• videolar+2

  • görseller

    • efulim
    • efulim
    • efulim
    • efulim
  1. volkan konakın ilk albümünde seslendirdiği bir parça.ahanda sözleri;

    hey kız onyedili kız
    gozleri yıldız yıldız
    gel otur çakıllara
    seninle konuşacağız
    eger buban vermezse
    daglara kaçacağız
    yedi renk martı gibi
    göklere çıkacağız
    efulim...

    atmaca doğan olsam
    kapularına konsam
    gece uyurken yarim
    döşeğinde bulunsam
    gece geldim duydun mi
    guzelim uyudun mi
    bağırdım kapılara
    sesumi tanudin mi
    efulim...

    yer ucurdu daglari
    oy farozda farozda
    kaçamayan kızları
    kuruturlar çirozda
    ah sevdali uşak olsam
    belune kuşak olsam
    okşarken yanağuni
    gülden yumuşak olsam
    efulim...

    parmağum battı bala
    yala ufağum yala
    ben fırsat arayurum
    sen bubani oyala
    sen balık ben ağ olsam
    yüreğine yağ olsam
    her gun bir yer gezerdük
    çarığına bağ olsam
    efulim...
  2. volkan konak'ın en güzel albümünün en güzel şarkısıdır, o yıllarda ispanyol gitarla doğu karadeniz türküleri söyleyen volkan konak devrim yapmıştı, şimdilerde doğu karadeniz havası pek sezilmiyor her ne kadar güzel albümler yapsa da.

    'yel uçurur ağlari
    oy farozda farozda' sözlerinin yaşattığı duyguyu da trabzonludan başkası anlayamaz zaten.
  3. bir radyo programında denk geldim bu şarkıya birden ağzıma dolandı günlerdir nakarat kısmını söyleyip duruyorum bu kadar geç keşfettiğim için üzüldüm. hem müziği hem de sözleri ile sevilen şarkılar listesine girebilir. hele ki bazı sözleri insanı gerçekten düşündürür insan böyle sever mi diye. hele ki içten efulim (sevgilim) deyişi vardır ki neşelendirirken kıskandırır.
    sen balık ben ağ olsam
    yüreğine yağ olsam
    her gün bir yer gezerdük
    çarığına bağ olsam
  4. ilginç bir arkadaş,

    turhan selçuk için: "bir ülke düşünün ki, hem halkınızın değerleriyle keyfinizce dalga geçeceksiniz aşağılayacaksınız, hor göreceksiniz ve hemde (yazar dahi anlamındaki de'yi bitişik yazmış) size aydın ilerici denecek. olacak şey değil."

    benzer sitemlerini ahmet necdet sezer'e de iletmiş: "miraç gecesi düzenlediği oğlunun düğününde içki servisi yapacak kadar modern,
    ramazan ayında anıtkabirdeki törenlerde su içecek kadar halkının değerlerine yakın". buradan kendisinin turhan selçuk için de sarfettiği "halkın değerlerini aşşağılama" sıfatı için gerekli kıstaslarına da ulaşmış oluyoruz:

    madde ı: miraç gecesinde içki içmek
    madde ıı: ramazanda su içmek.

    başka bir ifadeyle yazarımıza göre, sahip olduğu zihniyet gibi yaşamazsan, bu en allahla senin arandaki mesele olsa bile, inanca hakarettir hatta ve hatta, toplumun değerlerini aşşağılamaktır. sanırım turan selçuk'un günahı da bu olmuş!

    oysa ki kendisi en sevdiği ayet'in şu olduğunu beyan etmiş: "cehennem için de insanlardan ve cinlerden pek çok kimse yarattık ki onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar, gözleri vardır onlarla görmezler ve kulakları vardır onlarla duymazlar. bunlar hayvanlar gibi hatta daha aşağıdırlar. işte bunlar gafillerdir." yani inanmayanların maymundan bile aşağılık olduğunu iddia eden araf suresinin 179. ayeti! ne hoşgörü, ne inanca saygı değil mi? en yücesinden, fethullah gülen'in göz yaşları gibi masum ve pirupak olan hoşgörüden bu. 100 metreden tanırım.

    kendisinin hoyratça kullandığı "inanca haraket"in aslında kabak gibi "mahalle baskısı" diye tabir edilen şeyin makro boyutlara yansıtılması olduğunu belirterek girimi noktalıyorum.

    ya da noktalamayayım bir ilave daha yapayım:

    abdullah gül için türkiye'nin ilk mason olmayan cumhurbaşkanı yorumunu aktarmış sözlüğümüze... sağolsun varolsun da "rektör atamalarında ve başsavcı seçimlerinde en çok oyu alan aday yerinde 2. hatta 3. adayı seçecek kadar demokrat biridir." demiş yine sezer için. nedense sezer'e yönelttiği eleştirilerin aynısını sıralayarak iktidarını pekiştiren sevgili dik duran, sessiz devrim yapan (kendi ifadeleriyle) hükümeti cumhurbaşkanının yetkilerini hiçbir biçimde kısıtlamadığı gibi, yargı reformu örneğinde de görülmek üzere genişletiyor. bir diğer nokta da sezer'den rektör atamaları nedeniyle şikayetçi olurken bin beterini yapan gül'e arka çıkıyor. sanırım ya hiç gazete okumuyor ya da sözlükte bir kişinin bile gazete okuduğunu düşünmüyor.

    oluyor arada.
  5. uzun yaşayıp dost sahibi olamamakdan daha büyük bir mahrumiyet varsa oda düşman sahibi olamamak. bu karakter eksikliğini gösterir.
  6. ben kendisinin bizzat tayyeap olduğundan şüpheleniyorum, diğer türlü bir insanın bu kadar k.ç yalayıcı olmasına pek ihtimal vermiyorum. kendisi aynı zamanda zaman gazetesinin itü sözlük temsilciliğini de yürütüyor anladığım kadarıyla, tarihi gerçekler adı altında girdiği girilere zaman dışında başka kaynak bulmak zor. son olarak güncel konulara gelecek olursak, seyrantepe'yi recep'in kendi parasıyla yaptırdığını sanıyor, safım benim. ha böyle sırnaşa sırnaşa bir kadroya girerim gibi bir düşüncesi de olabilir, neticede ülkemizde asırlardır atanmayı bekleyen binlerce öğretmen var. devir de bunların devri, onlara yaranmıcan da bana mı yaranacan. devranın dönmesi, gençlerimizin daha aydın , ilerici ve bilinçli yetişmeleri dileğiyle..