antik dünya erkekleri için heteroseksüellikten daha normal olan bir durummuş. şöyle ki antik yunan'da kadınlar erkeklerin peşinden koşup onlara evlenme teklif ederlermiş çünkü erkekler genellikle hemcinsleriyle birlikte olmayı tercih ederlemiş öncelikle.
bir süre önce okuduğum bir gazete haberine göre genetik etmenlerden kaynaklanmıyormuş eşcinsellik.
fakat yine de bir tercihin ötesinde çevresel faktörlerin, özellikle de bireyin yetişme döneminde yaşadığı psikolojik durumların bir sonucu olduğuna inanıyorum.
amerika birleşik devletleri'nde çok sık görülen ve çok doğal karşılaşılan olay. ters bakmayı geçin "napiyo la bunlar" gibi bakışınızda bile siz suçlu olursunuz. üstelik amerika ve bazı batı avrupa ülkelerinde bir gelişmişlik kıstasıdir eşcinsellik. "aaa türkiye'de eşcinsellik hoş karşılanmıyormuş ama" der elin adami, kendisi eşcinsel olmasa bile. "sana ne, hoş karşılansa koştura koştura türkiye'ye mi gidicen, dallama?" da diyemezsiniz böyle adamlara.
biyolojik bir açıklaması varmış: efendim bizim beynimizin bir kısmı varmış, adıni bilmiyorum, mesela gelirsemkal olsun adı. erkeklerdeki gelirsemkal'ın boyutu kadınlarınkinin iki katıyken, eşcinsel erkeklerde bu kısım kadınlarınki kadarmış, bilemiyecem.
bence bir sebebi de özgürlük hissiyle ilgili. mesela nasıl bizde özgür veya asi olmanın bir göstergesi sigara içmek ise (özellikle de 16 yaşındakiler için), bazı kişiler için de eşcinsellik böyle olabilir, çünkü artık sigara filan zaten herkesin ağzında, yeni birşey lazım. bilemiycem.
bundan bir buçuk sene önce itü kadın araştırmaları kulübü'nün yaptığı bir anketteki eşcinselikle ilgili soruya itü öğrencilerinin %90'ı "eşcinsellik bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekir" şıkkını işaretlemiştir.
doğru ya da yanlış olarak değerlendirilemeyecek, doğuştan olduğu gibi sonradan da hemcinse eğilimin görülebilceği bir durumdur. herkesin kendi hayatıdır. cinsel hayatını da hangi cinsle paylaşacağına sadece kendisi karar verebilir. insan hakları boyutunda özel hayatın mahremiyetine saygı gösterilmelidir. bu konuda yanlış olan ise görsel basının yansıtması ile gençler için özendirici bir durum almasıdır.
çürüyen toplumlarla, değişen ahlak anlayışı ile alakası olmayan olay. eşcinsellik sadece günümüzde ortaya çıkmış bir olay değildir, antik yunan'dan beri eşcinsel eğilimlerin varlığından bahsedilir. (bkz: sappho)hatta kutsal kitaplar da bile eşcinsellikten bahsedilir. (bkz: sodom)yapılan araştırmalara göre bir eşcinsellik geninin bulunmadığı doğrudur. ama o karaktere ait bir gen olmaması, o karakterin genetik farklılıklardan kaynaklanmadığını göstermez. aynı gen farklı insanlarda çeşitli koşulların değişmesi ile farklı etkilere yol açabilir. yapılan ikiz araştırmalarına göre 45 tek yumurta ikizi ve 45 çift yumurta ikizi denek olarak seçilmiş. kendisini eşcinsel olarak tanımlayan bir tek yumurta ikizinin diğer ikizinin de kendisini eşcinsel olarak gördüğü %100 oranıyla kanıtlanmıştır. daha sonra yapılan araştırmalarda tek yumurta ikizlerinin çok büyük bir çoğunluğunun aynı cinsel eğilimlere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. bazı uzmanlara göre hamilelikte salınan stress hormonları eşcinsellik üzerine etkili olmaktadır. ayrıca eşcinsellerin hormon tabloları incelendiğinde heteroseksüel insanlardan daha farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır.
eşcinsellik sadece insanda görülen bir olay değildir. kuğularda, şempanzelerde, pandalarda ve dha bir çok hayvanda görülme oranı çok yüksektir. ister bir davranış biçimi olsun, ister genetik kaynaklı olsun, ister bir hastalık olsun, insanları bu gibi sebepler yüzünden eleştiremezsiniz. eşcinsel değilim, hatta eşcinsel bir tanıdığım bile yok, ama insan doğası bu kadar karmaşıkken, pek çok davranışın neden yapıldığı bilinmezken, insanları sadece farklı eğilimleri yüzünden eleştirmek, onları küçük görmek, hakaret etmek bana çok ters geliyor.
eşcinsellik, kişilerin hemcinsleriyle birlikte olması anlamına gelmektedir.eşcinsellik bütün kültürlerde vardır fakat yinede eşcinsel bir kişi kendi cinsel tercihleri ile toplumun genelinden farklıdır.michel foucault 18.y.y öcesinde kavramı belli belirsiz ortaya koymuştur.kavram tam olarak alfred kinsey'in araştırmasının basılmasından sonra bilinir duruma gelmiştir.
kadın eşcinselliğini anlatmak için lezbiyen,erkek eşcinselliğini anlatmak için gay tabiri kullanılır.eşcinseller toplumun genelinden oldukça faklı bir portre çizmektedirler bu durum toplum tarafından dışlamalarıana ve dolayısıyla kendi içinde örgütlenmelerine sebep olmaktadır.fakat kamusal bir kimlik olarak eşcinsellik öne çıktığında sorundur çünkü amaçtan sapma ve araç haline getirerek tabaka yükseltme aracı haline getirilebilir.aslında onlar özgürlük istiyorlar mesruiyetlerini istiyorlar ama halk bundan korkuyor temelde iki nedenle ilki din ikincisi hastalık örneğin ünlü sosyolog michel faucault gaydı,aidsten öldü.ayrıca halkın bu konuda ki sancısı ifade biçimine bile yansımış durumdadır zira eşcinsel,gay ya da lezbiyenden çok halk arasında "ibne" "top" gibi tabirler kullanılır.
freud'un psikoseksüel kuramına göre; insanların cinsiyet ile ilgili sorunları 3-7 yas arası fallik dönem de ortaya çıkmaktadır. herseyde olduğu gibi tabi ki bunda da genetik yatkınlık yani hormanal yatkınlık olduğu inkar edilemez ama asıl etken fallik dönemde çocuğun ebeveynler tarafından aldığı eğitim ile ilintilidir. fallik dönemini sorunlu bir sekilde geçirmiş olan bireylerde ileride kesinlikle cinsel bir sorun ortaya çıkar. bu kimi zaman (ve çoğunlukla) ensestlikle ilgili sorunlardır, kimi zaman karsı cinsle sağlıklı ve hatta hiç ilişki kuramama, kimi zaman ise escinsellikle ilgili sorunlardır. escinsellik bir sorundur. kesinlikle normal birşey olarak karşılanamaz. fakat bunun sorumluluğu bireyden çok anne-babadadır. fakat bunun bir sorun olması demek escinselleri asağılamak demek değildir, onları hor görmek hele hele onlara karsı fiziksel saldırıda bulunmak insanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bir davranıştır. çözüm yolu, insanların bu sorunlarını gidermeye calışmak, daha da önemlisi anne-baba eğitimine önem vererek bu sorunların hiç olmamasını sağlamaktır.
tabi ki genetik veya hormonal olarak problemi olan insanlar da olabilir. o apayrı bir mevzu......
meşru gösterilmesi ya da sapkınlık olarak değerlendirilmesi ne kadar saçmadır aslında.meşruluğu ya da sapkınlığı(!) bir yana, nihayetinde kimseye zararı olmayan bir varoluştur.ve bu varoluşu yaşamak isteyen insanlar dışında kimseyi de ırgalamamalıdır.kimilerince ahlaki çöküşün bir göstergesiymiş gibi çığırtkanlığa vurulması ise nasıl bir haddini aşmadır öyle.hangi eşcinsel bir heteroseksüeli ilişki kurmaya zorlamıştır ,ya da olası-olmuş- bir zorlama , erkeğin kadına tecavüz etme vakalarının fazlalığı yanında nedir ki!ya da bir eşcinselin bir insanı öldürme olasılığı bir heteroseksüelin insan öldürme olasılığından fazla mıdır!her gün hepimiz- kadın ya da erkek- zaten kapitalizmin tecavüzcüleri tarafından defalarca düzülmüyor muyuz!esas "ibne,oğlancı,orospu,sübyancı,tecavüzcü,katil,ölü sevici..." bu pis iktidarın kendisi ve onun göz kamaştırıcı(!) sanat eseri değil de nedir!
andre gide'nin sapık sevgi isimli kitabında iki kişinin diyaloğu ile uzun uzun savunulmuş kavramdır. bu kavrama karşı katı ve ön yargılı bakışını biraz kenara koymak isteyenler kitabı incelemek isteyebilirler.
"[...] köylerde bile (ya da özellikle köylerde) kendi cinsine dönüklük oldukça ender görülen ve iyi karşılanmayan bir şeydir. evet, bir gün önce söylediğiniz gibi: töre ve yasalarımızda her şey bir cinsi öbürüne doğru iter. daha arzu duymaya başlamadan önce küçücük bir çocuğu, tüm zevklerin kadınla tadıldığına, onun dışında zevk olmadığına inandırmak için, gizli olsun, açık olsun, amma da entrika çevriliyor. erkeğin sistemli olarak silinmesi, çirkinleştirilmesi, gülünçleştirilmesine karşılık 'güzel cins'in çekicilikleri konusunda saçmalığa kaçan nice abartmalar yapılıyor. ama bir takım sanatçı topluluklar en fazla hayranlık duyulduğu, en yiğit çağlarda bu tutuma karşı koyacaklardır."
genel olarak 3 tip eşcinsellik vardır. biri psikolojik, biri tamamen özenti, diğeri ise hormonal bozukluktan kaynaklanan cinsidir. çevremde karşılaştığım bir kaç olaya istinaden diyebilirim ki, doğuştan kadınlık hormonu fazla salgılandığı için kendisini erkekten çok kadın gibi hisseden, verilen sayısız hormon ilacının bütün organlarını bozduğu, ne yapılırsa yapılsın hormonal dengesinin yerine getirilebilmediği için, doğuştan kendi isteği dışında eşcinsel olan insanlar vardır. hormonal dengesizlik nedeniyle ve istemediği halde, intiharın eşiğine defalarca gelmiş olan çaresiz insanlar da bulunmaktadır.bunları da allah bu şekilde yaratmadı mı? bu nedenle at gözlüğüyle bakılmaması gereken bir konudur. bunu şöyle düşünmek gerekir ki, hormonal durumlarda bu konu içgüdüseldir. yani nasıl susadığınızda vücudunuz su istiyor ve su içiyorsanız; bu tip eşcinsellerde de durum böyledir, sorgusuz-düşünmeden-kendiliğinden bu insanlar kendi cinslerini arzulamaktadırlar. kuran'ın eşcinselliği lanetlediği doğrudur ama bu kutsal kitap aynı zamanda bizlere "kullanılması amacıyla" akıl verdiğinden de söz etmektedir. dolayısıyla, doğuştan gelen, psikolojik sebeplerle bu yola sürüklenen ve sadece değişiklik olsun diye bunu yapanlar arasındaki farkı görmek gerekir.insanların neden bu yola sürüklendiklerini incelemek gerekir. namus kavramıyla ailesini doğrayan bir adam ile, kadınlar yerine erkekleri tercih eden adamlar, acaba hangi ortak psikolojik rahatsızlıkları paylaşmaktadır? birine namus kılıfı rahatlıkla uydurulabilirken, diğerine neden herhangi bir kılıf aranmaz? islamiyette, bir insanı öldürenin diğer bütün insanları öldürmüş gibi olacağı yazmıyor mu? yani biri namus nedeniyle mübah mı? psikolojik nedenler de küçümsenmemelidir. nihayetinde her ne nedenle oluşmuş olursa olsun; her koyun kendi bacağından asılır. kimsenin inancı kimseyi bağlamaz; eleştirme hakkı vermez.
ki; mahallesindeki eşcinselleri döverek mahalleden atan milletimiz, aynı akşam televizyonda ailece zeki müren'i ekranlarından evlerine konuk etmektedir. (zeki müren'i eleştirmiyorum, yanlış anlaşılmasın). bunca ikiyüzlülüğü esefle kınıyorum.
aynı amcalarımız, yine mahallesindeki eşcinsellere küfür ederken, eğlence olsun diye yoldaki travestilerle birlikte olmakta ve sonra evine dönünce yine taşfırın erkeği rolüne geri dönmektedir. kabul etmeliyiz ki; eşcinselleri veya travestileri de kendi bedenleriyle para kazanmaya iten bizim toplumumuzun ikiyüzlülüğüdür. islam dininde zorlama yoktur, inanç sistemleri özleri itibariyle tanrı ile kul arasındadır ve öyle kalmalıdır.
özenmek, değişiklik yapmak nedeniyle bu yolu seçenlere ise sözüm yok. kendi tercihleri,kendi hayatları...benim için-inanç sistemleri için-toplum için bu tarzı doğru olmayabilir; ama bu durumda bile konu bizi hiç ilgilendirmez. bunları çocuklarımız görüp özenir, etkilenir diyen anne-babalara ise tek sözüm var: iyi yetiştirirseniz hiçkimseye hiçbişey olmaz. (ünlem). ne televizyondan etkilenir, ne de başka şeylerden.
ha, bu olay bir yozlaşma belirtisi midir, toplum ahlakını aşağıya mı çekiyordur, bunlar bilahare tartışılacak konulardır. mutlaka kötü etkiliyorlar, zarar veriyorlardır ama onlara kalana kadar zarar veren çok fazla şeyler var. ( mesela tv )
amerikan psikiyatri derneği (dsm4) eşcinselliğin bir tercih değil, yönelim olduğunu açıklamıştır. yani bir eşcinselin "tedavi edilmesini" önermek, onu tedavi görmeye, psikolojik yardım almaya zorlamak yapılacak en aptalca (ve sonuçsuz) harekettir.
evrim teorisinin çuvalladığı (neredeyse) tek nokta. şöyle ki:
malum evrim teorisine göre hayatta kalan / kalabilen türler yaşar, hayatta kalamayanlar ölür. böylece hayatta kalma becerisi zayıf olan türlerin üremesi kısıtlanmış olur. üreyenler ise yoluna devam eder.
iyi de: tarih boyunca eşcinsel eğilimler içindeki bireylerin, üreme işini bir ölçüde savsakladıkları düşünüldüğünde, nesilleri niçin hala devam etmektedir? zamanla nüfuslarının azalması, nihayet yeryüzünden kaybolmaları gerekmez miydi? (evrim teorisine göre)
normalden sapmadır.hormonal bozukluktur.
eşcinselliğin normal olarak savunulmaya başlanması , çeşitli çarpıklıkları hatta eşcinsel sömürüsünü de beraberinde getirecektir ; çünkü insanın iflah olmaz bir doyumsuzluğu vardır.
ancak yine de kişinin eşcinsel olması diğer insanlar tarafından dışlanmasını gerektirecek bir sebeb değildir.kaldıki eşcinsellik kendi tercihi değil , vücudunun çeşitli sebeblerden ötürü normalden uzaklaşmasıdır.bu zaten bireyi suçlamanın yersizliğini apaçık ortaya koymaktadır.
eşcinsel bir erkeğin başkalarına zarar veremeyeceğini düşünmek de oldukca yanlıştır.nasıl heteroseksüeller diğer insanlara zarar verebiliyorsa pek tabi eşcinselller de diğer insanlara zarar verebilmektedir.
örneğin ; bir aile babasının zevk için beraber olduğu bir eşcinselden kaptığı hastalığı eşi dahil çevresine yayması zaten sınırları zorlayan bir zarar olarak görülmektedir.
cinsel yolla bulaşan hastalıklar bazı durumların ciddiyetini anlayabilmek açısından yeterli olacaktır.