egemenlik kayıtsız şartsız milletindir   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. mustafa kemal in demokrasinin temelinin halk iradesi olduğu ve bu iradeye saygı duyulması gerektiğini belirten sözü..halka saygı duymayan, halkından kopmuş yöneticilerin başucundan eksik etmemesi gereken önerme
    (cyrus the virus, 29.03.2004 13:14)
  2. ülkemizdeki demokrasi doğrudan demokrasi olmadığından, ya da başka bir deyişle temsili demokrasi olduğundan, egemenlik hakkının seçilen vekiller aracılığıyla kullanılması öngörülmektedir. bu şartlar altında meclis başkanının sözleri en azından kendi içerisinde tutarlıdır.
    (janissary, 05.05.2005 15:35)
  3. daha sonraları hani şu ülkeyi ikiye böldükleri zamanlarda sağ ağza sakız olan "hakimiyet allah'ındır" sözü ile bir hayli kapışır niteliktedir.
    atatürk; her fırsatta dile getirdiği, her fırsatta uygulamak için uğraştığı ve en sonunda da 23 nisan 1920 günü uygulamaya koyabildiği ve aynı günü uğruna bayram ilan ettiği milli egemenlik kavramını bu cümlede özetlemiştir. bir de milli beraberlik vardır, aynı anlamda olmasa bile paralellikleri yeter.
    (selam kelamı, 05.05.2005 16:13 ~ 16:14)
  4. (bkz: ulusal egemenlik halkındır)
    (kerkerte, 18.01.2007 18:59)
  5. tam bağımsızlık adı altında; milletin kendini idare etmesi, kendi kararlarını alabilmesi, hak ve hürriyetinden yararlanabilmesi.
    (balböcüü, 18.01.2007 19:58)
  6. recep tayyip erdoğan'ın alt kimlik - üst kimlik kavramlarını ortaya atmasından sonra egemenlik kayıtsız şartsız milletlerindir halini almaya başlayan* özdeyiş.
    (bu kadar yürekten çağırma beni, 23.01.2007 01:39 ~ 01:40)
  7. millet kavramını tam olarak benimsememiş bir toplum olarak alıp içimize yuttuğumuz durum. önce millet olalım sonra egemenliğimizin peşinden koşalım...
    (seanpenn, 23.01.2007 01:44)
  8. orjinal hali "hakimiyet bilakayduşart milletindir." olan ve gazi m. k. atatürk tarafından söylenmiş olan cümledir.
    (yasal uyarı, 23.01.2007 23:46 ~ 23:46)
  9. gereksiz bir söylem. egemenliğin tanımına bakılacak olursa: devletler için, devletin kendi sınırları dahilinde başka bir otoriteye boyun eğmemesi demektir. fakat "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" denirker, egemenlik milletin kendi iradesine mutlak olarak verilmiştir. ancak egemenlikten doğan "meşru" gücü hiç bir zaman millet kendi adına kullan(a)mamıştır. hep ya bir meclis vardır ya da milleti temsil eden başka kurumlar.

    (bkz: millet değil halk)
    (kerkerte, 24.01.2007 23:35)
  10. (bkz: http://www.cemaat.com/...)
    (chaconne, 30.04.2007 18:31)
  11. özgürlüğümüzün emniyet kemeridir.
    (chaconne, 30.04.2007 18:59)
  12. zaten mustafa kemalin oluşturduğu kavramları, söylediği sözle pekiştirmesiyle ortaya çıkmış söylemdir. bu bile yargılanmaktadır.. te allahım.. ulan o kavramı ortaya çıkaran mustafa kemal, kullanan mustafa kemal hala kalkmış gereksiz söylemdir diyorsunuz ya.

    (bkz: cinnet)
    (bkz: intihar yakındır)
    (madhate, 25.07.2007 10:19 ~ 10:19)
  13. özgürlükçü ve seküler bir demokrasinin olmazsa olmazı olan cümle.

    fakat, merkez sağ partilerin milli irade mefhumunu fetişleştirirken sıkça kullandıkları meşruiyet aracıdır da. sözgelimi, demokrat parti, örneksiz bir milli irade/milli egemenlik sarhoşu olmuştu. özellikle 1954'ten sonra dp, basında, meclis çatısı altında, üniversitelerde....kendisine yönelen en ufak bir eleştiriye dahi tahammül edemiyordu. örneğin celal bayar, şöyle diyordu:" en doğru tefekkür, millet tefekkürüdür. bizim arkamızda millet var." dolayısıyla demokrat partililere göre, arkalarında geniş bir kitlesel destek olduğu için, onları eleştirmek mümkün olmayacaktı. 1957'den sonra ise, dp'nin bir tür "anayasal faşizme" hızla yürüdüğünü, gençlik örgütleri ve türevi oluşumlarla muhalefeti sindirmeye çalıştığını, 27 mayıs sürecine böyle gelindiğini de biliyoruz.

    dolayısıyla, özü itibariyle demokrasinin var edici öznesi olan toplum iradesini belirten bu cümle, aynı zamanda otoriterizme kapı aralayabilecek bir meşruiyet aracına da dönüşebilmektedir. türkiye'de, merkez sağ gelenek milli irade eliyle dominantlık kurma uğraşından hiçbir zaman imtina etmedi.

    milli iradeyi demokrasi kültürünü içselleştiremeden benimsemek, siyaset yolunu demokrasiye değil de otoriterizme çıkarıyor. sağ partilerin demokrasiye ilişkin çelişkisi de burada yatıyor.
    (neredesin soğuk kış, 25.07.2007 10:54 ~ 12:02)
  14. 1961 anayasası ve devamında 1980 anayasası ile geçerliliğini yitirmiş cümle. (valla ben hasan bülent kahraman'ın yalancısıyım)
    şöyle ki: 1923'te bütün kararlar meclis'te alınıyor ve denetleme mekanizması da meclis'te oluşturuluyordu. ancak bu mutlak hakimiyet meselesi "kuvvetler ayrılığı" ile değişti ve hakimiyet denilen şey meclis'te alınan kararların cumhurbaşkanı ve yargı organları tarafından onaylanması ile belirlenen bir mekanizma halini aldı.
    bugün 1980 anayasası ile yönetilen ülkede, halkın oy vererek meclise gönderdiği parti(ler)nin kararlarının daha önceki meclisin seçtiği bir cumhurbaşkanı tarafından onaylanmaması ise hakimiyetin bila kaydu şart (kayıtsız şartsız) milletin olmadığının göstergesi.
    kuvvetler birliğini dilemek değildir bu. ancak bu sözün 1923 şartlarında söylendiğini anlamak gerekir.
    (şiirbaz, 25.07.2007 11:49)
  15. "cumhuriyet halkın işidir. egemenlik temsil edilemez, aynı nedenden dolayı da devredilemez de. halkın vekilleri onun temsilcileri değildir, olamazlar da; onlar sadece halkın memurlarıdır; hiçbir konuda son kararı veremezler. halkın bizzat onaylamadığı bir yasa hükümsüzdür. hatta yasa bile değildir. temsilci meclislerinde halk özgür olduğuna inanıyor, bu vahim bir hatadır.

    onlar yalnızca parlamento üyelerini seçerken özgürdürler; üyeler seçilir seçilmez halk onların kölesi haline geliyor; bir hiç oluyor. egemenlik halktan kaynaklanır ve halkta kalmalıdır."

    - jean jacques rousseau, toplum sözleşmesi (takriben 150-200 sene önce)

    (bkz: doğrudan demokrasi/@1742648)
    (strateji, 25.07.2007 11:57)
  16. gerizekalıların, egemenlik kayıtsız şartsız allah ındır diye değiştirerek akıllarınca geyik yaptığı, dalgaya aldığı, allah ı küçük düşürdüğü gibi bu vatan topraklarını kuran atatürk üde yok saydığı cümle.

    (bkz: cinnet)
    (bkz: cinayet)
    (bkz: biri beni durdursun)
    (madhate, 27.07.2007 13:30)
  17. 'egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir ama bu memleketin de sahipleri vardır."
    kenan evren
    (rhgy, 10.09.2007 10:21)
  18. tayyip erdoğan'ın inanmadığı söylem;

    aha;

    http://www.youtube.com/...
    (beşincicemre, 07.01.2008 04:59)
  19. 'yalandan kim ölmüs?' garp kurnazligiyla sine-i millete donulesi zamanlarda sarfedilen siar. veciz özünde böyle de poh poh bir maslahatgüzarlik, öyle de hop hop bir lümpencilik nüvesi barindirir. hülasa elini vicdanina koy(ayim) ey okur; hamalei mümtesil (meali; bir vatandas olarak yüklenip yerine getirdigin) eylemlerinin hangi safhasinda kendini egemen yahut bagis hissettin? seradan süreyyaya degin olgunlasmasini, dahi vücut bulmasini arzu ettigim ve fakat / heyhat bu fotosentezli devlet geleneginde bir zemine oturmayacagina hükmettigim "hoppi di hoppidi" temali kitlesel cosku jeli.
    (ipimlekusagim, 05.02.2008 12:16 ~ 12:17)
  20. kısaca söylemek gerekirse;

    değildir.
    (kirlikirpi, 04.03.2008 12:11)
  21. mustafa kemal atatürk'ün dilinden;
    hakimiyyet bilâ kayd-u şart milletindir şeklinde olan söz.

    1000 yıldır mutlakiyet (çok kısa meşrutiyet de var) rejmiyle yönetilen bir millete verilmiş en güzel armağan.
    (ebu laklaka, 04.03.2008 12:36)
  22. türkiye de zaten varolmayan ve aslında zaten vatandaşları arasında eğitim düzeyi konusunda belirli bir standart bulunmayan, eğitimi ülkenin her noktasına eşit olarak yaymayı başaramamış, verilen eğitimin de kalitesinin sorgulandığı bir ülkede varolması doğru da olmayan bir sistem aslında demokrasi.

    atatürk'ün kurdurduğu ve yine atatürk tarafından kapatılması sağlanan bir parti ile ilk denemesi yapılan (türkiye cumhuriyeti tarihinde, çünkü demokrasi denemese de meşrutiyette de partiler vardı ve kısmen de olsa bir seçim oluyordu.) ve ilk ağır yarasını alan demokrasi, daha sonra günümüze kadar onlarca ağır darbe ve yara aldı.

    1946 daki başka bir örneği olmayan ilk seçimler. (açık oy - gizli sayım)
    1960 darbesi.
    menderes, polatkan ve zorlu'nun asılması.
    1971 darbesi.
    1980 darbesi.
    1997 darbesi.
    2007 darbesi.
    2008 darbesi.

    ve tüm bunların yanında türkiye büyük millet meclisinde yazan:

    'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' yazısı.

    ya bu demokrasi denen sistemin bu ülke topraklarına uygun olmadığını kabul edelim ve buna başka bir isim bulalım; ki benim aklıma mokrasi geliyor çünkü bu sistem moka dönmüştür; veya bu yazıyı oradan kaldıralım.

    vatandaşının seçtiği vizyon, hem de neredeyse her iki kişiden birinin oyuyla seçtiği vizyon ortadadır. (yazar burada mevcut yönetimi beğenmediğinden bahsetmekte ve eleştirmektedir, anlamayan okurlar için bu not ilave edilmiştir.)

    bu vizyonu - öngörüyü veya öngörüsüz yönetimi beğeniriz - beğenmeyiz ama oyun oynanırken kural değiştirmek olmaz, olursa oyun aslında değişmiştir. oyunu kurarken her olasılık değerlendirilmeli ve kurallar ona göre yazılmalıdır. bir sonraki adımı düşünmeden atarsak yukarıda sadece ana başlık olarak yazdığım ve belki de onlarcasını atladığım müdahaleler ile liste cumhuriyet 100 yılını dolduramadan uzar veya bu durum ülkeyi sadece kaosa sokar.

    (bkz: türkiye nin yeniden yapılandırılması)
    (bkz: demokratik laik sosyal bir hukuk devleti)
    (şehzade mustafa, 03.04.2008 10:40 ~ 13:35)
  23. mevcut koşullar altında boş bir söylem
    (metalkorsan, 03.04.2008 11:21)
  24. millet egemen olduğu zaman samimiyetsizliği ortaya çıkacak olan doğru önermedir.
    (olymposea, 03.04.2008 12:38)
  25. millet egemenliğini nasıl tanımdağınıza göre değişir, bu atatürk vecizi. millet egemenliğini sadece ve sadece verilen oylarla başa gelen partiler, meclis olarak düşünürseniz, bu geçirdiğimiz dönemde bu koşullarda boş bir söylem olduğunu düşünebilirsiniz. böyle söyleyenler, düşünenler ya cahil, ya şark kurnazı, ya da eksik bilgilendirilmiş bireylerdir. türk halkına cahil diyemezsin nidalarını yakarışlarını şimdiden duyabiliyorum. üzgünüm ama dostlarım kendi elimizle seçtiğimiz iktidarlar hükümetler bizleri cahil bıraktılar. cahil olmamızı istediler, böylece koyun olabilecek ve çobanlar(seçtiklerimiz) tarafından gayet iyi güdülebilecektik. sahip olduğu koyun sürüsünü bozkırda nadir ot bitmeyen yerlerde otlatan çoban duydunuz mu hiç? ben duymadım. başımızdaki çobanlar dize kadar gelen otların bittiği meralara neden götürmüyorlar? çünkü o meradan bir kere otlattığı takdirde her defasında orya gitmek isteyecek de ondan koyunlar. bir anlamda koyunların isteklerini yapamya mecbur bir çoban olacak, elindeki gücü, yönetme gücünü yitirecekler. gücü tatmaya görsün insanoğlu, her zaman ölene kadar güçlü olmak ister. başımıza her gelen çobanın da yaptığı bu. makasa bile hükmetmek, makaslara hükmetmek, ne bileyim solucanlara hükmektek aynı tadı oluşturur insanda: "güçlüyüm ben her şeye kadirim". o yüzden aklı evvel insanlar bu tat yüzünden kendilerini tanrı, padişah, kral, imparator ilan ederler. şimdi biz, hepimiz yani koyunlar, açlıktan, ot bulamamaktan derisi kemiklerine yapışmış koyunlar olarak mı kalmak istiyoruz yoksa besili, tombik tombik koyunlar mı olmak istiyoruz. işte bunun farkına varıp, anladığımızda egemenliğin ne olduğunu ancak o zaman milletin egemenliğinden bahsediliriz. halbuki bizler bize sık otlarla bezeli otlakları vaad edip, çöllerde otlatmaya kalkan çobanları, kralları, padişahları seçiyoruz. gelelim eksik bilgilenmiş arkadaşlarımıza onlar bu vecizden hareketle seçilenlerin egemeliğinin milletin egemenliği olduğunu düşünüyorlar. halbuki güçler ayrılığı denen ve mutlaka kaytardığınız vatandaşlık dersinde anlatılmış olan halt, milelt egemenliğinin kullanımını üçe böler: yasama, yürütme, yargı.

    #####oku! yaradan rabbin için oku! oku ulan!##########

    yani millet egemenliğini yürütme olarak hükümet, yasama olarak meclis, yargı olarak da yargı kurumları kullanır.

    #####oku! yaradan rabbin için oku!* oku ulan!##########

    şark kurnazlarına gelince, onlar eksik bilgili vatandaşları da yanlarına alıp, onlardan farklı olarak yukarıda yazılanları bilip ama bilmezden gelip öterler. hem de bülbül gibi öterler. kullandıkları insanlar ötmeye devam ederlerken onlar bakıp ne güzel ötüyor derler.

    sayın benim gibi koyun olan aziz koyunlar, sizlere diyorum ki bir yerlerde boyu iki katımızı geçen, sulu otlarla, türlü türlü çiçeklerle bezli bir otlak var, gelin çobana uymayıp, çobanı kendimizi uyduralım, otlağı bulalaım. yiyelim yiyelim çatlayalım. otlak bulmak işini çobana bırakmayalım, çoban otlağa az kaldı diye diye yıllarca otlağın etrafında döndürür bizi. bu çobanları tasfiye edip kendimiz çoban olalım, kendi çobanımız birbirimizin çobanı. ancak böyle egemen olabilir, otlağı bulabilir, karnımızı doyurabiliriz.
    (chixculub, 03.04.2008 13:29 ~ 13:47)
 sayfa  / 2