kastedilen,
iç batı anadolu ya da
marmaraya yakın bölgeler değil, bildiğin
egenin egesinde yaşayan köylüdür.
insancıllıktan,
barıştan,
kardeşlikten hatta
sosyalizmden (hepsi insana has ya, temeli insan ya) bahseden entel insanların
idrak dahi edemeyeceği bir basitlikte ve belkide
sığlıkta (evet belki
entellerin akıllarına
sığdıramayacağı ölçüde
sığır gibi
sığdır), insanlara güler yüzle bakan, yakınlaşmaya çabalayan güzel insanlardır. "insanın insanla yakınlaşması için sebep ?" gibi bir iç ses baloncuğundan uzak bir iletişim biçiminin kültüre yansıdığı, bu kültürden filizlenmiş, egenin tatlı ve yumuşak havasına, verimli toprağının getirdiği miskinliğe sahiptir.
oturup bu insanla ciddi felsefi meseleleri konuşamazsın, ya da "1930'lar daki chp döneminde hede hodo politikaları üzerine" tarzı bir tezi tartışamazsın. "kelime nedir, ne değildir" gibi tartışmaları yapamayacağın bir sığlığın ve zihinsel miskinliğin hakim olduğu bu topraklarda, "mananın saf halde yaşayabildiği bir kültürde, kelime ve onun getirdiği karmaşıklığa ne gerek" dedirtir bu köylünün yaşama bakışındaki güzellik. zira insanların kaygısızca gülümseyebildiği, kaygısızca kaynaşabildiği basit ve güneşli bir yaşamda, zihinsel karmaşıklık yeşeremez.