skinner denen adamın kuramıdır.
genellikle hep yanlış bilinir, klasik(tepkisel) koşullanmayla karıştırılır.
organizmanın edimsel bir davranış sergileyerek uygun davranışı bulması sonucunda, ortaya çıkan ve uygun davranışın pekiştirilmesiyle oluşan öğrenme türüne
edimsel koşullanmadenir.
pavlovun köpeği gibi
skinnerinde faresi vardır. deney yapmıştır.
fareyi bir kutuya koyar, kutuya bir peynir borusu uzatır, borunun üstünde ise bir kol vardır. fareyi kutuya aç koyar. fare yemek bulmak için manyak gibi dolaşır kutuda, en sonunda yanlışlıkla peynir borusunun üstündeki kola çarpar ve peynir dökülür. bundan sonraki aşamalarda peynir koluna gidip peynir alır. asıl deney burdan sonra başlar. skinner kutuya ışık yerleştirir. fare açtır ışık yandığı sürece gdip kola basar peynir yer. ışık kapatılır, fare hala kola basar yemek yemek için. fakat artık koldan peynir gelmez. koldan peynir sadece ışık yandığı sürece gelir. bu durumda artık fare öğrenir. ışık kapalıyken gidip kenara oturur, ışık açılınca hemen peynir koluna gider ve peynir alır. ışık yandığı an peynire gitmesi edimsel koşullanmadır. tepki_uyarıcı sıralamasında gelişir.
süreçleri vardır;
1-
kademeli yaklaşım: 2 ye ayrılır.
-
biçimlendirme-şekillendirme: örn; çocuğunun iki saat ders çalışmasını isteyen bir anne, ilk derse başladığında 15 dk olduğunda çikolata vermiş, sonra her 15 dk olduğunda bunu tekrarlamıştır. nihayet çocuk 2 saat ders çalışmıştır.
-
zincirleme: otomobil kullanmayı öğrenmek gibi; aşama aşamadır. önce pedallar, direksiyon vs gibi.
2-
ayırt edici edim:
akpnin seçimlerden önce oy verilmesi için
kömür dağıtması olayında; pekiştireç olan kömürdür. eğer biz oy vermessek ortamdan pekiştireç çekilir. başka bir örnekte incelersek, çocuk babaanne varken şımarık, anne varken şımarık değil. duruma göre de diyebiliriz. (ulan bizi bir
pavlovun köpeği, bir
skinnerin faresi yapıyorlar ya daha ne diyeyim. neyse.)
3-
kaçma-kaçınma: örn; kapalı havada şemsiyeyle dışarı çıkarız(kaçınma), yağmurun yağdığını görüp, şemsiyemizi yanımza alırız(kaçma).
4-
koşullu anlaşma: premak ilkesiyle çok karıştırılır, aman dikkat! örn; öğretmen öğrencilere; ödevini bitiren dışarı çıkabilir diyebilir, öğrenci bun koşullanmayı kendi kendinede yapabilir.
5-
premack ilkesi: büyükanne kuralı diye de geçer. örneğin; anne der ki bilgisayarınla oynayacaksan, ödevini bitirmelisin! der. bu premacktır.
* şimdi diceksiniz ki; koşullu anlaşmayla premack ilkesi aynı. hayır aynı değil; açıklıyorum hemen.
farkları şunlardır;
* premackta bir pekiştirme hiyerarşisi söz konusudur. yemek yemek de arkasından süt içmekte istenen davranıştır. ama önce yemek yenmelidir, sonra süt içilmelidir. fakat koşullu anlaşma böyle değildir. koşullu anlaşma mutlak başkası tarafından yapılmayabilir. örneğin; meb öğretmen atamalarında kpss sınavını şart koşar. aday arzusu olmadığı halde bu sınava hazırlanır. fakat çocuk muhallebiyi hemen yemek ister, anne ise önce yemeğini bitirdikten sonra yiyebilirsin der. bu premacktır. genelde karıştırılır. aman diyim.
6-
içsel koşullanma: kişinin kızgınlığının nedenini bilip, sinirlerini kalp atışlarını kontrol etmesi. hatta
memolide sinirlenince 10 a kadar sayıyordu ya. o işte içsel koşullanma.
7-
batıl davranış: bildiğimiz batıl inançtır. arkadaşının kalemini sınava girerken ödünç alan kızın, o kalemin uğuruna inanması ve bütün sınavlara o kalemle girmesi.
* yalnız buraya dikkat; batıl inancın özelliği, inanılan şeyin özelliği devam etmese, pekiştirilmese dahi davranış devam eder.
(bkz:
sözlükte ders çalışmak)