kendisine geleceğin
tim duncan'ı denmektedir. ancak bu gerçekten uzak bir benzetmekdir. duncan'dan çok hazzetmesem de kabul etmek gerekir ki o basketbolu vücuduyla değil beyniyle oynar. howard ise bunun tam tersidir. ittirir, kaktırır, uçar, uçurur; kısacası vücudunu kullanır. bu yüzden ikisi çok farklı oyunculardır. birini diğerine benzetmek saçmadır.
elbette ki howard işlenmemiş bir cevherdir. iyi bir koçun eline düşerse ilerde büyük bir uzun olacaktır. ancak hiç bir zaman duncan gibi ince oynamayacak, onun gibi kafasını kullanmayacaktır. bu yüzden onu geleceğin duncan'ı olarak değil de
shawn kemp'i olarak lanse etmek çok daha akıllıca olur.
ama geleceğin kemp'i olabilmek için bile çok çalışması gerekmektedir. zira bu konuda ondan çok daha önde olan bir isim vardır. hatta kempten bile öndedir bana kalırsa bu isim:
(bkz:
amare stoudemire)