2005 yılında gösterime girmesi planlanan "motherless brooklyn" adlı filmi heyecan ve merakla beklememe sebep olan insan, zira kendisi filmin hem yapımcısı, hem yönetmeni hem de başrol oyuncusu olacaktır. üstelik senaryoyu bir romandan uyarlayan da yine odur...
'primal fear'daki oyunculuğuyla gönlümüzü kazanmış, 'american history x', 'fight club' ve 'the score'daki oyunuyla artık herkesin tanıyıp beğendiği yale mezunu aktör
american history x teki muhteşem performansı, (kız kardeşini hırpalama sahnesi, kız arkadaşının gıcıklığı gibi nedenlerden dolayı) bende uyandırdığı nefreti , oldukça iyi kurgulanan diyalogları ile kafama oturan, fight club için 30 kilo vermeyi kabul eden, en az brad pitt kadar iyi olan oyunculuğuyla dikkat çeken, aklımda bob'a sarılması,tuvalette oturarak mobilya ve yeni eşyalar seçmesi (ki bu sahne hayatımı zaman zaman sorgulamama neden olmuştur;tüketim), binbir türlü terapilere gitmesi gibi sahnelerle yer eden, red dragon,italian job ve 25th hour'da da izlemiş oduğum kişi.
fight club'da brad pitt'in kusursuz vücudu ve takdire şayan oyunculuğu nedeniyle gölgede kalmış, ama film boyunca brad pitt'den çok daha iyi bir oyunculuk sergileyen yale mezunu şahıs.
fightclub'da tyler olayları yaparken, bir kenardan hayranlık dolu bakışlarla tyler'ı ve dövüşü izler.. işte o hayranlık dolu bakışı pek çok hollywood aktörü yapmakta zorlanır.. ağzında bir gülümseme olmamasına rağmen, gözleri kahkaha atmaktadır..
bu yüzden edward norton'ın yeri başkadır..
fight clubda tyler durden'la birlikte rockefeller binasını yıkma, yıkıntıları içinde geyik avlama hayalleri kurarken, fridada genç iş adamı rockefeller'ı oynamıştır kendileri. ayrıcana (bkz: hastasıyız)
sadece ses tonu yüzünden bile oynadığı filmlerin izlenebileceği, kral olma yolunda merdivenleri tırmanan aktör.ayrıca keşke italian jobda oynamasaydı dediğim şahıs...
(bkz: o kadar kusur kadı kızında da olur)
hollywoodun iğrenç yollarından geçerken herkes gibi çok komik yerlerde oynayıp amaçladığı noktaya geldiğinde de para için bu noktayı terk etmeyen, seçici ve başarılı aktör. artık bir filmde ismi geçiyorsa, norton farkı diyerek hiç tereddütsüz izliyorum.
american historyxte ve fight clubta olağanın üstündeydi. birbirine bu kadar zıt iki karakter aynı vücutta, aynı ayrı karizmayla büyülenmeme sebebep olmuştu. oyunculuğun hakkını veriyor gerçeekten. ancak 25th hourda garip bir americen propagandası olması ve bunu nortonun yapıyor olması başta rahatsız olmama neden olsa da sonrasında filmin mantığıyla olaya bakıp, nortonun nasıl rollere girdiğini düşünerek, sanatına siyaseti sokmadığı için ayrıca kendisini sevmeme vesile olmuştur. (bkz: onun da çok götündeydi)ya neyse. fight clubın filme çekilmesini teklif eden isimlerden biri de nortondır. tuyler rolü için brad pitti teklif eden de. edward norton, muhteşemdir. sözü uzatmaya gerek yok.
hakkında kırk ve daha fazla kere söylendiği için iyi oyuncu zannedilen balon, hatta yer aldığı projede oyuncu yoksa oyuncu geçinen, ama kazara iyi bir oyuncuyla aynı işte yer aldığında pespayeliği, zavallılığı (oyuncu anlamında diyorum, kendisini tanımam etmem) ortaya çıkan modern zamanlar balonu.
kazara iyi bir hikayenin ikinci yahut öteki, olmadı çirkin adamı olarak yer aldığı bir filmden sonra, "ulen herkes brad pitt'e teşne, ben edward'ı öne çıkarayım ki ayrıksı biri olduğum anlaşılsın" diyen yeniyetme, avand garde ve pop arde sinema izleyicisinin, kişiliksiz, yetersiz, disiplinsiz (öğretisiz manasında), alt yapısız, felsefesiz bütün sanat nesnelerini olduğu gibi bunu da şişirmeleri sonucu uçuşmaya başladı la semalarında.
kariyerini örerken olduğu gibi zirvedeyken de dandik işlere imza attı nitekim. inanmayan, bırakın geçmişi yeniden versiyon eylemeyi, şimdiki zaman filmlerinden arak italian job'ı izleyebilir mesela. izleyip de bu balonun hala iyi bir oyuncu olduğunu söylüyorsa konuşmayalım zaten.
gerçek bir oyuncuyla karşılaştırmasını yapmak için "red dragon"u izleyin derim. bakın bakalım orada sir'ün karşısında eli ayağı birbirine nasıl dolaşmış; hop deyince ayaklanmış, kins deyince yerine oturmuş.
american history x filmindeki karizma ve yakışıklılığını bir daha hiçbir filminde göremediğim, hele o saçları yandan yandan öne doğru taradığında bir nevi inek görüntüsü çizen kabiliyetli aktör.
yale mezunu, mükemmel japonca konuşabilen, sigara içmekten nefret eden, çok keskin bakan, salma hayek le nişanlanıp dumur eden, brad pitt’ten sonra en iyi aktör dediğim, ilah.