merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

ege düğünü

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. genelde çay bahçesi, alt sınıf düğün salonları, sokak araları veya boş arazilerin ışıklandırılması ile aydınlanan top sahaları şeklindeki yerlerde vuku bulurlar. diğer yörelerin düğünleri gibi düğün tadında spesifik özellikleri olmasa da, kendine has bir takım farklılıkları ve katılımcı profil olarak bir takım ayrılıkları vardır.

    öncelikle bu düğünlerin olmazsa olmazı orgtur. ne bir orkestra, ne bir müzik grubu, ne bir keman, ne davul ne de başka birşey. yegane müzikal alet orgtur. org eşliğinde, org çalmayı bilmese de olacak bir şantöz düğünü kotarır. zira çıs tis cım tis, şeklinde otomatik org butonlarıyla düğünün tüm müzikal yükü sırtlanır.

    içki olmayan bu düğünler genelde sonlara doğru sarhoş birçok insana şahit olur. elbetti ki bu erkekler, düğünün vermiş olduğu mutluluktan değil, masa altında yuvarlanan ve çoğu zaman plastik bardakta içilen rakı veya votkanın etkisiyle sarhoşluk mertebesine ererler. yaş profili olarak 17-55 arası bir yelpazeyi kapsayan bu kişiler, içme nedenleri olarak yaşsal bir farklılaşma gösterirler. 17-23 yaş grubu, düğünde etekle gördüğü herhangi bir mahalle kızına platonik olarak yamulup içer, 23-30 arası grup ise ya geline karşı inceden bir platonik vaziyet halindedir, veya platonik vaziyet halinde olan kişinin kankası veya yöresel değimle sağdıcıdır. 30-55 arası grup ise ya eşşekliğinden, ya ayyaşlığından veya kendi düğününü hatırlayıp hayatını çıkılmaz bir uçurumdan yuvarladığını düşünüp, kocaman götlü karısına, bir de ortamdaki cıvırlara bakarak içerler.

    düğünde mutlaka dans eden her 10 çiftten 4'ü kız kıza dansediyordur. diğer 2 çift evliliklerinde iki seneyi doldurmamış taze evlilerdir. kalan 3 çiftin biri gelin ve damat, diğer ikisi ise dünürlerdir. dünür olan teyzeler mutlaka saçlarını güzel olucağı sanrısıyla hayvan gibi kabartmış, erkekler de mutlaka dans ederken küfür eder gibi gülücükler saçarak kıravatıyla oynayıp içten içe sövmektedir. (dünürler en az iki kere karşılarındaki eşlerinin ayaklarına basarlar)

    pistte balon, helva ve bilimum çocuksu malzemeyle koşan 4-10 yaş arası bir çok velet vardır. bunlardan çoğu düğün boyunca bir veya iki kere pataklanır, yaşça küçük olanları da mutlaka şaşal şişeye bir veya iki kez işetilirler.

    17-23 yaş arası gruba mensup taze delikanlılar, düğünün sonuna doğru panik halinde yamuldukları kızın babasına gidip "şuaip amca, elifle dans edebilir miyim?" tarzı bir izin cümlesiyle izin isteyerek dans eder ve pistteki çift sayısına katkıda bulunurlar. şuayip amca bu isteği genelde hiçbir şey söylemeden sert bir kafa hareketiyle onaylar. ama asla konuşmaz, zira muhattap olmaz, zira kendisi de o sırada içkilidir. ve konuşursa el kadar çocuğun önünde hanımdan fırça yiyecektir.

    düğün sırasında mutlaka, geline platonik hisler besleyen kişi tarafından şantözden "nikah masası" isimli şarkı istenir. lakin görümce ve eltilerin mütemadiyen işe yarayan politik manevralarıyla kriz başlamadan çözülür ve şantöz "arabım" şarkısını icra eder. bu sırada pistte oynayan grup içinde en çok eğlenenin de geline platonik hisler besleyen kişi(ler) olması da ironiktir.

    akrabalar arasında takı töreni sırasında mutlaka bir arbede çıkar. genellikle gelinin kız kardeşinin görevi olan takıları kese içinde tutma eylemi, kız kardeş yoksa aileler arası bir krize neden olabilir.

    düğün bittiğinde gelin ve damat (genellikle) boş sandalyelerin, atılmış kağıt ve konfetilerin, çitlenmiş ay çekirdeği kırıntılarının arasında 10 dakika oturup dinlenirler. gelin ayakkabısını çıkarıp ayaklarını ovuşturur. damat ise şimdiden omuzlarına binen hayat yükünü düşünerek uzaklara dalar.

    velhasıl eğlenceli ve hüzünlüdür ege düğünleri. hayatın kendisi gibi.
  2. sarı ampüllerin, kareli masa örtülerin serildiği tahta masaların ve altı beyaz kireç badanalı çam veya çınar ağaçlarına hoperlör asılmasının yaygın olduğu düğünlerdir. genelde yaz aylarında olduklarından, sivri sinek istilasından bunalıp da "oturmaya mı geldik nuriyeaanım, hadi hadi oh oh, ahey ahey" diyerek kendilerini piste atan teyzelerin çokça bulunduğu mahalle organizsasyonlarıdır. akşamın tatlı tatlı geceye döndüğü anlarda uzak mahallelerden gelen eğlenme sesinin rüzgar içinde dağılarak kulaklarınızı okşamasıyla, bir tatlı his her tarafınızı sarar. uzaklardan gelen türkü "yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar" ise anadolu toprağının bin yıllardır bu coğrafyada insanla yoğurulduğunun ne demek olduğunu size anlatır. sadece insan olduğunuza sevinir, başka hiç bir kimlik istemeden yaşamaya karşı inatla, sevgiyle ve hüzünle bilenirsiniz.
  3. ege düğünleri düğün sahibi için eziyettir,egenin her ilinde aynımı bilmiyorum ama muğla da böyle. çünkü gelenekler biraz ağırdır. düğünden 3 gün önce yemek verilmeye başlanır, keşkek, lokum pilav, dolma ve etli nohut olmazsa olmazıdır. kazanlarla yemekler yapılır evin hanımı yetişemeyeceğinden köyden ufak tekef paralara yardımcı olmak için aşçı ve bulaşıkçı da gelir. yemek yemeye ve kutlamaya gelenler tabak çanak gibi küçük hediyeler getirirler. davetiye alışkanlığı yoktur, zaten nikah düğünden bir gün önce aile arasında yapılır. davetiye olarak "okuntu" adı verilen kumaş, eşarp, havlu gibi hediyeler götürülür. düğün köyün uygun bir tarlasında ya da meydanında yapılır. renkli ampuller ip gibi dizilir alanın etrafına. ege türküleri ve yöresel şarkılarla keyifli geçer. kadınlarla erkekler genellikle aynı anda kalkmazlar oynamaya. erkeklerin oyunları daha ağırdır dizler yere vurulur. hanımlar biraz daha hareketli oyunlar oynarlar. sözlüsü ya da nişanlısı olan kızlar oynadığı zaman hemen nişanlısı kalkar ciddi bir tavırla çalgıcılara para atar. gelinle damat eve uğurlanırken yapılan eziyetleri saat ikide, üçde kapıyı çalıp gelin hanım bize bi sucuklu yumurta yapsın muhabbetini saymazsak, keyifli geçer memleketimin düğünleri.
  4. saçlarını dana yalamış gibi ıslatmış oğlan çocukları ,tabak, tabak pastaları götürürken kıyıda, köşede kalmış tekaütamcalar, pastadan ve limonatadan nasibini alamamışlığın ezikliği içinde düğünü izlerler ve bir şekilde düğün sahibine laf sokmayı başarırlar.
  5. genelde bir yerinde zeybek oynanan düğünlerdir. ege bölgesinin insanlarının sıcak kanlı olmasından mıdır bilinmez ama pek bir eğlenceli geçer. oynamaya kalkarsınız, tanımadığınız birisiyle bile kendinizi karşılıklı göbek atarken bulursunuz. samimidir. hele bir de ege bölgesinde köy düğünleri vardır. o zaman işte gerçek bir düğün yaşarsınız.