kıta avrupasının en ünlü, en hüzünlü ve en guzel sesiydi. kıta avrupasının "kaldırım serçesi"ydi o. non je ne regrette rien sarkisi ise baska bir guzeldir her zaman...
faransız cazcı. trt de yıllar önce piaf ın hayatını konu alan gülriz sururi nin baş rolünü oynadığı kaldırım serçesi adlı dört bölümlük bir dizi de çekilmiş ve çok beğenilmişti.
zeki müren e sormuşlar yabancı şarkıcılardan kimi seversiniz diye hiç düşünmeden edith piaf demiş..neden diye tekrar sorduklarında ise oda çok çekmiş diye cevaplamış..sözün özü hem edith piafı hem de zeki müreni seviniz..
küçüklüğümde hatırlamadığım filmlerde duyduğum en enterasan ses. aklım başıma gelince izlediğim filmdeki sesini duyunca filmin tüm müzikleri indrilir. ve o büyülü sesin sahibinin adının edith piaf olduğu anlaşılır. artık edith piaf dumanın şarabın arasından seslenir karanlık oda da kederliyken, mutluyken.
fransız bayan şarkıcı. mükemmel bir sesi vardır. ben ilk dinlediğim zaman "vay be böyle bir ses varmış dünyada" diye hayallere dalmıştım. ikinci dünya savaşında kaldırımda şarkı söylerken sesini duyan askerlerin bir an savaşı bırakmasına sebep olmuştur. bu olaydan sonra da ünlü olmuştur.
derler ki edith piaf ın 3 kocası olmuş 3 de esrarcengiz bi şekilde can vermiş.. sesi pek güzel ama bunu duyunca bi irkildim..insan psikolojisi pek bi garpi..hani fizii güzel bi hatuna bazaı hareketleri yakışıtıramazsınya bende o sese yakıştıramadım..ananem derki günaa başının tacı olsun...
kapalı bir hafta sonunda dinleyince,yağmur yüzünden dışarı çıkamayıp evde kaldığınız,trtde ne çıkarsa seyretmek zorunda kaldığınız çocukluk günlerinize götüren sestir.
tarihle özdeşleşmiş , efsane olmuş fransız sanatçıdır.yaşadıklarını şarkılarada anlatan bir sestir.paris'te bir apartman dairesinde müzesi vardır. müze denilsede randevu alınıp gidilmektedir.tüm eserleri ,eşyaları ve özellikle porselen koleksiyonu ziyaretçilere gösterilmektedir.canlı bir performansı için
http://www.youtube.com/... non je ne regrette rien
(bkz: http://www.edithpiaf.com/)
canım dedemin cok sevdiği, plaklarını dinlemem için hep uğraştığı ve ilerleyen yıllarda da plaklarını kasetlere kaydetmem için çeşitli çözümler aradığı güzel sesli sanatçı.
çok fazla kişinin tanımadığı oysa; o veya bu şekilde herkesin en az bir kez duymuş olacağı güzel sesli fransız şarkıcıdır. şarkılarında varolan savaşın etkileri gözükmektedir ki l'homme a la motobuna en güzel örnektir. kaldı ki diğer tüm şarkılarıda özlem, hasret, sevgi vs. duyguları içinde barındırır ki sous le ciel de pariste buna verilebilecek örneklerden biridir.
34 numara ayakkabilari ve minik siyah elbisesi müzesinde ziyaretcilere takdim edilir. bu kadar kucuk bir kadindan bu denli guclu bir ses her zaman beklenemez. mamafih cok sevilir ve saygi duyulur tarafimdan.
1915´in soğuk, karlarla kaplı aralık ayında pariste başlayan, ve 1963 ekim´inde, cannes´da biten bir hayat...
aslında bu iki tarih arasına sığdıramazsınız hayatını... o, sanki sonsuza dek yaşayacak gibi...en azından şahsi görüşüm bu.
"non, je ne regrette rien!" derken, herkese haykırıyor hiçbir şeyden pişman olmadığını... acı hayatı, sesine de yansımış ister istemez. o, bir savaş günü kaldırımda, harabelerin arasinda şarki söylerken, sesinin ulaşamadığı yerlere ününü ulastirabilmiş bir kadın, bir abide, bir deha...
lakabı ise " le petit piaf(minik serce) ki, kısacık boyuyla, bu isim ona yakışmıyor da değil hani
youtube'daki röportajını izlerken anlam veremediğim muhteşem sesli ve tavırlı kadın. röportaj fransızca üzerine almanca ceviri sesi ile olunca ve ben iki dile de hakim olamayınca sonuç kaçınılmaz oluyo haliyle
sevgilisi onun öldüğü gün intihar etmiştir. ne bir la vie en rose, ne bir non je ne regret, ne je quitte pas fayda eder bu durumda. bütün o iç titreten edith piaf şarkılarını sönük bırakandır bu. esas şarkı budur.