a bed of moss was granted,
she laid down with a sigh,
embraced by the green blankets
she kissed the world goodbye...
dizelerini barındırmanın ötesinde, inanılmaz akustik sololara sahip olan, hüzünlü flütü ve fısıldayan vokaliyle, dinlediğiniz an her ne yapıyorsanız onu bırakıp uzaklara boş boş bakmanızı, hatta belki de gözlerinizin dolmasını sağlayacak olan empyriumeseri.
99 çıkışlı where at night the wood grouse plays'in ikinci şarkısı.
aynı zamanda bir "adın yeter beni öldürmeye" şarkısı. bir diğeri için (bkz: a dying wish)
barışarock 2007'ye katılmak için 4-5 günlüğüne istanbul'a gidip, 15 gün kalıp ahanda bugün evine dönmüş yazardır. misafirliğin de bi sınırı olduğunu öğrenmesi gerekmektedir en yakın zamanda.
enfes bir enstrumentaldir bu, bütün çalgılar bu kadar mı güzel hissetirilir dinleyene. dinlersiniz, sonra tekrar ve tekrar, sonrasında günlerce beyninizde çalmaya devam eder adeta, bu şeker tadında ki melodi ziyafeti.
en güzel enstrümental parçalardan birisidir. sanki şey gibi.. sözcükler biter de artık söylenebilecek hiçbir şey kalmaz.. o zaman notalar devreye girer.. bu parça anlatılmak istenen şeyi söz kullanmadan insanın yüreğine işliyor. saatlerce playlist'in tek parçası olarak kalabilmeyi başarmasının da altında bu özelliği yatıyor..