var olmayan şeyin yok edilemeyeceğini vurgulayan söz.öyle ya bir şey artık yoksa bir zamanlar var olmuştur, ve ancak bir zamanlar varsa sonraları yok olur.
dostoyevski nin karamazov kardeşler romanında ,inançlar konusu gündeme geldiğinde,baş karakter aleksey karamazov ile tartışan kolya krasotkin in söylediği söz.kolya bu lafı bir yerden çalmıştır,ama kitapta kimden çaldığı geçmez.
ayrıca bence;
dünyadaki binlerce yıldır süregelen müthiş düzeni idrak edememiş kuru beyinlerin,hala at gözlüklerini çıkarıp atamamış safların,özentilerin,başkalarının inançlarını saflık olarak nitelendirmesi sonucu oluşturdukları kaosun hedef alınması sonucu söylenmiş olması muhtemel söz.her kelimesi altınla,zümrütle işlenmesi gereken deyiş.
her nasıl ki,bir laboratuvardaki kimyasallar,kimyagersiz, raflarından düşüp,kendiliğinden müthiş bir ilaç meydana getiremiyorsa,bu dünya da kimyagersiz,yani yaratıcısız değildir daima da ona muhtaçtır.inanmayanların aynaya bakıp yüzlerindeki simetriyi ve dengeyi görmelerini tavsiye ederim.
yok sen sapıtmışsın,delirmişsin,sen gericisin,falansın filansın diyen varsa onlara da inanmadıkları, bizimse ana kaynağımız kuran-ı kerim den kafirun suresi armağanımdır.
karamazov kardeşler'de geçen tanrı yoksa her şey mübahtır cümlesiyle tamamlanınca anlam kazanan cümle. dostoyevski'ye göre tanrı'nın olmadığı bir dünyada "ne olsa gidecektir" ve erdem de sözkonusu olmayacaktır. doğrudur dostoyevski'nin dediği dibine kadar.
kendi ayağına dolanan bir önermedir. zira, doğru kabul edilirse, "tanrı vardır, icat etmemize gerek kalmadı" denmiş gibi oluyor. yanlış kabul edilirse de, tanrı yoktur, icat etmek zorunda kaldık, denmiş oluyor ki bu da gene tanrı var demeye geliyor. icat etmek ile "zaten varolması" arasındaki ayrım temellendirilmeden bu söylenince böyle bir durum oluyor. ikisinin gündelik anlamı "bir tanrının olması"nda eşitlendiğinden, önerme doğruluk değeri taşıyamıyor bir nevi.
üst komşumun dediğine göre akla yatkın bir açıklama. bir kere kendisi hiçbir şey icat etmediğine yemin ediyor. e o icat etmediyse- yalan söyleyecek hali yok ya- tanrı yok değil demektir. yani vardır. ekseriyetle, perulu fizikçi ingrug dilemma'nın "3 tanrım olsaydı birini yerdim" aforizması aslında her şeyi açıklıyor...
şimdi burada espriyle karışık girilerin hepsi ateizm propagandası yapıyor bilmem farkında mısınız. lafın kendisi de alet oluyor bunlara. "tanrı olmasaydı" diye başlayan bir laftan hayır gelmez. tanrının varlığı bir önerme değildir.
alttan alta teizm propagandası yapan aforizma. "olmasaydı"... sanki varlığı kesin bilimsel gerçek de, gönlümüzü eğlendirmek için "what if" senaryolarını konuşuyoruz. ideolojinin söyleme, söylemin üsluba üslubun da insan aklına olan diktasını gösteren nadide bir örnek.
başka bir açıdan bakınca, tanrının olmadığı bir evrenin tahayyül edilebileceğini dolayısıyla tanrıtanımazlığın desteklenebilir görüş olduğunu söylüyor satır aralarında bu laf; her ne kadar tek satıra sığıyorsa da. öyleyse iki sonuç çıkarıyorum: tanrı olmasa da böyle bir evren var olabilir. tanrı olmadan var olan paralel evrende de insanlar tanrıya inanır. bu iki sonucu da birbirine bağlayarak diyorum ki: tanrının varlığıyla yokluğu aynı sonuçları doğurur; her halükarda insanların yaşadığı ve tanrıya inandığı bir evren gözleriz. öyleyse tanrı sorunu önemsizdir. voltaire'in aklını okumak isteyenlere de ders olsun bu.
işi şakaya vuran eğlenceli yazarlarımızı bir kenara bırakırsak bu sözün sahibinin başka bir aforizması daha vardır: ateizm çok az zeki insanın yardımcısıdır.
aynı insana ait olan bu iki cümleyi harmanlarsak; "tanrı olmasaydı" düşüncesinin alt metninde "tanrı zaten yok" yargısının izleri olduğunu belirtebiliriz. ya da bana öyle geliyor.
direnmenin estetiği adlı kitapta da geçen ve açıklanan önermedir.şöyleki; ''tanrı olmasaydı insan kendini kısıtlaymazdı.insanın yaratıçılığını kısıtlamak için icat ettiği şeydir tanrı'' der kitap.
-insanın yaratıcılığını kısıtlamaya yönelik yaptığı bu hayran olunası yaratım (ki buna tanrı diyoruz) insan yapımı olmasına rağmen ne kadar büyüleyici ve ne kadar amacına aykırı, üstelik buna rağmen insan hala nasıl alçak gönüllü olabiliyor- düşüncesini beyinlere bağıran çığırtkan cümle.