çok derli toplu bir şehirdir. sıralanmış tepeler * ve uçsuz bucaksız bir düzlükten oluşur. bu tepelerin en yükseğine kale yapmışlarıdr ve burdaki manzara enfestir. yılın her vaktinde yağmur yağma ihtimali olan soğuk bir şehir olsa da edinburg'lu gençlerin kanı kaynar. pubları pek keyiflidir. gece bir saatten sonra sokaklar fahişelere, torbacılara ve alkoliklere kalır.
prince street en önemli caddesidir. bu cadde * 6 şerit karayolu 2 şerit demiryoluyla oluşturulmuştur. anlaşılacağı üzere karşıdan karşıya geçerken yorulursunuz. cadde lüks mağazalarla doludur. iskoçyanın en zenginleri ile en yoksulları bu şehirde yaşar.
ayrıca adı edinbrou , edınböri ve edınbıru gibi farklı şekillerde telaffuz edilir.
herhangi bir hazırlık sınıfında "enterprise" adlı ingilizce kitabını okuyanların öğrendikleri ilk cümlenin içinde geçen iskoçya başkenti.zira ilk cümle "i'm from edinburgh,scotland"dır.
r.l.stevenson'un memleketi ve esin kaynağıdır. yüksek ve birbiri arasına girişmiş, birbirine destek olan taştan yapılarıyla, melankolik atmosferiyle ilham perilerini bünyesinde barındırmayı hak etmiş şehirdir.
en büyük caddesi princess street'dir ve meşhur edinburgh kalesi'nin hemen önündedir. kale yüksek bir mevziye konumlanmış olup, ortaçağda yaşayan herkesi etkilemiş, fethedilmesi aşılması zor bir kale göründüğü muhtemeldir. sanat, edebiyat ve kültür alanlarında diğer iskoç şehirlere göre daha önde olup, başkent olmasına rağmen finans alanındaki öncülüğü glasgow'a kaptırmıştır. iskoçya'nın kalabalık şehirlerde yaşamayı sevenler için muhtemelen en rahat yaşayacakları bir şehir olan edinburgh, sosyal aktiviteleri açısından da oldukça zengindir.
ışıklandırma ve ihtişamlı yapılardan dolayı şapellerinin tepelerinde sanki hayaletler dolaşıyormuş hissi veren gece ve gündüz ayrı güzelliklere sahip olan destansı şehir.
medieval 2 total war oyununda insanın en alası geldiği şehirdir. tamam alınması çok da mantıklıdır, savunması kolaydır, sonradan açılacak amerika kıtası'na rahat ulaşılır, iyi para getirir ama insanın mantık dışında da alası gelir bu şehri, saçma sapan bir duygusal bağ, takıntı işte.