günümüzde dahi kanalizasyon sistemleri çalışır durumda olan, içerisinde odeon, hamamlar, antik tiyatro, kütüphane, agoralar, hastane, okullar, genelev bulunan selçuk yakınlarındaki bir antik şehrimiz. tarihin o devrinde insanların nasıl bu tip bir yaşam düzeyini yakaladığını ve günümüzde halen yapamadığımız şeyleri görmemiz açısından önemli bir ders kaynağı.
izmirdeki okulların her sene gezi düzenlediği antik kent.yapılar oldukça uzaktan bile görülebilmektedir.etkileyicidir.yaz sıcağında pişerek gezmek daha bir keyiflidir.
heraklit'in memleketi, dünya'nın en iyi korunmuş greco-romen şehri(pompeii'den de iyi korunmuştur) yirmi milyon liraların üzerinde celcius kütüphanesi ve hadrian tapınağının resmi yer almaktadır. 100 yıldır süren kazı çalışmalarında şehrin sadece yüzde beşten azı açığa çıkarılmıştır, yüzde yüzü açığa çıksa neyle karşılaşırdık bide onu düşünmek lazım. birde dünyanın yedi harikasından artemis tapınağının da(geriye kalan sadece bir sütünumsu) burada olduğunu belirtmek lazım
dünyanın yedi harikasından birisi olan artemis tapınağının içinde olduğu izmirin güzel ilçesi selçukta bulunan bir zamanlar asyanın başkenti olarak kabul edilen antik kent
hac turizmine yeterince önem verilmediğinden ötürü potansiyeli ölçüsünde döviz girdisi sağlayamayan selçuk'taki görkem. meryem ana'nın biraz daha afedersiniz popülerleştirilmesi ile milyonlarca hıristiyanı türkiye'ye çekmek işten bile değil. yalnızca biraz daha reklam.
girişte sizi hayal kırıklığına uğratan, ilerledikçe kendine hayran bıraktıran ülkem sınırları içerisinde bir güzel antik şehir. giriste sadece bir kaç taş yığınından ibaretmiş gibi gelir, naptım yaaa tüm günümü mahvettim diye hafıylanırsınız ama ilerledikçe inceden inceye bir hayranlık duyarsınız, ilerledikçe büyü artar ben burdan çıkmak istemiyorum dersiniz. siz ilerledikçe “celsus kitaplığı” tüm ihtişamıyla sizi selamlıyor, yunan mitolojisinde yer alan zafer tanrıçası “victoria” sizi elbisesinde ki nike amblemi ile selamlıyor, antik tiyatrosunda yüzyıllar oncesine dönüyorsunuz, genelevi gösteren yol haritasına hayran kalıyorsunuz, bir sol ayak, bir kadın, kırık bir kalp, bozuk para tüm bunlar geneleve giden yolu gösteriyor, olayda ki mantığa hayran kalırsınız, peki ya tuvalet sistemi, alttan devir daim şeklinde akan su, oturaklar günümüz oturaklarının atası (çok benziyor), ortada ki havuz ve motordan çıkan seslerin duyulmasını engellemek için ördekler… o aşık olduğunuz tarihi ile ünlü roma halt etmiş bu güzel şehrin yanında diyerek kendinize kızıyorsunuz, neden daha önce gelmediğinize hayıflanıp duruyorsunuz…en kısa zamanda tekrar ziyaret edip rehber olmadan sindire sindire gezmek farz…
yaz sıcaklarında kesinlikle gidilmemesi gereken yer.su içmekten ve terinizi silmekten etrafa bakamıyorsunuz zira.ama o taşların zerafetine hayran kalmamak da ne koşulda olunursa olunsun imkansız gibi.
laikçi, agnostik, sapkın kesimin içeceği olan bu zıkkım markası yeni bi' kampanya yapmış.
"benim için efes..." şeklinde başlayan slogandan anlaşılacağı üzre, yuva yıkan, ocak söndüren bu haram ürünün sizin için ne anlam ifade ettiğini yazıyorsunuz.
gireyim, ne yazmışlar bi' göz atayım, dedim. demez olaydım. leş leş! sanırsın ki, bu münafıkları efes doğurup büyütmüş. karınlarını efes doyurmuş.
neyse, fazla yorum katmadan bi' örnek vereyim de, anlayın ne demek istediğimi.
işte o ibretlik yazılardan biri:
öncelikle enfes; genel olarak alkol-sever bir bünyem vardır ama hani şarabı kırmızısından ister canım, rakıyı muhabbet faslından masasından falan filan. hani tadı değil de tattan kalanıdır canımın istediği; ama efeste sevdiğim bir yemeği canım çekişi gibi canım bira istiyor, ister evde ister sahilde ister barda meyhanede, önemli olan öncelikle tadı efeste. nefes kimi zaman; en yorgun anımda uyumam için derince içime çekmem gereken, en enerjik zamanlarımda daha kıpır kıpır olabilmek için derince çekmem gereken, en sıkkın zamanlarımda oksijenin dünyasallığına inat sermestliğin evrenine dalabilmem için içine girmem gereken atmosferden, en mutlu zamanlarımda iyice havalanmak için sözde içerek özde bulut misali üzerine binerek kanatlandığım. ses kimi zaman; binbir çığlığa haykırışa volum katan... kısaca efes işte; böyle dil dökmek çok eksik, içeceksin hissedeceksin sadece.