belki ilginizi çeker
  1. · şu an her şey çok farklı olabilirdi
  2. · can yücel
  3. · şayet
  4. · can alıcı şiir dizeleri
  5. · sevgilinin elleri
  6. · insanı derinden etkileyen şiirler
  7. · sevgi
  8. · eşi bakire olmadığı için ayrılan erkek modeli
  9. · mutsuzluğun formülü
  10. · ramazan müslümanları
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  2. · günün tek şarkılık özeti
  3. · aşk
  4. · erkekte ses tonu
  5. · banu güven
  6. · sözlük yazarlarının itirafları
  7. · galatasaray
  8. · dünya vatandaşı
  9. · juventus

eğer  

  1. chatte; eer
    (dydm, 08.08.2004 06:50)
  2. ingilizce if
    (skin, 08.08.2004 16:13)
  3. eğer

    o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması
    mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

    dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
    en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

    yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    o kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

    su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

    o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    ıssız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
    kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

    gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
    kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
    ya canım ellerini tutmak isterse...

    evet sevgili,
    kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer! !

    can yücel
    (esdora, 11.03.2005 10:12 ~ 10:12)
  4. bir olayın olması şartını koşan ifade. eş anlamlıları ola ki, şayet
    (gblack, 11.03.2005 10:23)
  5. türkçe derleyici yapılması ile birlikte kullanılabiliecek bir programlama dili komutu.
    (hansvoralberg, 11.03.2005 10:50)
  6. bir rudyard kipling şiiri.

    eğer

    bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
    ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
    eğer başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
    eğer sana kimse güvenmezken , sen kendine güvenir
    ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen
    eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
    veya hakkında yalan söylenir ve sen yalanla iş görmezsen
    ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan
    bütün bunların beraberinde ne çok iyi , ne de çok akıllı görünmezsen
    eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan
    eğer düşünebilir de düşüncelerini amaç edinebilirsen
    eğer zafer ve yenilgiyle karşılaşır
    ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen
    eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
    ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen
    ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığı zaman
    ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen
    eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
    ve bir yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen
    ve kaybedip yeniden başlayabilir
    ve kaybın hakkında bir kelimecik olsun birşey söylemezsen
    eğer kalp , sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
    onları işe yaramaya zorlayabilirsen
    ve kendine "dayan" diyen iradenden başka
    bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen
    eğer kalabalıkta konuşup onurunu koruyabilirsen
    ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen
    ne düşmanların nede sevgili dostların sen incitemezse
    sen aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen
    eğer bir daha geri gelmeyecek olan dakikayı ,
    altmış saniyede koşarak doldurabilirsen
    yeryüzü ve üstündekiler senindir.
    ve dahası sen bir insan olursun oğlum.

    rudyard kipling
    (camel, 22.12.2005 06:10)
  7. can dündar yazısıdır. evet copy paste dir ama okumaya zaman ayırmalıdır. eğer seviyorsan ve eğer uzak ne demek biliyorsan, kelimesi kelimesine hazmetmelidir yazılanı.

    o’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
    ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
    o’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, o’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
    sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, o’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
    dünyanın en güzel yeri o’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
    hayat o’nunla güzel ve onsuz müptezelse...
    elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, o’nun yüzü pembeyse,
    kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
    her şiirde anlatılan o’ysa... her filmin kahramanı o... her roman o’ndan söz ediyor, her çiçek o’nu açıyorsa...
    bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
    iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
    eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire o’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
    mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi o’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
    kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
    özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
    hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
    o’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
    ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
    gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
    bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep o’nun yüzü suyu hürmetine...
    uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
    dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,
    nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
    kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
    gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
    her gidişte ayaklarınız "geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
    ...o halde yarın sizin gününüz!...
    "çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
    (gülümsün, 13.02.2006 11:45)
  8. bugüne dek edebiyat,türkçe hocalarından bile neden kullanıldığı sorusuna tatmin edici cevap alamadığım bağlaç.
    -sa,-se ekleri zaten şart bildiriyorsa,'eğer' kullanmak anlatım bozukluğuna neden olmaz mı?*
    (ksanikse, 16.08.2006 02:00)
  9. bülent ecevit'in kendine has türkçesi ile yaptığı çevirinin kulağa ve beyne masaj yaptığı rudyard kipling şiiri.

    çevrende herkes şaşırsa ve bunu da senden bilse,
    sen aklı başında kalabilirsen eğer,
    herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
    hem de kendine güvenebilirsen eğer,

    bekleyebilirsen usanmadan,
    yalanla karşılık vermezsen yalana,
    kendini evliya sanmadan
    kin tutmayabilirsen kin tutana,

    düşlere kapılmadan düş kurabilir,
    yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
    ne kazandım diye sevinir,
    ne yıkıldım diye yerinir,
    ikisine de vermeyebilirsen değer,

    söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
    kandırabilir diye safları dert etmezsen,
    ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
    koyulabilirsen işe yeniden,

    döküp ortaya varını yoğunu
    bir yazı turada yitirsen bile
    yitirdiklerini dolamaksızın diline
    baştan tutabilirsen yolunu,

    yüregine, sinirine "dayan" diyecek,
    direncinden başka şeyin kalmasa da,
    herkesin bırakıp gittiği noktada
    sen dayanabilirsen tek,

    herkesle düşer kalkar erdemli kalabilirsen,
    unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
    dost da düşman da incitmezse seni,
    ne küçümser ne de büyültürsen çevreni,

    bir saatin her dakikasına emeğini katarsan hakçasına,
    böylece dünyalar önüne serilir,
    üstelik oğlum adam oldun demektir.
    (tuogalen, 08.04.2007 14:01 ~ 24.04.2007 01:14)
  10. ebru yaşar'ın pop alt yapılı arabesk şarkısı.ilginç kombinasyon.sözleri güzelce.
    ;
    daha ilk günden sıkıyorum ama emin ol bunları bilmelisin,
    gözünü korkutmak istemem ama kurallarımı öğrenmelisin.

    her şeyin bir sınırı var hayatta, benim sınırımı görmelisin,
    kendimi tanırım, çabuk atlatırım, beni bir daha hiç göremezsin!

    eğer beni deli gibi seveceksen,
    aşkımın değerini bileceksen,
    her gece gözümde tüteceksen,
    hayatıma hoşgeldin diyorum.

    ama bir kaç günde biteceksen,
    başkaları gibi üzeceksen,
    habersizce çekip gideceksen,
    kusura bakma elveda diyorum.
    (kurdeşendöken, 06.04.2009 02:01)
  11. birikmemesi gerekir birikince can sıkan cinsten yapılamaylanara özlemdir. cahil adamın tek avuntusudur, vakit kaybıdır. keşkenin yandan yemişide denebilir.
    (deulu, 30.05.2009 01:43 ~ 01:43)
  12. bana ifade ettiği ilk anlam can dündar'a ait bir yazıdır. ilk elime geçtiğinde okuduğum, kendimden parçalar aradığım, biraz biraz bulduğum, çoğunlukla bulmak isteyip bulamadığım ama bulduklarımla yetindiğim bir yazı.
    ve öte yandan can yücel'in bu isimde muhteşem bir şiiri mevcuttur.
    ikisi de şöyle bir sarsar bünyeyi.
    (balefulwhisper, 02.11.2009 01:13)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil