bolşevik partisi merkez kurulunda troçki, lenin, stalin, ve arkadaşlarının oyları ile yapılması kabul edilen ve 25 ekim 1917 senesinde rusyada gerçekleşen kanlı sosyalist devrim.
birleşik amerika'da kapitalistleri büyük korkuya düşürmüştü; çünkü ölümsüz sandıkları kapitalizmin, işçi sınıfı ihtilali ile düşürülebileceğini, bütün dünyaya göstermişti bu tarihsel olay. işte o tarihten başlayarak solcu avı, birleşik amerika'da sscb'nin çöküşüne dek süregeldi. amerikan kapitalistleri 1917 devriminden duydukları korkuyu "ulusal korku"ya dönüştürmek için ünlü sanatçıları, yazarları sorguya çekmek yolunu deniyorlardı, böylece de halka gözdağı verdiklerini sanıyorlardı. bunun için çeşitli soruşturma komiteleri kurdular. soruşturma komiteleri temsilciler meclisi'ne bağlı olarak çalışıyor, karşılarına tanık sıfatı ile getirttikleri sanatçılar, yazarlar yanıt vermekten kaçınırlarsa onları hapishanelere yolluyorlardı. bu kişilerden bekledikleri yanıt ise "ihanet", "kara çalmak" denilen çeşitten yanıtlardı: yasal komünist partisi, sovyetler birliği'nin birleşik amerika'daki ajanı diye suçlanacak, bu partiye uzak yakın ilişkisi olanların adları verilecekti. bu kişilerden bazıları hapishaneyi boylamayı, kimi de alçalmayı göze almıştır. bu kişilerin arasından kendisine ne yapmak gerektiğini mektupla soran birine albert einstein, "böyle bir mahkemeye yanıt vermektense hapishaneye gitmek yeğdir" demiştir.
"bu ilk zafer, nihai zafer değil henüz. (...) biz başlangıcı yaptık. ne kadar zamanda, ne zaman, hangi ulusun proleterleri bu eseri sonuna vardırırlar, bunun önemi yok. önemli olan buzun kırılmış, yolun açılmış ve gösterilmiş olmasıdır." lenin
kışlık saray'da kerenski.
smolni'de sovyetler ve lenin,
sokakta o n l a r .
o n l a r biliyorlar ki, o :
"- dün erkendi, yarın geç.
vakit tamam bugün," dedi.
o n l a r : "- anladık, bildik," - dediler.
ve hiçbir zaman
bildiklerini bu kadar müthiş ve mükemmel bilmediler...
işte : cepheden dönen süngüleri,
kamyonları, mitralyözleriyle,
hasretleri, ümitleri, mukaddes iştihaları,
rüzgârda karın üstünde savrulan sözleriyle
o n l a r yürüyorlar kışlık saraya...
putilovski zavot'tan bolşevik kitof :
"- bugün büyük bir gündür, yoldaşlar, - diyor, - büyük bir gündür.
ve ihtar ederim ki çapul yapmak isteyenlere
artık kışlık saray ve bütün rusya işçinin ve köylünündür."
tesviyeci topal sergey :
"- hey gidi dünya, - diyor, - hey,
ben 905'te on yaşımda geçtim bu yoldan :
en önde iri, mazlum gözlü azize tasvirleri,
yalnayak çocuklar, kocakarılar
ve uzun saçlı papaz gapon...
karşıda, kırmızı pencerede, bütün rusların çarı
sapsarı bakıyordu bize.
kadınlar ağlaşarak toprağa diz çöktüler.
ben kaldırmıştım ki elimi istavroz çıkarmak için
birdenbire dörtnala kazaklar geldi karşımıza.
kazaklar şahlanmış bir at ve simsiyah bir kalpaktılar.
biz çocuklar bağrışarak serçe kuşları gibi düştük.
bir at nalı ezdi benim dizkapağımı..."
ve topal sergey bacağını sürüyerek
yürüyor o n l a r l a kışlık saray'a...
rüzgârdır
kardır
ve insanlardır hâkim olan manzaraya.
lehistan cephesinden gelen köylü ivan petroviç'in gözleri
karanlıkta kedi gözleri gibi görüyor :
"- ehhh, matuşka, - diyor, -
yeşil başlı ördek gibi toprağı attık çantaya..."
sütunların arkasından ateş açtı kışlık saray,
ateş açtı yüzü güzel yunkersler
ve şişman orospular.
tesviyeci topal sergey :
"- hey gidi dünya, - dedi, - hey,
kerenski kalmış kimlere..."
ve topal bacağının üstünden
düştü yere...
köylü ivan petroviç,
yağlı, semiz toprağı avucunun içinde görüp
ve kırmızı sakalına tükürüp
bir ukrayna şarkısı gibi işletiyor mitralyözü...
gecenin ortasında kırmızı tuğladan kışlık saray
ve limanda üç bacalı avrora...
bolşevik kitof haykırdı yoldaşlara :
"- yoldaşlar, - dedi, -
tarih
yani işçi ve köylü sınıfları,
yani kızıl asker,
yani, bir meşale yakıyoruz, - dedi, -
hücuma kalkıyoruz, - dedi...
ve neva nehrinde buzlar kızarırken
o n l a r bir çocuk gibi iştihalı
ve rüzgâr gibi cesur,
kışlık saray'a girdiler.
demir, kömür ve şeker,
ve kırmızı bakır,
ve mensucat,
ve sevda ve zülum ve hayat,
ve bilcümle sanayi kollarının,
ve küçük ve büyük ve beyaz rusya ve kafkasya, sibirya ve türkistan,
ve kederli volga yollarının
ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş oldu.
bir şafak vakti karanlığın kenarından
karlı çizmelerini o n l a r
mermer merdivenlere bastıkları zaman...
"bin dokuz yüz on yedi
ikinciteşrin yedi...
yumuşak ve derin
sesiyle lenin:
"dün erkendi, yarın geç
zaman tamam bugün," dedi..
yağlı çarklılarla yağlı işçiler:
"bugün!" dedi.
ölümü açlıktan öldüren siper:
"bugün!" dedi.
ağır
çelik
kara
toplarıyla avrora:
"bugün!" dedi,
"bugün!" dedi..
...............
.......
..........
.................
artık
ne kışlık sarayda
sarhoş eteklerin ipekli sesi,
ne paskalya çanlarında deli duası çarın,
ne sibirya yollarında zincir iniltisi...
artık
votka kadehlerinde ıslanmıyacak
sarı sarkık bıyıkları pameşçiklerin.
kara toprağın üstünde bir avuç kan gibi
yanmıyacak,
bakır sakalları
açlıktan ölen mujiklerin.
artık
kararmıyacaktır karlı sokaklar
kara bir rüzgar gibi geçen
çarın kazaklarından.
sarkmıyacaktır işçi kadınların
kanlı saçları:
kara kalpaklı kazakların mızraklarından.
yandı kanatları iki başlı kara kartalın,
düştü yere,
öldü.
buzlu baltık denizinin kıyısında
bir pencere örtüldü.
açıldı bir pencere....
bin dokuz yüz on yedi
ikinciteşrin yedi..."
1917 de petrograd'daki sarayın lenin'in önderliğindeki bolşeviklerin eline geçmesiyle başlayan ve sovyetler birliği'nin kurulmasına yol açan olaylar dizisidir. kasım ayında gerçekleşmesine rağmen ekim devrimi olarak anılmasının sebebi o donem çarlık rusya'sında kullanılmakta olan gregoryen takvimidir. devrim gregoryen takvimine göre 24 ekim 1917, miladi takvime gore ise 7 kasım 1917 de olmustur.
“yeni sistemimizin bozuk olduğunu iddia ediyorlar. fakat hatırlarsanız ilk yapılan buhar makinesinin de bozuk olduğu iddia edilmişti. ama şimdi buharla çalışan makineler var. ne olursa olsun,dünya üzerinde sosyalist bir toplumun kurulabileceğini ispatladık.”
- vladimir ilic lenin
devrim öncesi durum
ı.dünya savaşı ve şubat devrimi
savaş, başlar başlamaz hem ekonomik hem politik etkisiyle şubat devrimi olaylarına katkıda bulundu. 1915’e gelindiğinde yoğun bir ulusal seferberlik sistemi yerleşmişti: öncelik, ordunun taleplerini karşılamak için genişleyen ağır sanayiye verildi, fakat tüketim mallarının üretimi bu durumdan aksi yönde etkilendi. hasat iyi olmasına rağmen köylüler piyasaya verdikleri tahıl miktarını azalttılar. giderek yükselen enflasyon ve tüketim mallarının kıtlığıyla karşılaşan köylüler, ürünlerini köyde muhafaza etmeyi tercih ettiler. ulaşım sistemlerinin bozulmasıyla birlikte, bu durum özellikle kuzeydeki başkente yapılan yiyecek tedarikini etkiledi. 1917’nin başları itibariyle reel ücretlerdeki düşüşü protesto niteliğindeki işçi grevleri, yetersiz yiyecek arzına ve ekmeğin karneye bağlanacağına ilişkin söylentilere karşı kadın gösterileri eklendi.
“her geçen hafta yiyecek biraz daha azaldı, günlük ekmek tayını yarım kilodan 250 grama, sonra 200’e ve daha sonra 100 grama düştü. en sonunda bir hafta hiç ekmek bulunmadı. herkesin ayda bir kilo şeker hakkı vardı – ama alabilirse. alanlar pek azdı. bir çukulata ya da yarım kilo tatsız şekerin fiyatı herhangi bir yerde yedi ile on ruble arasındaydı, yani, en aşağı bir dolar. şehirdeki çocukların ancak yarısına yetecek kadar süt bulunuyordu; otellerle evlerin çoğuna aylardan beri süt gelmiyordu. meyvanın bol olduğu mevsimde elma ve armudun tanesi sokak satıcılarında bir rubleden yukarıydı.
.....
ekmek kuyruklarında rus halkının zaman zaman, o görülmemiş ağır başlılığını unutarak, çok acı ve sert sözler söylediğini işittim...
elbette tiyatrolar her gece oynuyordu, pazar günleri bile...” (john reed, dünyayı sarsan 10 gün, ağaoğlu yayınevi, ocak 1967, s. 33)
başlangıçta savaşa destek veren duma’daki liberaller, hükümetin askeri meselelerdeki beceriksiz yönetimi karşısında giderek daha eleştirel olmaya başladılar. çar’dan ziyade duma’ya karşı sorumlu olan bir bakanlık talebini ileri süren muhalif milletvekilleri tarafından ‘ilerici blok’ kuruldu. kaldı ki halihazırda rus toplumu kendi içinden entellektüellerini de üretiyordu.
“bütün rusya okuma yazma öğreniyor ve okuyordu – politika, ekonomi, tarih ne bulursa, çünkü öğrenmek istiyordu... her şehirde, her kasabada, her cephede her politik eğilimin gazetesi vardı. bazı yerlerde birkaç gazete bile çıkarıyorlardı. binlerce örgüt yüzbinlerce broşür basıyor, bunları orduya, köylülere, fabrikalara, sokaklara kadar dağıtıyordu.” (a.g.e, s. 35)
ağustos 1915’te ıı.nikolay, mogilev’deki ordunun komutasını bizzat üstlenmek üzere başkent petrograd’dan ayrıldı. imparatoriçe, görünürdeki sorumlu olarak başkentte kaldı; hemofili hastası olan küçük oğlu çareviç aleksey’in kanamalarını denetim altına almada gizemli bir yeteneği olan ‘din adamı’ (gregori) rasputin’den giderek daha fazla etkileniyordu. rasputin’in imparatoriçe ve bakanlık atamaları ile devlet politikası üzerindeki etkisine dair söylentiler, daha önceleri otokratik prensipleri destekleyen geleneksel seçkinler arasında bile, rejimin otoritesinin zayıflamasına yol açtı. 1916’nın sonuna gelindiğinde ordudaki yüksek komuta akademisinden bir çok general ilerici blok’un ‘sorumlu bakanlık’ talebine yakınlık duymaya, çar’ın uzlaşmazlığını becerikli bir yönetimin oluşturulmasının önündeki başlıca engel olarak görmeye başlamıştı.
şubat 1917’de başkentte grevler ve gösteriler patlak verdiği zaman, başlangıçta bir sokak protestosu gibi görünen eylemlerin, devrime dönüşmesi sürecini başlatan olay, silahsız sivillere ateş açma emrini duymayı reddeden petrograd garnizonu birliklerinin isyanı oldu. çar bu durumda bile ayaklanmayı bastırmak için, petrograd’ın dışından askeri güç gönderme seçeneğini savunuyordu. ancak, üst komuta kademesi, nikolay’a bu cezalandırıcı seferi durdurmasını ve duma’nın anayasal monarşi talebini kabul etmesini önerdi. daha sonra generaller, nikolay’ın görevden çekilmesinde büyük ölçüde duma liberallerinden oluşan geçici hükümet’in oluşumunda mutabık oldular. nikolay’ın küçük kardeşi, büyük dük mihail tahta çıkmayı reddettiğinde monarşi fiilen sona ermişti. olayların hızı, çar’lık otoritesinin ve otokrasiye verilen desteğin toplumsal tabanının savaşın seyri içinde ne derece aşındığını göstermektedir.
çarlığın büyük bir hızla çöküşü, petrograd sokaklarındaki işçiler ile askerlerin rolü, şubat devrimi’nin sonucunun, liberallerin savunduğu anayasal monarşiden çok daha radikal olduğu anlamına geliyordu. otokrasinin ortadan kalkması, geçici hükümet’in petrograd sovyeti ile olayların gelecekteki seyrini kimin etkileyeceğine dair rekabet ettiği bir tür iktidar boşluğu yarattı.
1917: ekim devrimi
petrograd sovyeti’nde çoğunluğu teşkil eden ılımlı sosyalist partilerin ağırlıklı olarak liberal olan hükümete sınırlı destek vermesi dolayısıyla birinci geçici hükümet dönemi bir tür ‘ikili iktidar’ olarak nitelendirilmiştir. ılımlı sosyalistlerin devrimin ilk aşamasına dair sahip oldukları programın liberallerinkiyle pek çok ortak noktası bulunmasına karşın, kurulan taktik ittifak, savaşla ilgili niyetlerin sorun oluşturması dolayısıyla kısa zamanda başarısızlığa uğradı. sovyetin liderleri savaşın yalnızca ulusal ve devrimci savunma amacıyla devam etmesini savundular; liberaller ise aksine şubat devrimi’nin, savaşı çarlık yönetiminin becerdiğinden daha etkili bir şekilde sürdürmek için onlara vekalet verdiğine inanıyorlardı. dışişleri bakanı milyukov 18 nisan’da müttefiklere, geçici hükümet’in, çarlığın yayılmacı savaş amaçlarını paylaştığını ima eden bir nota gönderdiğinde, petrograd’daki sokak protestoları milyukov’un istifasına ve menşevikler ile sr(halkçı devrimci sosyalist parti)’lilerin resmi olarak temsil edildikleri yeni bir hükümetin kurulmasına yol açtı. daha öncesinde, rus sosyalistleri arasında da yadsınamaz sorunlar vardı. rusya, henüz bir burjuva demokratik bir devrim geçirmemişti. sanayisinin ve sanayi proleteryası’nın hızla büyümesine karşılık, bu iki alanın tarım ve köylülük karşısında ağırlık kazanması için, nesiller değilse bile, onyıllar geçecekti. ayrıca siyasal özgürlüğün olmayışı batılı bir model içinde kitlesel bir emek hareketli geliştirmenin olanaksız olduğu anlamına geliyordu. ekim devrimi, ancak bu temel sorun aşıldıktan sonra gerçekleştirilebilecekti.
koalisyon yönetiminin kurulduğu mayıs’ın ilk günlerine gelindiğinde bolşeviklerin konumu ılımlı sosyalistlerinkinden keskin biçimde zaten ayrılmıştı. lenin temmuz 1914’te savaşı patlak vermesinden bu yana aşırı bir ‘enternasyonalist’ konum benimsemişti. emperyalist savaşı, avrupa kapitalizminin nihai bir krizinin bir belirtisi olarak lanetledi ve onun sosyalizm için enternasyonal bir iç savaşa dönüştürülmesini savundu. lenin, şubat devrimi’ni avrupa devriminin ilk muharebesi olarak memnuniyetle karşıladı. isviçre’den rusya’ya geri dönüşünde yayımladığı ‘nisan tezleri’nde, geçici hükümeti savaşa sürdürmekle suçladı; işçilerin ve en yoksul köylülerin demokratik kurumları olarak sovyetlere iktidarı transfer edecek olan devrimin ikinci aşamasına geçiş için çağrıda bulundu.
“"savaşı, devrimci amaçlarla sonuna kadar sürdürme" politikasını gerçekten haklı gösterecek bir devrimci savaşa, bilinçli proletarya, ancak şu koşullarla rıza gösterir:
a) iktidarın, proletaryanın ve onun en yakını köylülüğün yoksul unsurlarının eline geçmesi;
b) her türlü ilhakın söz değil, gerçekten reddi;
c) sermayenin bütün çıkarlarıyla bağların tam ve fiilen koparılması.”
(vladimir ilic lenin, nisan tezleri, 4 nisan 1917)
bu fikre dayanan lenin, mayıs koalisyonu’na ve onun ardıllarına katılmayı reddetti. böylece yönetimdeki rolüyle yıpranmamış, tek önemli siyasal parti olarak bolşevikler, sovyetlerdeki protesto oylamalarına aracılık ettiler. menşeviklerin ve sr’lilerin şimdi sorumluluğunu paylaştıkları geçiçi hükümet’in siyasalarından giderek hoşnutsuz olan işçi ve askerlerin desteğini aldılar.
geçici hükümet, mayıs ve ekim ayları arasında önce soldan, sonra sağdan gelen saldırılara maruz kaldı. petrograd’daki bolşevikleşmiş işçi ve askerler, temmuz günlerinde, savaşın yol açtığı sıkıntılara karşı, protestoya giriştiler ve geçici hükümet’in yıkılması çağrısında bulundular. fakat petrograd sovyeti hala, sovyet iktidarı fikrini reddeden ılımlı sosyalistin egemenliği altındaydı. bolşeviklerin kendileri ise, taktik konusunda bölünmüş durumdaydı. lenin iktidarı ele geçirmek için henüz erken olduğunu düşünüyordu. hükümet, askeri birlikleri, sokaklardaki gösterileri bastırmakta kullanarak şiddete şiddetle karşılık verdi ve böylece kendisini çoktan karşı-devrimcileştiği yolundaki bolşevik iddialara açık hale getirdi.
ılımlı sr’li politikacı aleksandr kerensky, temmuz günleri sonrasında oluşturulan ikinci koalisyon yönetiminde başbakan oldu. ordunun yeni başkomutanı general kornilov, yaz mevsimindeki başarısız saldırıdan sonra sağ kanat güçler tarafından düzeni restore edebilecek, kentsel ve kırsal kesimlerdeki anarşinin yayılmasını önleyebilmek için tek kişi olarak görüldü.kerensky’nin kendisi, kornilov ile gizli bir anlaşmaya kolayca razı olabilirdi, fakat kornilov’un dikatoryal talepleri çok aşırıydı. kerensky onu görevden aldı ve hemen ardından yapılan askeri darbe girişimi fiyaskoyla sonuçlandı.
“ kornilov olayı bütün sosyalist grupları – "ılımlılar" dan devrimcilere kadar – ister istemez bir araya getirdi. artık kornilov’lar olmamalıydı. devrimi destekleyen elemanlara karşı sorumluluk taşıyacak yeni bir hükümet kurulmalıydı. çayika, halk örgütlerinden, eylülde petrograd’da toplanacak olan demokratik bir konferansa delege göndermelerini istedi.” (john reed, a.g.e, s. 37)
eylül’de üçüncü bir koalisyon hükümeti kuruldu. bu hükümetin niyeti fazlasıyla ertelenen kurucu meclis seçimleri, kasım’da yapılana kadar birkaç hafta direnmekti. fakat seçimler düzenlenmeden önce 25 ekim gecesi bolşevikler işçi ve asker vekillerinin sovyetler adına geçici hükümet’i devirdiler. hiçbir tepki gösterilmemişti. lenin ayın 26’sında saat 10’da bir basın bildirgesi yayınladı:
“ rusya vatandaşlarına
geçici hükümet düşürülmüştür. hükümet yetkileri petrograd sovyeti organının, petrograd proleteryasıyla garnizonunun başı olan askeri devrimci komitenin ellerindedir. halkın uzun süredir uğruna mücadele ettiği amaca ulaşılmıştır(acilen yapılacak demokratik bir barış önerisi, toprak sahiplerinin topraklarına el konulması, üretim üzerinde işçilerinin denetiminin sağlanması ile bir sovyet hükümeti’nin kurulması). yaşasın işçilerin, askerlerin ve köylülerin devrimi! ” (r. pipes, the russian revolution, s. 492)
bolşeviklerin iktidarı ele geçirmeleriyle ilgili olarak ortaya çıkan önemli bir soru; bunun bir devrimden ziyade, azınlık ‘darbe’si olarak, görülmesinin ne derece mümkün olduğudur. geçici hükümet’in devrilmesi bolşevik parti tarafından önceden planlanmış ve organize deilmiş olması dolayısıyla ekim devrimi, genellikle kendiliğinden ya da planlanmamış bir devrim olarak tanımlanan şubat devrimi ile belirgin bir zıtlık gösterir. bununla birlikte ‘darbe’ terimi sadece silahlı ayaklanmayı değil, azınlık diktatörlüğünün empoze edilmesine de işaret etmektedir. bolşevikler ekim 1917’de ne ölçüde halk desteğine sahiplerdi ? şubat’tan sonra parti büyük bir genişleme yaşadı. ekim’de üye sayısı tahminen 20.000’den yaklaşık 250.000’e yükseldi. yeni üyeler çoğunlukla işçilerdi. bolşeviklere verilen destek sovyetlerde öncelikle işçiler ve askerlerden geldi. 25 ekim gecesi kurulan ve geçici hükümet’in yıkılmasını onaylayan ikinci tüm rusya işçi ve asker vekilleri sovyetleri kongresi’nde çoğunluğa sahip olmasın rağmen bolşevik parti, köylü nüfus kitlesinin desteğinden yoksundu. genel oy hakkı temelinde kasım 1917’de düzenlenen kurucu meclis seçimlerinde sr’liler ezici bir çoğunluğu elde ederlerken, bolşevikler oyların sadece %25’ini kazandılar. kurucu meclis, bolşevikler tarafından ocak 1918’de dağıtılmadan önce tek bir gün toplanabilmişti. bolşeviklerin 1917 kışından 1918’e kadar, sol sr’lilere kurduğu kısa ömürlü hükümet koalisyonu, mart 1918’den itibaren yerini tek parti diktatörlüğüne bıraktı.
bolşevik yönetimin anti demokratik doğasına ilişkin bu kanıta rağmen bazı ‘revizyonist’ tarihçiler ekim’in yine de bir halk devrimi olduğunu, çünkü bolşeviklerin sadece işçi ve askerlerin değil, kırsal kesimdeki kitlelerinde dertleri ve arzularıyla ilgilendiklerini öne sürdüler. ekim 1917’deki ‘toprak yasası’ köylülere büyük malikane arazilerini üzerlerine alma izni verdi ve böylece şubat devrimi’nin sonrasında başlamış olan toprağa el koyma uygulamasını meşrulaştırdı. o nedenle, bolşevikler, köylülerin çıkarlarını, geçiçi hükümet’teki sözcüleri, tarımsal sorunun aşağıdan eylemle değil, kurucu meclis tarafından yasamayla çözümlenmesi gerektiğini ileri sürerek toprağa zorla el koyma uygulamasını kırmış olan, sr’lilerden daha geçerli bir şekilde savunmuşlardır.
bolşeviklerin 1917’nin kitlesel örgütlenmelerinde destek elde edebilmelerinde, lenin’in ideolojik esnekliği önemli rol oynadı. lenin sadece ‘ekmek, barış, toprak ve özgürlük’ gibi etkili halkçı sloganlar ileri sürmekle kalmadı, işçilerin denetimi vaadinde bulunan, sr’nin ‘toprağın sosyalizasyonu’ politikasını ödünç alan ve uluslara kendi kaderlerini tayin etme hakkı önermek suretiyle de, rus olmayan partilerle de rekabet eden programında ekliktik olmayı başardı. fakat lenin aynı zamanda ı.dünya savaşı tarafından temsil edilen uluslar arası nitelikli krizi vurgulayarak geri kalmış rusya’da, bir sosyalist partinin iktidara el koymasının marksist açıdan da sorgusunu yapmayı sürdürdü. bu bakımdan lenin’in 1917 ideolojisi, avrupa sosyal demokrasisi’nin en radikal fikirleriyle uyuşsa da, rusya’da bir sosyalist devrimin önkoşulları olarak, kapitalist gelişme düzeyi ve proleterleşme düzeyi gibi, nesnel faktörlere vurgu yapmayan, popülizm ve anarşizm ile pek çok ortak noktaya sahipti.
“devlet varsa özgürlük yoktur. özgürlük olduğunda devlet olmayacaktır.”
- vladimir ilic lenin
bazı popülistler ve anarşistler gibi, 1917’nin bolşevikleri de feodalizmden sosyalizme doğrudan geçiş düşüncesini savundular ve burjuva liberal anayasacılık, yurttaş hakları ve hukuk yönetimi düşünceleri karşısında, keskin bir kayıtsızlık sergilediler.
“her devrimin temel sorunu iktidar sorunudur.”
- vladimir ilic lenin
devrimin lokal sonuçları
rus devrimiyle ortaya çıkan sonuç, hem ilk geçici hükümet’in liberal ideallerince arzulanan, hem de menşeviklerin ve sr’lilerin hedefi olan demokratik sosyalizmden çok farklı oldu. sovyet iktidarının, adem-i merkeziyetçi bir halk demokrasisi formunda yürürlüğe konacağı ümidiyle 1917’de bolşevikleri destekleyenler, kısa sürede düş kırıklığına uğradılar. bolşevik liderlerinin yaptıkları devrime, kapitalizmin avrupa çapında yıkılışının, eşlik edeceğini ve kendi devrimlerinin bu koşullarda olgunlaşacağına dair beklentileri de gerçekleşmedi. yine de, bolşeviklerin ekonomik ve toplumsal yapılarda gerçekleştirdikleri derin ve süreğen değişimler, ekim 1917 olaylarının bir devrim olarak tanımlanmasını bütünüyle haklı çıkarmaktadır. 19. yy’ın tarihi üzerine fransız devrimi’nin yaptığı gibi, 20.yy tarihini etkilemiştir.
bolşeviklerin bu kadar özgür bir iradeye sahip olmaları nutkumu tutturuyor* yani sen gel o cehaletin içerisinde, o tabaka yık ulan çarlık rusyasını yık kiliseyi de ki; devrimin dini olmaz.. bu kadar diri ve bağnaz bir katolik coğrafyada olucak iş değil.
tarih boyunca süregelen kölelik düzenini, sömürgeciliği, çarlığın getirmiş olduğu tüm baskı ve yasakları ortadan kaldıran, dünyanın gözünün kulağının rusya'ya çevrilmesine sebep olan olay. öyle zor şartlarda gerçekleştirilmiştir ki, hani burda kelimelere dökmez imkansızdır, o derece. beyazların elinde kalan tüm şehirlerdeki direnişçiler, işçi militanlar zindanlarda akla sığmayan işkencelere maruz kalmış, etleri kemiklerinden ayrılmış, ve ölüme terkedilmiştir. başta amerika olmak üzere diğer emperyalist ülkeler bolşevik isyanını bastırmak için rusya'nın çar hükümetine milyonlar yağmış, hani parayı bırak, direkt cephane ve asker göndermişlerdir. sadece başkaldıran rus işçileri değil, onlara yardım eden veya sempati duyan herkes kılıçtan geçirilmiş, hayatlarından olmuşlardır. rus devrimi diğer ülkelerde bir kızıl cinayet olarak nitelendirilmiş, türlü senaryolarla halka yanlış şekilde aktarılmış, bolşevikleri kötüleyen türlü filmler ve romanlar yazılmıştır. o zamanın en büyük gelir kaynağı olan petrolün rusyadaki yataklarını ele geçirmek isteyen japonya ve amerika rusya'daki hiç bir şeye karışmayan işçileri dahi kurşuna dizmiştir. rusya'yı ele geçiren bolşevikleri bir an önce yıkmak için emperyalist ülkeler rusya'ya ambargo koymuş, ve sağlık yardımlarını durdurmuşlardır.
buna rağmen yüz milyon insan kendi egemenliklerini kurmak için baş kaldırmış, çoğu yerde çetin mücadelelere girmiş, bu uğurda can vermiş fakat zaferi kazanmışlardır. tüm sömürgecilere, krallara, rahiplere, kapitalistlere, bütün asalak takımına ağır bir yenilgi tattırmış, ve işçi birliğinin en yüce güç olduğunu dünyaya kanıtlamışlardır. bu insanlar yönetimi ele geçirdiklerinde elbetteki yoksullardı, fakat yoksulluğun yanında inandıkları o yüce sistem vardı, ve o sisteme ulaşmak adına azimli bir şekilde durmadan çalıştılar. ancak çağlar boyu çektikleri işkenceden sonra çekecekleri bir kaç yoksul yıl onlar için sorun değildi. nitekim tüm ağır şartlara rağmen devrim başarıya ulaşmış, onca engele rağmen dimdik ayakta durabilmiştir.
gün itibariyle 92.yılına girmiş olan ve sovyetler birliği'nin kurulması ile sonuçlanan, işçi sınıfının en yetkin iktidarı ele alış biçimini yansıtan devrim. bolşevik parti günümüzden 92 yıl önce bugün iktidarı almış ve tarih yapıcının kim olduğunu hatırlatmıştır.