 20:55 ~ 20:57)
  7. uludağ üniversitesinde 98-2001 yılları arasında yapılan şiir dinletilerinin vazgeçilmez şiiridir.dinlerken insanı kopartır.dinleti bittikten sonra bile aklınızda o güzel ezgiyi mırıldanıp yolda yürürken bulursunuz kendinizi..ekmek şarap sen ve ben ..birde sabahın dördü..
    (pandoranınkutusununiçi, 20.07.2007 20:06)
  8. insanı darmadağan eden, sebepsiz sıkıntıların üzerine dinlenince gıcık karın ağrısına tuz biber olan güzel şiir.
    sevgilinin yanında sevgisizliği anlatır.

    "yavaş yavaş kaybolur benliğim
    ekmek, şarap, sen ve ben.."
    (mor kedi, 27.08.2007 19:58)
  9. ilk kez okumuş olduğum tek kelimeyle olağanüstü bir şiir! fazla yoruma gerek yok aslında, yaşamış olsaydı kalem sahibinin gidip ellerinden öpülesi. gerçekten inanılmaz bir boyut..!

    ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
    önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
    ukalalık işte derim neme lazım senin
    kendine bak; sende bir serserisin bir sarhoş
    ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
    izbe sokaklarda
    yavaş yavaş kaybolur benliğim

    ekmek, şarap, sen ve ben

    (bkz: of be üstat ne yaptın sen)
    (sadomasochistic, 27.08.2007 20:36)
  10. şiirin en sevdiğim bölümünden ;

    ne diyordum arkadaş….
    diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
    ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
    daha sonra yaparım hayatın felsefesini

    sırayla olurum fatih, selim, kanuni
    bazen kadın hamamında tellak….
    bazen christoph colomb
    napolyon’ken düşünürüm elbe’de geçen günleri
    timur’ken beyazıt’ı yenişimi….
    bir kere aristo’nun hocası olmuştum
    ona verdiğim dersle gurur duymuştum
    bazen jan dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
    bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum

    eğer daha da içersem
    shakespare halt etmiş derim karşımda
    salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
    işte mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim
    enayiymiş be platon…
    bir içsin de görsün….ne felsefesi varmış bu hayatın
    anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu...
    (ohannesburger menu, 23.11.2007 21:38)
  11. şiir bas bariton ses tonuyla kendınden emın bir şekilde yüreginize dokunur. birden şarap fantazisi kurar sonra birden napolyon olursunuz sizi daldan dala konduran bir şiir ve müziktir.
    (incognitoo, 06.04.2008 04:38)